Kapıyı neden açmıyorsun? İstemiyorum! Açmayacağım da. Misafirler gelmeden haber vermeli, bir de çekmecelerde, buzdolapta, dolaplarda karıştırmamalı. Nasıl yani açmayacak mısın? Bu benim annem! Bana gelmiş! Öyleyse sen karşıla onu! Ama benim evimde değil.
Şu Viki daha iyi anlaşıyordu annemle.
Biliyor musun, şimdi eski sevgilimin senden ne kadar üstün olduğunu saymaya başlarsam, ikimize de ayıp olur.
Kendimden pek emin değilim ama diye sinirli bir şekilde kesip attı Aslı, mutfak masasını ovuşturarak. İkiniz de Vikiyle bu kadar iyi anlaşıyordunuz, niye ayrıldın o zaman?
Vedat alınmış bir şekilde arkasını döndü ve camdan dışarı bakarak suratını astı.
Zaten o hikâyeyi biliyorsun
Biliyorum. Öyleyse bana Vikişinden bahsetme diye kesti Aslı. Yoksa senin bir sonraki eski sevgilin ben olurum.
Aslı gerçekten radikal kararlar alacak noktaya gelmişti.
Vedatla neredeyse bir yıl önce ortak bir arkadaş grubunda tanışmıştı. Hatta o Vikiyi de tanıyordu, pek yakın değildi ama. Vedatı da o getirmişti yanına. Sonra birkaç ay içinde herkesin radarından kaybolmuştu.
Bir gün, sarhoşken, Vedat ona Vikiyle aldatıldığını fark edip ayrıldığını anlatmıştı. Hatta gözünden bir damla yaş bile süzülmüştü.
O zaman Aslıya bu çok tatlı gelmişti: duygularını göstermekten çekinmeyen, aşkına değer veren bir erkek. İçinde bir şey kıpırdamış, ona acıyıp teselli etmek istemişti.
Şimdi anlıyordu ki o “bir şey” annemlik içgüdüsüydü, kadınca bir ilgi değil. Ama o zaman bu bile aralarında bir ilişki başlatmaya yetmişti.
Her şey güzel başlamıştı. Vedat onu iş çıkışı karşılıyor, eve bırakıyor, her gün tatlı mesajlar yazıyor, üşüyüp üşümediğini soruyordu. Aslı kendini özenle sarılıp sarmalanmış hissediyordu.
İlk kez telaşlanması, Vikinin ona yazmasıyla oldu.
Merhaba. Vedatla tanıştığını duydum. Tabii ki beni ilgilendirmez ama dikkatli ol. Onun annesiyle ayrılmaz bir ikililer.
Aslı bunu aklına yazdı ama önemli bir şey olmadığını düşündü. Aşk böyle engelleri aşardı. Sonuçta bir kadınla kötü geçinmiş olması, diğeriyle de öyle olacağı anlamına gelmezdi.
Merhaba. Sanırım biz kendi işimizi hallederiz. Yine de uyardığın için teşekkürler diye cevapladı Aslı.
Bu konuşmayı uzatmak istemiyordu. Vedata karşı ayıp olurdu.
Ama Vedat onun konforunu hiç umursuzmuyordu.
Annesi, Meral Hanım, ilk kez habersiz geldiğinde Aslı neredeyse sakin karşılamıştı.
Belki de ikisi de bunun ne kadar rahatsız edici olduğunu anlamamıştı. Sonuçta Meral Hanım oğlu için endişeleniyor, kimle yaşadığını görmek istiyordu.
Aslı, Vedatı annesini karşılamaya yolladı, aceleyle giyindi, saçlarını öylesine topladı ve gözlerinin altı torbalar içinde, uykulu bir halde kayınvalidesiyle tanışmaya çıktı. Ancak o sırada kadın salondaki dolabın çekmecelerini karıştırıyordu.
Hah, her şey karışık dedi Meral Hanım küçümseyerek gülümseyerek. Sonra da çoraplar eşlerini bulamaz. Aslı, biraz kahvaltı yapalım, sana kıyafetleri nasıl düzgün katlayacağını öğreteceğim ki buruşmasın, kaybolmasın.
“Merhaba” yerine ilk cümle buydu. Aslının şaşkınlığını tarif etmek kelimelerle mümkün değildi. Yabancı birinin kendi evinde, kendi çamaşırlarını karıştırması kabalıktı.
Ama ilişkinin başında kabalığa kabalıkla cevap vermek doğru gelmedi, sabretti.
Aman, yavrum, gözlerinin altı ne hâle gelmiş! diye devam etti Meral Hanım acıyarak. Salatalık kürü yapmalısın. Daha iyisi, böbreklerini kontrol ettir. Bir tanışım var
Aslı gülümsüyor, başını sallıyor ve tanımadığı insanların hastalıkları hakkında dinlemekten çok keyif aldığını sanıyordu. Olsa olsa hemen geri yatıp uyumayı hayal ediyordu, çünkü saat




