“Çık git hemen evimden! Kız kardeşim ve çocuklarına daha fazla dayanamıyorum!”
“Defne, çık dışarı hemen!” diye bağırdım kapı eşiğinden. Artık kız kardeşim ve şu üç çocuğuna tahammülüm kalmamıştı.
İzmir’in küçük bir kasabasında, sabah pazarının sesleriyle uyanıp simit kokularına karışan bir hayatım vardı. Kırk yaşına gelmiştim, ama hayatım kız kardeşim yüzünden bir sirke dönmüştü. Adım Aylin, boşandıktan sonra zor bela ödediğim iki odalı dairemde tek başıma yaşıyordum. Ama küçük kardeşim Defne, üç çocuğu ve sorumsuzluğuyla sabrımın sonunu getirdi. Dün kapıda ona bağırdım: “Defne, defol git buradan!” Şimdi acaba haklı mıydım diye düşünüyorum, ama dostum, artık yetti!
**O Kadar Yakın Olan Kız Kardeş**
Defne benden beş yaş küçük. Hep yakındık, karakterlerimiz zıt olsa da. Ben düzenli, çalışkan, her şeyi omuzlayan tarafım. O ise havai, hep “daha iyi bir hayat” peşinde. Üç oğlunun üç ayrı babası var: Deniz 12, Ege 8, ve Can 5 yaşında. Bir hizmetçi odasında kalıyor, gündelik işlerle geçiniyor, ben de ona hep yardım ediyorumharçlık, alışveriş, çocuklar için kıyafetler. “İki haftalığına kalabilir miyim?” dediğinde hayır diyemedim. Şimdi üç ay oldu.
Evim benim sığınağım. Boşandıktan sonra her şeyimi buna yatırdımtadilat, mobilyalar, rahatlık. Bir otelde resepsiyonistim, düzen ve istikrar benim için önemli. Ama Defne ve çocukları geldiğinden beri evim bir savaş alanına döndü. O şeytanlar koridorda koşuyor, bağırıyor, her şeyi kırıyor, duvarlara resim yapıyor. Defne ise onları eğitmek yerine telefonunda gezinip duruyor ya da “bir iş için” ortadan kayboluyor, çocukları bana bırakıyor.
**Cennetimi Mahveden Kaos**
İlk günden hatamı anladım. Deniz bana karşılık veriyor, Ege duvarları boyadı, Can ise yemeğini her yere saçıyor. Ne Defne’yi dinliyorlar ne de benisanki annelerinin onları bir erkekten diğerine sürüklediği bu hayata alışmışlar, benim evim de sadece bir durak. Defne asla temizlemiyor, yemek yapmıyor, hiçbir şeye yardım etmiyor. “Aylin, sen zaten yalnızsın, ne olacak?” diyor. Ben ise bu küstahlığa boğuluyorum.
Evim bir han gibi. Lavaboda bulaşık dağları, her yerde oyuncaklar, kanepede çikolata izleri. İşten geliyorum, dinlenmek yerine paspas sürüyorum, beş kişilik yemek yapıyorum, çocukları sakinleştirmeye çalışıyorum. Defne ise ya uyuyor ya da telefonda gevezelik ediyor. “Topla şunları,” dediğimde gözlerini deviriyor: “Aylin, yine mi başlıyorsun, yorgunum ben.” Yorgun mu? Neyden? Benim sırtımdan geçinmekten mi?
**Bardağı Taşıran Damla**
Dün eve geldiğimde evimi tanıyamadım. Çocuklar her yerde koşuyor, biri az daha beni deviriyordu. Mutfakta bulaşık yığını, salonda halıya dökülmüş meyve suyu. Defne kanepede telefona gömülmüştü. Patladım: “Defne, çık git buradan, hemen!” Bana deliymişim gibi baktı: “Ciddi misin? Çocuklarla nereye gideceğim?” Ben de “Benim sorunum değil,” dedim ama içim titriyordu. Çocuklar donup kalmış, bizi izliyordu, içim acıdı. Ama artık dayanamıyorum.
Ona bir hafta süre verdim. Ağlamaya başladı, “Acımasızsın, öz kardeşini sokağa atıyorsun,” dedi. Peki, evimi mahvederken neredeydi şefkati? Yaptığım her şey için teşekkürü neredeydi? Arkadaşlarım “Aylin, haklısın, artık onları besleme,” diyor. Ama annem, kavgamızı duyunca arayıp yalvardı: “Onları sokağa atma, çocukları var.” Peki ya ben? Ben huzuru hak etmiyor muyum?
**Korku ve Kararlılık**
Çok sert davrandığım için korkuyorum. Defne ve çocukları gerçekten zor durumda, özellikle yeğenlerim için suçluluk hissediyorum. Ama onun sorumsuzluğu için kendimi feda edemem. Bu ev benim her şeyim, onun dağınıklığının çöplüğü olmasına izin vermeyeceğim. Ona bir ev bulması için yardım teklif ettim, ama reddetti: “Bizi atmak istiyorsun işte.” Belki de evet, ne olmuş yani?
Bu hafta nasıl geçecek bilmiyorum. Annem beni affedecek mi? Defne bunu kendisinin getirdiğini anlayacak mı? Yoksa “şeytan kardeş” mi olacağım? Ama bir şey kesin: Artık onların kurtarıcısı olmak istemiyorum. Kırk yaşında, kendi evimde, düzen içinde, sınırlarımı çiğnetmeden yaşamak istiyorum.
**Özgürlük Çığlığım**
Bu hikaye, benim hayatıma sahip çıkma hakkım. Defne belki çocuklarını seviyor, ama sorumsuzluğu benim dengemi yok ediyor. Çocuklar suçlu olmayabilir, ama ben onların annesi olamam. Kırk yaşında evimi, huzurumu, onurumu geri istiyorum. Bu seçim acıtacak, ama pes etmeyeceğim. Ben Aylin’im ve kendimi seçiyorumkız kardeşimin kalbi kırılsa bile.




