İki kişilik daire mi? Ben olmazım!
Lalenin adını üzerine yazıp seninle otururum. Zaten tek başına yaşıyorsun, dedi Merve, sormadan.
Kimin erkek sesi bu senin? diye bağırdı Elif, sesinde sert bir uyarı, sanki on üç yaşında bir kız gibi.
Televizyon, anne. Ne istedin? diye cevap verdi Elif, konuşmayı bitirmek istiyormuş gibi.
Konuşmamız lazım. Ciddiyen, dedi annesi, telefonu kapatıp hemen ayrıldı. Tam onun tipik tavrı sadece bildiri verir, soru sormaz.
Arif! diye bağırdı Elif, telefonu kanepeden uzağa fırlattı.
Ne oldu? diye sordu Arif, mutfaktan iki fincan çayla çıktığında.
Annem bu akşam gelecek.
Kalayım mı?
Hayır, tek başıma halledeceğim
**Geçmişin Hayaletleri**
Anılar bir albümdeki fotoğraflar gibi; bazıları solmuş, özü ise aynı kalır. Elif, ebeveynleri boşandığında on bir yaşındaydı. Kız kardeşi Lale hâlâ bebek beziyle oynarken, Elif yetişkinlerin satır aralarını okuyabilmişti.
Dayanamıyorum, Melek, dedi babası. Artık evlilik kalmadı, sadece bir gölge.
Çocuklar ne olacak? diye annesinin sesi cam gibi kırıldı.
Boşanmadan sonra baba sessizce eşyalarını topladı. En sevdiği koltuk, kırık fincanı, kitapları bile bir bir gitti.
Elif iki dünyanın köprüsü oldu: annesinin sertliği ile babasının sessizliği arasında. Lale ise babayı hain, annesini kahraman sanmıştı.
**Yetişkinlik**
Elif üniversite okumak için Ankaraya gitti. Çok çalıştı, azimle yürüdü; bir gün kendi dairesine sahip olma hayaliyle yanıp tutuştu. Lale ise birkaç kursa katıldı, nail tasarımcısı oldu ve hemen evlendi.
Baba vefat etti; geriye sadece güzel anılar ve büyük bir boşluk kaldı.
Anne sadece para istemek ya da dert şikâyetiyle göründü:
Lale hamile, ona yardım et. Tahir çok az kazanıyor ve salon ona tam anlamıyla bir iş vermiyor
Elif derin bir iç çekişle yanıtladı:
Ne yapacağına o karar verdi. Benim işim bitti.
**Kendi Yuvası**
Birkaç yıl sonra Elif, hayalindeki daireyi tek başına satın aldı. Ter içinde, gözyaşlarıyla.
Güzel daire, dedi anne, etrafına bakarak. Lale buna çok ihtiyaç duyar, çocukla yurt evinde değil Sen ise tek başına bu sarayın içinde oturuyorsun. Bu adil değil.
Lale hep hak iddia ederdi. Ben çalıştım.
Yıllar sonra, beklenmedik bir ziyaret geldi:
Kararımı verdim daire Laleye gidecek. Ben de sana taşınacağım, dedi anne, gülümseyerek her köşeyi süzdü.
Hayır, diye kısa ve net cevapladı Elif. Bu benim dairem.
Burada hayır demek ne demek? Ben zaten kararımı vermiştim!
O zaman Lalenin yanına otur. Burası otel değil.
Sen de baban gibi soğuksun!
Teşekkür ederim. O beni sevdi ve asla şart koşmadı.
Kapı çarpıp kapandı; geride sadece sessizlik ve bir nebze rahatlama kaldı.
Telefon ekranında bir mesaj belirdi:
**Nasıl gitti?**
Elif gülümsedi:
**Gel. Sana kadayıf tarifini öğretirim.**




