Anne, yarın anaokuluna mavi gömleğimi giydirir misin?
Mavi mi? Neden?
Çünkü Ayşegül Demir dedi ki bu gömlek gözlerime çok yakışıyormuş!
Ayşegül öyle dediyse tabii ki giyersin yavrum.
Mehmet mutlu bir şekilde abisiyle oynamaya gitti. Ali, ondan büyüktü ve okula gidiyordu. Akşam annesi, babasına mavi gömlek hikayesini anlattı, Mehmetin gözlerine nasıl da yakıştığını söyledi. Babası güldü, küçük oğlunun saçlarını okşadı.
Oğlum, Ayşegülü seviyor musun?
Evet, onunla evleneceğim!
Öyle mi? Önce okuyacaksın, okulunu bitireceksin, sonra evlenirsin.
O kadar uzun mu ya
Mehmet düşüncelere daldı.
Baba, yarın evlenebilir miyim?
Yarın mı? Peki nerede yaşayacaksınız?
Evde ya işte! şaşırarak cevap verdi.
Kimin evinde? babası pes etmedi, Ayşegülün evinde mi?
Hayır baba! gözlerini açarak, Ayşegül kendi evinde, ben kendi evimde.
Olmaz oğlum, öyle olmaz. Evlenince Ayşegülü alıp yanına geleceksin, sen çalışacaksın, o da önce anaokuluna, sonra okula, üniversiteye gidecek.
Ya ben? gözleri dolan Mehmet sordu.
Sen de ailen için çalışacaksın.
Ne oldu, niye ağlıyorsun? annesi eğildi önüne.
Anneciğim, Ayşegülle evlenmek istiyorum ama şimdi çalışmak istemiyorum. Anaokuluna gitmek, sonra okula gitmek istiyorum. Babam diyor ki uuuu
Ağlama yavrum, büyüyünce evlenirsin onunla.
Ama ben büyüyene kadar başkası alırsa onu?
Kim alacakmış?
Bilmiyooooom, belki Serkan ya da Volkan.
O zaman sana gerek yok bu Ayşegül, başkası alacaksa
Ertesi sabah Mehmet kararlı adımlarla uzun sarı saçlarına büyük bir kurdele takmış, kırmızı kadifeli elbiseli kızın yanına gitti, elini tuttu ve ciddiyetle dedi:
Seninle evleneceğim, Demir!
Kız bir an baktı ona, sonra arkasını döndü:
Hayır!
Mehmet önüne geçti, ayağını yere vurdu:
Dedim ya, seninle evleneceğim! Şimdi değil, tamam mı Ayşegül? elini tuttu, gözlerine baktı, sonra, olur mu?
Niye şimdi değil? şaşırdı kız, Volkanla Elif şimdi evlendi.
Onlar gerçek değil, oyun gibi. Biz gerçek evleneceğiz!
Tamam! kız başını salladı, el ele tutuşup oynamaya gittiler.
Okulda Mehmet, öğretmeninden yanına Ayşegülü oturtmasını istedi. Öğretmen kabul etmeyince, inatla yanına oturdu.
Büyüyünce Demirle evleneceğim.
Hahaha, güldü çocuklar, gelin mi oldunuz şimdi?
Çocuklar! Sessiz! öğretmen sertçe susturdu, adın ne?
Mehmet.
Mehmet, daha çok küçüksün, böyle şeyler için erken. Yerine otur, tamam mı?
Hayır! Ayşegül, söyle, benimle evleneceksin.
Ayşegül sessizce gülümsüyordu.
Kızım, ne diyorsun? sordu öğretmen.
Büyüyünce gerçekten evleneceğiz, Volkanla Elif gibi değil, onlar anaokulundayken oyun gibi yaptı.
Öyle mi? öğretmen düşünceli baktı, peki, oturun beraber.
Ayşegül onun kalbinin kraliçesiydi. Çantasını taşıdı, köpeklerden, kabadayılardan, hatta öğretmenlerden bile korudu. Bir gün düşüp dizini yaraladığında, onu revire kadar taşımıştı. Lisede ona gerçekten âşık olduğunu söyledi.
Peki Ayşegül ne yaptı?
Gülümsedi, başını dik tutup yürüdü.
Yine de seninle evleneceğim, Demir! diye bağırdı ardından.
Sonra Ayşegülün peşine bir boksör, Murat düştü. Özel arabası vardı, motor tamircisiydi. Mehmet ne morluklar yedi ama asla vazgeçmedi.
Bir gün üç kişiyle karşılaştı. Dayak yiyeceğini anladı.
Hey ufaklık, duvardan ayrılan biri dedi, gel bakalım.
Sen gel.
Laf mı atıyorsun?
Ufaklık değilim, adım var.
Kısaca, Demirden uzak dur, anladın mı? O bizim arkadaşımızın.
Arkadaşın nerede? Kendi mi söyleyemiyor? Söyle ona, benim kızımdan uzak durmazsa benimi vurguladı işi kötü.
Arkasını dönüp sakin adımlarla uzaklaştı. Saldıracaklarını biliyordu
Sonra bir gün arkadan vurdular. Güçleri yetmeyince, bir çığlık duydu.
Ayşegüldü bu. Elinde bir tahta parçasıyla koşuyor, bağırıyor, kalabalığın üstüne atlıyordu. Mehmetin abisi ve arkadaşları da yetişti.
O gün ilk kez onu öptü.
Akşam çeşmenin altında yıkandılar. Elif yeşil sürdü onlara. Sonra hep beraber güldüler. Mehmetin canı acıyordu ama en çok o güldü.
Ayşegülü eve bırakırken, kapının önünde döndü:
Acıdı mı?
Yok, dedi Mehmet, sağlamım.
Ayak parmaklarının ucuna kalkıp öptü onu. Arkadaşlar dönüp bakmadı.
Özür dilerim
Sen ne özrü? Tahtayla herkesi dağıttın. Korktum senden, Demir. Seninle evleneceğim ama sen dövüşmesini biliyorsun!
Sus be, güldü Ayşegül.
Sonra askerlik vakti geldi.
Ayşegül aşırı ağlamadı, omzuna asılmadı. Hep yanındaydı.
Unutma, dönece




