Büyülü Dilek: Gerçek Olan Arzuların Sırrı

**Dilek**

Merkeze yakın bir daire kiraladık. Kapıyı açar açmaz sordu: “Beğendin mi?”
Daire kocaman ve şıktı. “Vay canına,” diye şaşırdı. “Bu inanılmaz! Pencereye bak, manzara harika! Ama bu çok pahalı olmalı, değil mi?”
“Garip ama değil,” dedi gülümseyerek. “Bana bu evi yaşlı bir adam verdi. Şehir dışında, eski bir yazlıkta yaşıyormuş.”
“Önemli değil,” diye atıldı Gözlerinin içi gülüyordu. “Burayı çok sevdim.”

Sabah erkenden işe gitti. O ise kahvesini içtikten sonra arkadaşlarıyla buluşmaya karar verdi. Evde yalnız kalınca bir tuhaf oldu. Sanki biri arkasında duruyor gibi hissediyordu. Ama bu düşünceleri kovdu. Antika eşyalar ve tablolar önünde birkaç selfie çektikten sonra hazırlanıp yola koyuldu.

Arkadaşları fotoğraflara bakarken heyecanlandı: “Şu avizeye bak, göz kamaştırıcı!”
“Resimler ne kadar güzel! Ama bu da ne? Arkanda biri duruyor gibi.”
Fotoğrafa baktı. Gerçekten de belirsiz bir yaşlı kadın silueti vardı.
“Bu ne ya?” diye fısıldadılar.
“Bırakın,” dedi gülerek. “Gölge böyle düşmüş işte.” Gülümsemesi yapmacıktı. İçi yine daralmıştı.

Hafta su gibi aktı. Akşamları şehirde gezindiler, sahilde yürüdüler, dondurma aldılar ve eve yürüdüler. Evine alışıyordu.

Hafta sonu yağmur yağdı. Dışarı çıkmadılar, pizza söyleyip eski filmler izlediler. Kocası kanepede uyuyakaldı, o da yanına kıvrıldı.

Bir gürültüyle uyandı. Şimşek çakmış, odayı aydınlatmıştı. Karşısında yaşlı bir kadın duruyordu. Kocası uyuyordu, o ise donup kalmıştı.

“Efendim, yeni eviniz nasıl gidiyor?” diye fısıldadı yaşlı kadın. Cevap beklemeden devam etti: “Burada bir dilek tuttun mu?”
“Ha-hayır,” diye kekeledi. Koltukta büzüldü. “Ne dileği ki? Kocam var, iyi kazanıyoruz, bir de stüdyo daire kiralıyoruz. Çocuk olmuyor sadece, birkaç tüp bebek denedik ama nafile…”

Gök gürültüsüyle irkildi. Bir şimşek daha çaktı, ama yaşlı kadın gitmişti.

Sabah güneşli bir gündü. Camlarda kalan yağmur damlaları dışında geceki fırtınadan eser yoktu.
“Harika uyudum,” dedi kocası kahve yaparken.
“Ben de,” diye gülümsedi. Gece yaşadıkları bir rüya gibi geliyordu.

“Bu evi sevdin mi? Ben alıştım.”
“Bana da çok iyi geliyor. Sanki hep buradaymışız gibi.”

Psikologları, tüp bebek sürecinden sonra moral için farklı evlerde kalmayı önermişti. Bu üçüncü kiradıkları evdi.

Yılbaşı yaklaşıyordu. 31 Aralık’ta kocası, ev sahibi yaşlı adamın akşam kirayı almak için geleceğini söyledi.
“Yılbaşı gecesi mi? Garip.”
“Boş ver, yaşlı işte. Gelsin.”

Adam akşam geldi, elinde onun en sevdiği pasta vardı. Çay demlediler. Dışarıda kar yağıyordu. Birden teklif etti:
“Bizimle yılbaşı gecesine kalsanıza. Böyle kar yağarken nereye gideceksiniz? Hem bize de eşlik etmiş olursunuz. Yani… neredeyse üçümüz oluruz.” Gözleri parlıyordu.

Saat 12’yi vurdu, havai fişekler patlamaya başladı. Aynada yaşlı kadını tekrar gördü. Hafifçe gülümsedi, el salladı ve fişeklerin ışığında kayboldu. O da gülümsedi, gizlice el salladı. Bir daha onu hiç görmedi.

**Not:** Yıllar sonra, bir gün eski bir tanıdığa rastladım.
“O çifti hatırlıyor musun? Şu merkezde ev kiralayanlar?” diye sordum.
“Tabii! İnanmayacaksın ama hâlâ oradalar. Ev sahibi dede de onlarla yaşıyor. Çok yaşlı ama çocuklarıyla ilgileniyor, torun gibi. Kendi çocuğu yokmuş, karısı da vefat etmiş. İşte böyle…”

Rate article
Lifequest
Büyülü Dilek: Gerçek Olan Arzuların Sırrı