Alo, Nazlı, gelebilir misin, kendimi iyi hissetmiyorum.
Alo, Nazlı, gelebilir misin, kendimi iyi hissetmiyorum. Deniz ile Aslı bana Keremi bırakıp misafirliğe gittiler, onlara ulaşamıyorum.
Yine mi bıraktılar? Bu da ne böyle! Hemen geliyorum, anne.
Yarım saat sonra Nazlı annesinin yanındaydı.
Tansiyonum çıktı, düşüremiyorum. Başım küt küt atıyor
Ambulans çağıralım mı?
Gerek yok, sadece uzanmak istiyorum. Ama Kerem durmuyor, odada zıplıyor, her yere tırmanıyor, daha küçük, hiçbir şeyin farkında değil
Nazlı torununu başka odaya götürdü.
“Yine gittiler, minik çocuğu hasta büyükanneye bıraktılar, öfkeden deli oluyorum.
Anne yaşlandı, çocukla ilgilenmek ona zor geliyor, onlarsa hiç umursamıyor. Hep eğlence, hep içki peşindeler.”
Bir saat sonra oğluyla gelini çıkageldi. Üzerlerinde hafif bir sarhoşluk vardı.
Deniz, büyükanne rahatsızlandı, ama siz telefonları açmıyorsunuz. Neden yine Keremi ona bıraktınız?!
Anne, abartma! Büyüanne numara yapıyor, aslında dinç bir tay gibi!
Sus, böyle konuşamazsın! İkiniz de insafınızı kaybetmişsiniz! Üstelik buraya yerleştiniz, bir de yaşlı insana yük oluyorsunuz!
Bize daire almayı reddediyorsunuz, nerede yaşayalım peki?
Belki de çalışmaya başlarsınız? Keremi artık kreşe verebilirsiniz, iki yaşından itibaren alıyorlar, işe girersiniz!
Biz zaten çalışıyoruz, Aslıyla birlikte blog yönetiyoruz. Bir patlama yapacağız, para sel gibi akacak. Sadece biraz sabretmemiz gerekiyor. Reklamlara yatırım yaptık, yakında karşılığını alacağız!
Saçmalık bu! Şu anda herkes blogçu oldu, kedi piresi gibi! Hem bizim size daire alacak paramız yok, biliyorsun. Aile kurmadan önce düşünmeliydiniz.
Benim suçum değil, Aslı birden hamile kaldı! Evlenmek zorunda kaldık!
Yani sen suçsuz musun? Bunu tek başıma mı yaptım?! Aslı konuşmaya karıştı, ondan da alkol kokusu geliyordu.
Başlama yine! Sana korunmanı söylemiştim Kendin ettin, kendin buldun
Bu sarhoş saçmalıklarınızı dinlemek istemiyorum, gidiyorum. Büyükanneye de saygısızlık etmeyin!
Nazlı annesinin yanına baktı, uyuyordu. Demek ki ilaç işe yaramış.
Bağır




