Bugün günlüğüme yazmak isterim. “Bu daire evlilikten önce benim paramla alındı!” dedim soğuk bir sesle, kocamın benim evim hakkında emirler yağdırırken duyduğumda.
Ayşegül kahve fincanını pencere kenarına bıraktı, düşünceli düşünceli dışarı baktı. Bu daire için on yıl boyunca iki işte çalışmıştı. Her bir kuruşunu biriktirmiş, kendinden her şeyi esirgemişti. Ve şimdi…
“Kızım, mobilyaları biraz değiştirmeye karar verdim,” diye seslendi kaynanası salonun içinden. “Şu kanepe kesinlikle yanlış yerde duruyor.”
Ayşegül iç çekti. Neriman Hanım yine haber vermeden gelmişti, üstelik kendi yaptırdığı anahtarla kapıyı açmıştı”her ihtimale karşı” diye.
“Hiçbir şeyi oynatmanıza gerek yok,” dedi Ayşegül salona girerek. “Benim için her şey çok rahat.”
“Nasıl rahat olabilir?” diye ellerini havaya kaldırdı kaynanası. “Burada her şey feng shui’ye göre yanlış! Dün bir program izlemiştim…”
“Neriman Hanım, gerçekten karşıyım.”
“Mehmet!” diye bağırdı kaynanası oğluna. “Karına söyle, ailede büyüklerin sözü dinlenir.”
Mehmet tereddüt etti, annesiyle karısı arasında bocaladı.
“Anne, belki şimdi olmaz?”
“Ne zaman o zaman? Babanla ben genç değiliz. Yakında bize bakacak birine ihtiyacımız olacak. Sizde ise bu kadar boş yer var…”
Ayşegül dişlerini sıktı. İşte buydu. Evliliklerinin başında korktuğu şey. Neriman Hanım adım adım yerleşmek için zemin yokluyordu.
“Zaten üç odalı harika bir daireniz var,” diye hatırlattı Ayşegül.
“Harika mı?” diye elini salladı kaynanası. “Asansörsüz beşinci kat! Bizim yaşımızda çıkması zor. Siz ise ikinci kattasınız, marketler yakın…”
“Anne, bunu sonra konuşuruz,” diye araya girdi Mehmet.
“Konuşulacak ne var? Aile olduğumuzu sanıyordum. Aileler birlikte olmalı. Kızın hemen anne babasını yanına aldı…”
“Gamze’nin kocası onların evini aldı,” diye dayanamadı Ayşegül. “Ben ise bu daireyi kendi çabamla aldım. Evlilikten önce.”
“Amanın, başladı yine!” diye ellerini kaldırdı kaynanası. “Senin, benim… Ailede her şey ortak olmalı!”
“Ayşegül haklı,” diye beklenmedik bir sertlikle konuştu Mehmet. “Bu onun dairesi.”
“Oğlum, ne diyorsun?” diye dramatik bir şekilde kalbine bastı Neriman Hanım. “Ben ömrümü senin için harcadım… Sen ise…”
“Anne, lütfen şimdi değil,” diyerek kolundan tuttu Mehmet. “Gel, seni kapıya kadar geçireyim.”
Kapı kaynanasının arkasından kapanınca, Ayşegül yorgun bir şekilde koltuğa çöktü. Üç yıllık evlilik ve bu konuşmalar hiç bitmiyordu. Önce imalar, sonra tadilat önerileri, şimdi ise açık açık…
“Annem için üzgünüm,” diyerek yanına oturdu Mehmet. “Biliyorsun, bizi düşünüyor.”
“Bizi mi?” diye acı bir gülümsemeyle baktı Ayşegül. “Sadece her adımımızı kontrol etmek istiyor.”
“Ayşegül, hadi ama…”
“Mehmet, habersiz geliyor. Eşyaları oynatıyor. Perdelerden yemeklerime kadar her şeyi eleştiriyor. Şimdi de taşınmak istiyor!”
“Gerçekten yaşlanıyorlar,” diye iç çekti Mehmet. “Belki düşünmeliyiz? Sonuçta onlar benim ailem…”
Ayşegül yılan sokmuş gibi yerinden fırladı.
“Ne demek ‘düşünmeliyiz’? Ciddi ciddi buraya taşınmalarını mı öneriyorsun?”
“Yani hemen değil ama… İleride…”
“Mehmet, bu daire hayatımda tek başıma elde ettiğim tek şey. On yıllık birikim, anlıyor musun? Benim alanım, benim”
“Artık bizim,” diye nazikçe düzeltti Mehmet. “Aile olduk.”
Ayşegül şaşkınlıkla sustu. Aklından bir düşünce geçti: “Sen de mi? Benim dairemi zaten kendinin mi sanıyorsun?”
“Bu arada,” diye devam etti Mehmet hiçbir şey olmamış gibi, “daireden bahsetmişken… Bir emlakçıyla görüştüm.”
“Ne emlakçısı?” diye gerildi Ayşegül.
“Anne tanıdık birini önerdi. Çok yetenekli biri. Senin daireni satarsak…”
“Ne?!” diye döndü Ayşegül. “BENİM dairemi mi satacaksınız?”
“Bizim,” diye düzeltti Mehmet. “Bizimkini ve aileminkini satarsak, şehir dışında bir ev alabiliriz. Herkese yer olur, havası da temiz…”
Ayşegül kocasına bakakaldı, kulaklarına inanamıyordu. O ve annesi her şeyi arkasından mı planlamıştı?
“Mehmet, söylediğinin farkında mısın?” diye titreyen bir sesle sordu. “Ne evi? Ne satışı?”
“Canım, ama mantıklı,” diye annesine karşı kullandığı uzlaştırıcı sesle konuştu Mehmet. “Şehirde daireye ne gerek var ki…”
Kapı çaldı. Kapıda takım elbiseli bir adam duruyordu.
“İyi akşamlar. Emlak danışmanıyım. Mehmet Bey’le görüşmemiz vardı…”
“Buyrun,” diye kapıyı ardına kadar açtı Ayşegül. “Tam zamanında.”
Mehmet’in yüzü bembeyaz oldu.
“Ayşegül, bekle…”
“Hayır, sen bekle,” diye döndü Ayşegül emlakçıya. “Bu dairenin sadece benim adıma kayıtlı olduğunu biliyor musunuz? Evlilik öncesi alındı.”
Emlakçı Mehmet’e baktı, şaşkın.
“Ancak eşiniz dedi ki…”
“Eşim çok şey söyler,” diye dolaptan belgeleri çıkardı Ayşegül. “İşte, bakın. Tapu. Ve evlilik tarihi. Farkı görüyor musunuz?”
“An… anladım,” diye kaşlarını ç




