Al İşte! Senin Olsun! Boş Yere Dinledim Ben Sana” – diye bağırıyordu yabancı kadın

**Günlük Girişi**

“Al! Bunu da senin yüzünden aldım!” diye bağırdı tanımadığım bir kadın.

Kocamın sevgilisinden olan kızını büyütüyorum. Evet, yanlış duymadınız. Bazıları deli olduğumu, tedavi görmem gerektiğini düşünebilir. Ama lütfen hikâyemi sonuna kadar dinleyin.

O zamanlar 2005 yılındaydık. Mehmetle ailemiz ve kendi işimiz vardı. Sevgili kocamın birkaç bakkal dükkânı vardı, ürünleri Polonya, İtalya ve Almanyadan getiriyorduk. Onun işi sayesinde ben çalışmak zorunda kalmıyor, ev işlerine tamamen odaklanabiliyordum. Üstelik o sırada beş yaşında bir oğlumuz vardı, Yiğit. Kendimi tamamen ona ve ev işlerine adamıştım. Mehmeti her akşam evde sıcak bir çorba, mantı ya da sarmalar bekliyordu. Tabii bir de tertemiz bir ev…

Ama her şey o lanet akşamda değişti. Arkadaşların evinden dönerken Yiğit arabada uyuyordu. Eve yaklaştığımızda Mehmetin gerginleştiğini fark ettim. Kapının önünde genç bir kız duruyordu ve pembe bir battaniyeye sarılmış minik bir bebek tutuyordu. Arabadan iner inmez kocamın yanına koştu:

“Al! Bunu da senin yüzünden aldım! Seni dinleyip kürtaj olmadığım için pişmanım!”

Donup kalmıştım. Mehmet de şaşkınlık içindeydi.

“Onu ne görmek ne de duymak istiyorum! Bir daha asla arama! Kızıma da bir şey söyleme!”

Birkaç dakika dondurucu soğukta, tipinin ortasında kala kaldım. Komşular pencerelerden bağırışmaları duyup bakmaya başlamıştı. Mehmet ise sessizce pembe battaniyeye sarılı bebeği kucağında tutuyordu.

“Hadi içeri girelim, soğukta durmayalım… Evde her şeyi anlatacağım.”

Meğerse o kız, bir yıl önce işten ayrılan eski çalışanımızmış. Sebebini tahmin edersiniz.

“Şimdi ne yapacağız bununla?” diye fısıldadı Mehmet, bebeği yatağa yatırırken.

“Ne mi yapacağız? Büyüteceğiz. Bu senin kızın.”

Doktorlara bir miktar para karşılığında sahte bir hamilelik kaydı düşürttüm. Kızımızın adını Elif koyduk. Ona karşı nefret ya da kin beslemedim. Sadece şunu anladım: Bu masum çocuğun hiçbir suçu yoktu. İki aylık bir bebeği neden sevmeyeyim ki?

Mehmet’in ihanetini çok uzun süre affedemedim. Psikoloğa gidip boşanmayı bile düşündük. Ama zaman her şeyin ilacıdır. Kocamın gerçekten pişman olduğunu, güvenimi yeniden kazanmak için çabaladığını gördüm. İnanın, bir günde affetmedim; yıllar aldı.

Yiğit, Elif’i çok sevdi. Onunla oynuyor, parka bebek arabasıyla gezmeye götürüyor, arkadaşlarına “Bakın ne güzel kız kardeşim var!” diye hava atıyordu. Kimse ona kötü bir söz söyleyemezdi.

On sekiz yıl geçti. Elif büyüdü ve tıpkı Mehmet gibi oldu. Hapşırırken bile burnunu aynı şekilde kırıştırıyordu. Ona hep öz kızım gibi davrandım. Tabii bazı komşular hâlâ dedikodu yapıyor, Elifle bahçede gezerken yan gözle bakıyorlar.

Geçen hafta Elifin doğum günüydü. Önce aile içinde kutladık, sonra arkadaşlarıyla kafeye gitti. Kayınvalidemler, annem-babam, Elifin vaftiz ailesi geldi. Sonra beklenmedik bir misafir çıkageldi: Elifin biyolojik annesi.

“Sen burada ne arıyorsun?” diye hırladı Mehmet, onu kapıdan çevirirken.

“Ne mi arıyorum? Kızımı görmeye geldim. Defne nerede?”

“Onun adı Defne değil, Elif. Ne istiyorsun?!”

“Allah aşkına, daha güzel bir isim mi bulamadınız? Ben ona hediye getirdim. Parfüm, yeni telefon. Nerede o?”

“Bak, onun bir annesi ve babası var. Sen hiçbir şeysin. On sekiz yıl sonra mı aklına geldi? Şimdiye kadar neredeydin?”

“Benim nerede olduğum sana ne? Size dava bile açabilirim!”

“Defol git ve bir daha buraya ayak basma. Yoksa polisi ararım.”

Mehmet onu kovdu. O an anladım ki, ailemizi hiçbir şey yıkamaz. Biz birbirimizi korur ve sevgimizi paylaşırız. Mehmet harika bir baba ve çocukların böyle bir babası olduğu için şanslıyım.

Peki siz, bir başkasının çocuğunu bu şekilde kabul edebilir misiniz?

Rate article
Lifequest
Al İşte! Senin Olsun! Boş Yere Dinledim Ben Sana” – diye bağırıyordu yabancı kadın