Sonbaharın Sonu, Bir Çalışma Gününün Erken Sabahı – Şehir Henüz Uyanıyor, Ama Kırsal Yoldaki Lastikler Şimdiden Hışırdıyor.

Sonbaharın sonları, çalışma günlerinde erken bir sabah şehir henüz uykuyla boğulmuşken, taşra yolunda lastiklerin hışırdayışı duyuluyordu. Roman Chalin, açık kapının önünde durmuş, zayıf bir çocuğun omuzlarını tutuyordu. Çocuğun yüzü masumdu ama gözlerindeki bakış o kadar olgulu ki, Roman kaburgalarının altında bir sıkışma hissetti.

“Adın ne?” diye sordu Roman.

“Ege,” diye fâkırladı çocuk. “Karışmak istemedim ama… Sessiz kalamazdım.”

“Anlattığın doğruysa, hayatımı kurtardın,” dedi Roman kısıtıyla. “Hadi içer gir. Yemek yiyelim. Sonra konuşuruz.”

Korumalar şaşkınlıkla bakıştılar böyle bir emir almamışlardı. Ama Roman sadece bölgenin efendi değildi; kararlar da ona aitti. Mutfakta taze peynirli börek ve sert kahve kokusu vardı. Ege tabağı görünce, o sabah ilk defa yere değil, yemeğin üstünden tüten buhara baktı öyle nazik yemek yiyordu ki, sanki kaşığa zarar vermekten korkuyordu.

Aylin, her zamanki gibi yavaşça indi, ipek sabahlığıyla, bileğindeki bileklik porselen çay bardağına çarptı ve cilalı dudaklarında bir gülümsemeyle.

“Bugün erken geldin, Roman.” Kolundan dokundu ve parmaklarını gereğinden bir an fazla tuttu. “Bu çocuk da kim?”

“Kapıdayı. Aç. Doyur dedim,” diye yanıtladı sakin. “Onu şehir merkezine götüreceğim.”

Aylin hafifçe başını salladı, dalgın. Gözlerinde ne şaşkınlık ne de sinir vardı. Fazla sakin. Roman, bu dengede bir sahtelik hissetti ve bir an için evinde değil, her gölgenin nereye düşeceğini bildiği bir sahnenin içinde olduğunu fark etti.

İtiraz etmedi. On dakika sonra garajdaydı ne gürültü ne sahne. Cem uzaktaki kapağı, anahtar izlerini ve lastik hortumdaki küçük kesiği gösterdi.

“Mükemmel yapmamışlar ama tamamen de beceriksiz değiller,” diye mırıldandı. “Biri talimatları okumuş.”

“Kameralar?” diye sordu kısa.

“Dün, sistem bir saatliğine çöktü. Her zamanki gibi.”

Roman dişlerini sıktı: ihtiyaç duyduğu anda sistem çöküyordu. Tesadüf olamayacak kadar şüpheliydi.

Akşam, Roman’ın eski ortaklarını araştırırken tanıştığı özel dedektif İsmail telefonla aradı. Söyledikleri soğukkanlıydı.

“Demek,” diye konuştu Roman, otoparkta telefonu elinde, “garaj kamerası ‘aniden’ bir saatliğine çöktü. Frenlere müdahale edilmiş. Bir kadın görmüş. Eşim o sırada ‘uyuyordu’. Telefon kayıtları, rotalar, gelenler, gidenler. Hızlı.”

“Ne demek ‘hızlı’?” diye sordu İsmail.

“Benim bildiğimi anlamadan önce.”

“Anladım. İlk değil. Kısaca, kahramanlık yok: deliller bizim silahımız.”

Roman telefonu kapattı ve bahçedeki karanlığa uzun uzun baktı. Son aylardan sahneler aklına geldi: Aylin’in “vasiyeti güncelleme” isteği “ne olur ne olmaz, sen hep yollardasın”; yeni “spor kulüpleri” ama formasız ve çantasız; balkon fısıltıları, “şiş değil” deyip mikrofonu eliyle kapatışı. Bunları evlilik yorgunluğuna yormıştı. Şimdiyse her kelime bir bıçak gibi saçıyordu.

Ege ofisteki kanepede kıvrılmış uyuyordu. Roman üstüne bir battaniye önünce, “Ya o olmasaydı?” diye düşündü.

“Amca Roman,” diye kekeledi Ege, dirseğine dayanarak, “Yarın bırakacaklar mı? Ben… hırsız değildim. Sadece… garaj soğuktu, burası sıcak.”

“Kimse seni bırakmayacak,” dedi karar. “Yarın merkeze gideceğiz, ama şimdilik burada kal. Anladın mı?”

Ege başını salladı. Yastığa düşerken “Fıfım,” diye mırıldandı.

Roman pencerenin yanında durdu, evin gece hayatını dinledi: perde hareketi, klimanın nefesi. Ve birden fark etti: “Evde” dediğinde, “ben” ve “ev” kelimelerinin çelişmediği basit bir duyguyu uzun zamandır hissetmemişti.

İsmail’in raporu üç gün sonra geldi net, kesin. Telefon kayıtları, “unut” tabletten alınan yazışmalar. Aylin’in geceleri “bir arkadaşa” gittiği, otel barda görüştüğü adam: Roman’ın eski rakibi, kel, bembetek dişli, uzun süredir düşmanı.

“Yarın kaza gibi görünecek,” diyordu sesi. Roman, tableti fırlatmamak için kenara sıkıca tutundu.

“Zamanı,” dedi telefonda. “Temiz yap. Bana delil, sabıka, keşf

Rate article
Lifequest
Sonbaharın Sonu, Bir Çalışma Gününün Erken Sabahı – Şehir Henüz Uyanıyor, Ama Kırsal Yoldaki Lastikler Şimdiden Hışırdıyor.