65 yaşına geldiğimizde, çocuklarımızın artık bize ihtiyaç duymadığını anladık. Bu durumu nasıl kabullenip, kendimiz için yaşamaya başlayabiliriz?
Ben 65 yaşındayım ve hayatımda ilk kez şu soruyu soruyorum: eşimle tüm hayatımızı adadığımız çocuklarımız artık bize bağımlı değil. Üç evladımıza zamanımızı, enerjimizi ve paramızı harcadık; istediklerini aldılar ve bizi geride bıraktılar. Oğlum beni aradığımda telefonu bile açmıyor. Bazen aklıma geliyor: yaşlandığımızda onlardan bir bardak su bile bekleyebilecek miyiz?
25 yaşındayken evlendim. David benim sınıf arkadaşım olup uzun bir süre beni sürdürdü. Bana yakın olmak için aynı üniversiteye kaydoldu. Mütevazı düğünümüzün bir yıl sonrasında hamile kaldım ve kızımız dünyaya geldi. David okulu bırakıp çalışmak zorunda kaldı, ben ise akademik izne ayrıldım.
Zor günlerdi. Eşim neredeyse durmaksızın çalışıyordu, ben de annelikle uğraşırken eğitimimi tamamlamaya çalışıyordum. İki yıl sonra tekrar hamile kaldım. Öğrenimime yarı zamanlı devam etmek zorunda kaldım, David de ailesini geçindirmek için daha da çok çalıştı.
Tüm zorluklara rağmen iki çocuğumuzubüyük kızımız Emily ve küçük oğlumuz Michaelıbüyüttük. Emily okula başladığında, sonunda kendi alanımda bir iş bulabildim. Hayat biraz rahatlamaya başladı: David artık istikrarlı bir işe ve iyi bir maaşa sahipti, kendi evimizi kurduk. Ancak rahatlamaya başlamamızla birlikte bir kez daha hamile kaldım.
Üçüncü çocuğumuzun doğumu yeni bir sınavdı. David aileyi geçindirmek için daha da çok çalıştı, ben de en küçük kızımız Annaya bakmaya odaklandım. Nasıl başardığımızı tam bilmiyorum, ama yavaş yavaş dengeyi yeniden kurduk. Anna birinci sınıfa başladığında sonunda bir nefes aldım. Aile oyunları
Zorluklar burada bitmedi. Emily üniversiteye başlamak üzereyken evleneceğini açıkladı. Kendi genç yaşta evlendiğimiz için onu engellemedik. Düğün organizasyonu ve ona bir ev alması için harcadığımız para, oldukça büyük bir bütçe yordu.
Oğlum Michael da kendi evine sahip olmak istedi. Ona hayır diyemedik, başka bir kredi çekip bir daire aldık. Neyse ki kısa sürede prestijli bir şirkette iyi bir iş buldu.
Anna lise son sınıftayken yurt dışında eğitim hayalini anlattı. Zor bir dönemdi, ama hayalini gerçekleştirebilmesi için gereken parayı bir araya getirdik. Anna gitti ve geride yalnız kaldık.
Zamanla çocukların ziyareti azaldı. Emily aynı şehirde yaşasa da nadiren gelir. Michael da dairesini satıp başkente taşındı, ziyareti daha da azaldı. Anna ise eğitimini tamamladıktan sonra yurt dışında kaldı.
Çocuklarımıza her şeyimizi, gençliğimizi, zamanımızı, paramızı verdik ve sonunda onlara bir şey kalmadı. Onlardan yardım ya da maddi destek beklemiyoruz; sadece ara sıra bir ses duymak, bir ziyaret ya da kibar bir söz yeterli.
Görünüşe göre bu da artık geçmişte kaldı. Şimdi soruyorum: belki de beklemeyi bırakıp, kendimiz için yaşamaya başlamanın zamanı gelmiştir? 65 yaşında, hep en sona koyduğumuz bir mutluluğu hak ettiğimiz gibi şimdi alabilir miyiz?
Press «Like» and get the best posts on Facebook ↓



