– Peki, beni çocuk yuvasına geri mi vereceksiniz?

Beni yine yuvaya mı geri vereceksiniz? Teyze dedi ki siz acele ettiniz, beni aldınız çünkü bir bebeğiniz olacağını bilmiyordunuz. Ben sizin değilim

Ayşe, mutfakta krep pişiriyordu. Kocası işten dönecekti, akşam yemeğini hep birlikte yiyeceklerdi.

Bir şey tuhaftı, bugün Barış odasında sessiz sessiz oynuyordu. Normalde, Ayşe krep yaparken yanında dolanır, gözlerinin içine bakarak:

“Anne, bir tane daha krep alabilir miyim?” diye sorardı.

Ayşe verirdi, Barış’ın doyduğu belli olurdu ama yine gelir, her heceyi uzatarak:

“Anneciiiğim, bir tane daha?” derdi.

Ayşe anlamıştı ki Barış’ın karnı çoktan toktu, sadece o sıcacık, muhteşem kelimeyi tekrar tekrar söylemek istiyordu: “Anne.” Eskiden Ayşe, spatulasını bırakıp Barış’ı kucağına alırdı, daha çok ağır değildi, henüz beş yaşındaydı. “Hadi oğlum, babayı işten karşılamaya gidelim mi?” derdi.

Barış da sevinçle tekrarlardı:

“Evet, anne, babayı karşılamaya gidelim!” Gözleri parlardı, hâlâ bu mucizevi kelimelere alışamamıştı. Daha önce hiç annesi ve babası olmamıştı, ama şimdi vardı.

Üstelik artık kendi odası, yatağı vardı. Babasının aldığı spor duvarı ve salıncak da vardı! Arabalar, robotlar, lego setleri ve daha nicesi Hepsi onundu, kimsenin değil. Akşamları annesi kitap okur, saçlarını okşar ve onu sevdiğini söylerdi. Barış bu sevgiyle dolmuştu ve geçmişi neredeyse unutmuştu.

Ayşe oğlunu çağırmak istedi ama tam o sırada karnına bir tekme geldi. Elini koydu ve bir tekme daha

Allah’ım, Ayşe her gün bu beklenmedik hediyenin sağlıklı olması için dua ediyordu. Hatta kızlarına bir isim bile bulmuşlardı, Mehmet “Zeynep olsun” demişti. Kocasının büyükannesi de Zeynep’ti.

Doktorlar Ayşenin çocuğunun olamayacağını söylemişlerdi, o yüzden Mehmetle Barış’ı yuva

Rate article
Lifequest
– Peki, beni çocuk yuvasına geri mi vereceksiniz?