Zengin Oğlu Felçli Annesini Uçurumdan Attı Ama Sadık Köpeğini Unuttu ve Sonu… –

Bugün bir hikaye yazacağım, içimde biriken o ağırlıkla. Umut ediyorum ki yazdıkça hafifler belki.

Emre Demir, her zaman ailesinin altın çocuğuydu. Zengin ve saygın Demir ailesinin gururu olarak büyüdü. En iyi okullarda okudu, spor dallarında başarılı oldu ve sonunda babasının gelişen emlak imparatorluğunu devraldı. Hayatı mükemmel görünüyordu: para, güç, herkesin hayranlığı. Ancak bir engeli vardı: annesi, Ayşe Demir.

Beş yıl önce geçirdiği bir trafik kazasında felç kalan Ayşe, bir zamanlar güçlü ve sevgi dolu bir kadındı. Artık sürekli bakıma muhtaçtı. Emre, hırslı yapısıyla bu duruma tahammül edemiyordu. Hayatını annesinin ihtiyaçlarına göre düzenlemek zorunda kalmıştı ve yıllar geçtikçe içinde biriken öfke büyüdü. Artık onun bu haline dayanamıyor, kendisini geri çektiğini düşünüyordu. Babasının bir yıl önce vefat etmesiyle aile servetinin tek sahibi olmuştu, ama annesi boynunda bir yüktü.

Bir öğleden sonra, denize bakan muhteşem malikanelerinin balkonunda otururlarken, Emrenin aklına bir plan geldi. Aşağıda dalgaların kayalıklara çarpışını dinliyordu ve yıllar sonra ilk kez bir özgürlük hissi kapladı içini. Eğer annesi olmasaydı, hayatını istediği gibi yaşayabilirdi. Artık hastane ziyaretleri, suçluluk duygusu yoktu.

Karanlık düşünceler zihnini sardı. Bunu bir kaza gibi gösterebilirdi. Bu uçurumdan yıllardır insanlar düşmüştü, bedenleri dalgalara karışıp gitmişti. Bir hamle yeterdi.

Ayaklarının dibinde uyuyan sadık köpeği, Karabaş, hiçbir şeyin farkında değildi. Emre, annesine baktı; okyanusa dalıp gitmişti, hiçbir şeyden haberi yoktu. Ona en çok güvenen kişinin ihanetine dair bir fikri bile yoktu.

Hızlı bir hareketle arkasına geçti, ellerini annesinin omuzlarına koydu. “Anne, artık çok yaşlısın,” diye mırıldandı. Sonra, tek bir hamleyle onu aşağı itti.

Çığlığı kısa sürdü, kayalıkların arasında kayboldu. Emre donup kaldı, kalbi hızla çarpıyordu. Artık özgürdü.

Ama geri dönerken bir şey yüreğine dokundu. Karabaş ayağa kalkmış, uçurumun kenarında endişeyle gidip geliyordu. Köpeğin gözleri korkuyla açılmış, sanki bir şeylerin ters gittiğini anlamış gibi havlamaya başlamıştı.

Emrenin kalbi bir an için sıkıştı. Ama hemen kendine geldi. “Oldu bitti,” diye fısıldadı. Köpeğin havlamasını duymazdan gelerek uzaklaştı.

Polisler birkaç saat sonra geldi, ölümü talihsiz bir kaza olarak kaydettiler. Ayşe Demir yıllardır hareket kabiliyetinden yoksundu, dengelerini kaybedip düşmesi mantıklı görünüyordu.

Ama Emre gerçeği biliyordu. Kurtulmuştu. Artık her şey onundu. Ama huzuru kısa sürdü.

Karabaş, annesinin yıllardır sadık dostu, o uçurumun başından ayrılmıyordu. Köpek saatlerce orada kaldı, aşağıya bakarak inliyordu. Emre umursamamaya çalıştı, ama Karabaş vazgeçmedi. Her gün aynı yere dönüyor, havlayarak sahibini çağırıyordu.

Emre giderek daha fazla sinirleniyordu. Suçunun bu canlı hatırlatıcısına tahammülü kalmamıştı. Köpeği evden kovdu, kapıyı kapattı, ama Karabaş geri dönüyordu.

Bir gece, çalışma odasında otururken, bir huzursuzluk kapladı içini. Evdeki sessizlik boğucuydu. Duvardaki aile fotoğrafına baktı; annesi ve Karabaş oradaydı. Bir anlık suçluluk hissetti, ama hemen bastırdı.

Ama bu his gitmedi. Geceleri köpeğin iniltileri daha da yükseliyordu. Emre uyuyamıyor, sinirleri bozuluyordu. Nihayet bir gün, Karabaş ortadan kayboldu. Emre kaçtığını düşündü, ama kapının altında kazı izleri vardı. Kalbi yerinden çıkacak gibi oldu.

Acaba köpek anlamış mıydı?

Haftalar geçti, hayat normale dönmeye başladı. Geçmişi geride bıraktığını düşündü. Ta ki bir akşam, uçurumun yakınında yürürken tanıdık bir havlamayı duyana kadar. Karabaştı bu. Köpek, tam annesinin düştüğü yerde duruyor, ona bakıyordu. Gözlerinde ihanet ve suçlama vardı. Sanki her şeyi biliyordu.

Emrenin bacakları taş kesildi. Köpeğe yaklaştıkça nefesi kesildi. “Ne istiyorsun?” diye fısıldadı, cevabını bildiği halde. Karabaş, annesinin son bağıydı ve asla unutmamıştı. Bir zamanlar sadık olan dost, şimdi suçunun bir yansımasıydı.

Karabaş hırladı, ona doğru bir adım attı. O anda Emre anladı ki yaptıkları asla gizli kalmamıştı. Köpeğe dokunmaya çalıştı, ama Karabaş kaçtı.

Sonra birden Emrenin ayağı kaydı. Geriye doğru düştü, uçurumun kenarına doğru yuvarlandı. Çığlığı rüzgarda kayboldu. Son düşüncesi, yukarıda ona bakan Karabaştı. Sadık dostu, şimdi yargıcıydı.

Dalgaların gürültüsü altında, Emre Demirin mirası para ya da güç değil, ihaneti ve asla unutmayan bir köpeğin hatırası oldu.

Bugün anladım ki vicdan, en sadık dosttan bile kaçamaz.

Rate article
Lifequest
Zengin Oğlu Felçli Annesini Uçurumdan Attı Ama Sadık Köpeğini Unuttu ve Sonu… –