Yani anlatmaya gerek yok, tüm suç bende! dedi Serpil, gözleri dolu dolu. Böyle bir şey asla başımıza gelir sanmazdım. Şimdi ne olacağını da bilmiyorum, işin içinden nasıl çıkacağım, kimseye rezil olmadan bu işten nasıl sıyrılacağım, hiçbir fikrim yok.
Serpil birkaç yıl önce evlendi zaten. Evlenince kendi evlerine çıkmak yerine, eşinin annesinin yanında yaşama kararı aldılar. Kayınvalidesinin Kadıköyde üç odalı geniş bir evi vardı, zaten tek oğlu vardı.
Bak, bir odanın anahtarı bende kalsın, diğer odalar size ait! dedi kayınvalide Hatice Hanım. Sonuçta biz nezih insanlarız, bana kalırsa aramızda hiç sorun yaşamayız.
Olmazsa çıkarız, sıkıntı yok! dedi o zaman Serpilin eşi Erkan da. Annemle tek çatı altında yaşamakta ne var ki, şansımızı deneriz. Sıkıntı olursa çıkar, bir eve kiraya geçeriz
Tam da dediği gibi oldu. Başta fena gitmemişti ama sonraları herkes yavaş yavaş gerilmeye başladı. Hem Serpil hem de kayınvalide elinden geleni yaptı ama gün geçtikçe ortam iyice gerildi. İçlerinde biriken sıkıntılar patlamaya başladı, ufak tefek tartışmaların ardı arkası kesilmedi.
Sen dedin başımıza dert olursa taşınırız, şimdi niye diretiyorsun! dedi Serpil ağlayarak eşine.
O kadar büyütülecek mesele mi bunlar? diye küçümseyici bir tavırla karşılık verdi kayınvalide. Bunlar önemsiz şeyler, koskoca insanlar biraz idare edemeyecek miyiz yani?
Evliliklerinin tam birinci yılında Serpil hamile kaldı ve sağlıklı bir erkek çocuk doğurdu. O dönem tam da kayınvalidesi Hatice Hanım işinden ayrılmış, yeni bir iş bulamamış, yaş ilerlediği için de kimse bir iş vermek istememişti. Evde Serpille kayınvalide, günün yirmi dört saati burun buruna kaldılar. İkisi de evden çıkamayınca, evdeki havalar gitgide karardı.
Erkan, işten gelir gelmez dert dinliyor, sadece omuz silkiyordu. Çünkü şu anda evde tek çalışan oydu.
Annemi şimdi başa bırakıp bir yere götüremem, geçim sıkıntısı var. Ona bakmak zorundayım ama aynı anda seninle ayrı eve çıkarsam da olmaz, param yetmez. Annem iş bulursa o zaman bakarız taşınmaya! dedi.
Ama Serpilin sabrı tükendi bir noktadan sonra. Eline oğlunu aldı, kendi eşyalarını topladı ve annesinin evine taşındı. Giderken de eşine son bir rest çekti: Bir daha asla o eve adımımı atmam. Ailen önemliyse, çözümünü sen bul!
Serpil içinden Nasıl olsa Erkan bensiz yapamaz, hemen peşimden gelir, gönlümü alır, bu olayı çözer diyordu. Ama yanılmış oldu.
Üzerinden üç ay geçti, Erkan hiçbir girişimde bulunmadı. Hâlâ annesiyle yaşıyor, Serpille ve oğluyla sadece hafta sonları, Serpilin annesinin evinde görüşüyor. Gerisi ise görüntülü görüşme…
Şimdi hem annesi, hem de eşi tarafından ilgi görüyor. Çocuğu annesiyle kalıyor, ona fazla yük de olmuyor, adeta hem burada hem orada ilgi odağı! Kayınvalide Hatice Hanım da fena durumda değil, sonuçta oğlunu kaybetmedi ki, hala onunla yaşıyor.
Ama Serpil için bu durum hiç iç açıcı değil. Eşini hâlâ çok seviyor ama davranışlarına da çok içerliyor.
Sen gidince ne olacağını ne sandın? diyor eşi Erkan, İstersen geri gelirsin, kapı açık.
Ama Serpilin yeniden o eve dönmeye de, gidip ayrı bir ev tutmaya da hali yok. Zaten şu an ücretli izinli, cebinde para yok.
Bu durumda gerçekten her şey bitti mi dersin? Böyle bir sıkıntıdan, yüzünü yere eğmeden çıkıp tekrar eski eve dönebilir mi sence, dostum? Sen ne dersin bu işe?




