Arkadaş İçin Çocuk
Gamze hamileliğinin son aylarını zorlarken, küçük erkek kardeşi evi terk etti, babası da alkole başladı ve o günden sonra Gamzenin hayatı tam bir felakete döndü.
Her sabah Gamze, evi havalandırmak, masanın altındaki şişeleri toplamak ve babasının uyanmasını beklemekle başlıyordu.
Baba, içki içmemelisin. Daha yeni felçten çıktın.
İçiyorum işte, bana kim engel olacak? Ancak böyle dayanabiliyorum acıya.
Ne acısı?
Kimseye lazım olmadığımı bilmenin acısı. Sana bile yüküm, Gamze. Boşuna doğmuşum, evlenmem de çocuk yapmam da anlamsızmış. Benden miras kalan tek şey zayıflık, kararsızlık ve fakirlik. Her şey boşuna, kızım. İçmek daha kolay.
Gamze zaten kötü moddaydı, iyice sinirlendi.
Boşuna değil, baba. Hayatta daha beteri var.
Daha ne olabilir ki? Annesiz büyüdün, şimdi de babasız bir çocuk doğuracaksın, fakirliğe gömülecek.
Her şey bu kadar karanlık değil, baba. Hayat değişir, hiçbir şey kalıcı değil.
Gamze, ne kadar kısa zaman önce İlyasla evlenmeye hazırlanırken yaşadığı mutluluğu hüzünle düşündü. Hayat darbe almıştı ama devam etmeli.
O gün babası yine sarhoş oldu. Gamze bağırdı:
Sen, benim kenara koyduğum parayı mı içtin? Nereden buldun onları? Bütün evi aramışsın, eşyalarımı karıştırmışsın!
Buradaki her şey benim, dedi babası. Emekli maaşım dahil, sakladığın her şey!
Hepsini mi içtin? Ne yiyeceğiz?
Neden düşüneyim ki? Ben hastayım. Büyüdün, bak artık bana sen.
Gamze dolaplara bakındı.
Eminim dün iki paket makarna ve bir kutu yağ vardı. Şimdi yok! Akşam ne yiyeceğiz?..
Şaşkına döndü, elleriyle yüzünü kapayıp sandalyeye oturdu.
Nereden bilsin, teyze Hülya evi yağmalıyor, babasını kafalayıp her şeyi götürüyordu?
Hülya Hanım, sinsice eve sızmış, aileyi dağıtmak için elinden geleni yapıyordu.
O gece Gamze gözyaşlarıyla yattı. Hem açtı hem kırılmıştı.
Sabah kapı çaldı, içeri Hülya Hanım girdi. Modayı takip eden kabanı ve topuklu botlarıyla eve dalıp hiç ayakkabılarını bile çıkarmadı.
Merhaba. Belediyede çalışan bir arkadaşım, elektrik borcu birikmiş dedi. Yakında kesileceğini söylediler. Hayırdır Gamze, sizde neler oluyor? Çay koymaz mısın bana?
Yanıt beklemeden mutfağa geçti, dolaplarda ve buzdolabında hazine aradı.
Dur ben çay koyarım, sonuçta hamilesin. Bizim Ayşeye de hep ben yardım ediyorum Şu halde şeker de yok, çay da yok. Vallahi bomboş, kuş uçmaz. Hadi markete gidelim.
Gamze, göz temasından kaçındı.
Teyze Hülya, çay falan yok. Gitmeniz iyi olur.
Hülya vazgeçmedi.
Başın dertte belli. Bak, daha önce teklif etmiştim gel benimle yaşa diye. Şimdi rica etmiyorum, ısrar ediyorum. Burada çocuk büyütülmez, baban da içiyor, yiyecek yok! Hele sen meyve falan da yemelisin Hadi, topla eşyalarını, benimle geliyorsun.
Gamze başı dönünce oturdu. Gözyaşları süzüldü, Hülya sarıldı:
Bak yavrum, bana nasıl hissettiğini biliyorum. Affedilecek tarafım yok, zira kızım İlyası senden kaptı. Ama canavar değilim, sana acı çektirmeye dayanamam. İstesin istemesin, sana bakmak boynumun borcu.
Sonrası bir rüya gibiydi: Hülya eşyaları toparlatıp taksi çağırdı.
***
Gamzenin sancıları başladığında, Hülya Hanım bir an bile ayrılmadı yanından.
Dinle beni iyi, Gamze. Hemşirelere de söyledim, çocuk doğunca almak istemediğini söyleyeceksin. Kucağına alma, emzirme, bakma bile.
Gamze sancıyla kıvranıyordu:
Off, Hülya teyze, umurumda değil. Yeter ki doğsun, bitsin bu acı!
Unutma, sana bakacak halin yok Çok düzgün bir aile buldum, hemen evlat edinmeye hazırlar.
Birkaç saat sonra, bir kız bebek doğdu.
Üç kilo üç yüz gram, sağlığı yerinde.
Hemşire, ağlayan bebeği kundaklayıp hemen götürdü, hiç göstermedi bile Gamzeye.
Ama çocuk doktoru sertçe baktı:
Nasıl olur gamze Hanım? Güzel sağlıklı kızınız var, görmek bile istemiyorsunuz! Elif teyze, getirin ve anneye emzirtin.
Gamze üzgünce başını salladı:
İstemiyorum. Geçinemem, doğurmak bile istemedim Benden çok isteyenler var, bırakın evlat edinsinler
Saçmalamayın, hiç olmazsa bir bakın.
Gamze gözlerini sıktı, ama minik ve yumuşak bir dokunuş hissetti.
Hemşire bebeği yanına koydu, o da minik burnunu göğsüne dayayıp ağzını aralamıştı. Gamze bakmak zorunda kaldı.
Minik, savunmasız kız ona gözlerini kısıp baktı. Ellerini göğsünde gezdire gezdire ona uzanıyordu.
Hadi bakalım anneciğim, bebeğini besle, dedi çocuk doktoru. Gamzenin kızıyla ilk teması yaşayınca titrediğini görünce yüzünde bir tebessüm oluştu.
Çok güzel bir kız olmuş, sana ihtiyacı var, yabancı aileye değil.
Gamze kucağına alıp ağlayarak sıkıca sarıldı kızına ve başıyla onayladı.
Sonraki iki saat kızının yanında dinlendi, bakışlarını alamıyordu.
İşte o an, annelik içgüdüsü uyandı.
İşte hayatımın anlamı burada kızım.
İlyas gitmiş, babam dağılmış olsa da Kızımın bana ihtiyacı var, demek ki ben buradayım.
***
Sabaha karşı Gamzeyi Hülya Hanımın sesiyle uyandı.
Hülya, sabahlığıyla içeri girdi, yatağın başında dikildi.
Unuttun galiba ne anlaştığımızı? fısıldadı. Doğuracak, bırakacaktın. Evlat edinecekler hazır bekliyor.
Hülya Hanım, kararımı değiştirdim. Kimseye vermeye niyetim yok.
Paran bile yok! Hiçbir şeyin yok, kucağına çocuğu alıp, sokakta mı büyüteceksin?
Evime götüreceğim. Size yük olmam artık. Bir şekilde idare ederim.
Ziyaretçinin yüzünde şeytani bir gülümseme belirdi.
Deli misin sen? Paran yok; dilenecek misin?
Gamze kızının yanına gittiğinde Hülya bağırdı, bebek korkudan ağladı.
Dokunma! Ben karışırım, formül mama ile besleriz. Hemşireye” sütün yok deriz, dedi Hülya.
Gamze kafasını salladı:
Size söz hakkı yok, bu benim kızım. Dedim ya, vazgeçtim; ondan hiçbir zaman vazgeçmem!
Yapamazsın! Söz vermiştin! Hülya nefessiz kaldı neredeyse.
Çıkın gidin!
Hülya gitti. Gamzenin lohusa arkadaşı kafasını kaldırdı:
Kim bu kadın?
Teyzem olur.
Amanın. Onu dinleme sakın. Kovman çok iyi olmuş. Ben Derya. Yardım gerekirse buradayım. Hâlâ iyi insanlar var dünyada.
Ben de Gamze.
Tanıştığıma sevindim Gamze. O kadın az önce senin çocuğunu kaçıracak gibi baktı. Çok tuhaf biri.
***
Taburcu olmadan önce Gamzeye bir ziyaretçi geldi. Odaya alınmadı, Gamze koridora çıktı.
Eski arkadaşı Ayşe orada bekliyordu onun da karnı burnundaki gibi şişmişti.
Selam.
Gamze çekinerek bankta oturdu.
Ayşe de yanına oturdu.
Doğum yaptığını duydum.
Evet. Bir kızım oldu.
Ayşenin gözleri dalgalandı.
Gamze, bak öyle insanlar bulduk ki, çocuğunu evlat edinecekler, hem de iyi insanlar.
Sonra?
Çok zenginler, senin için her şeyi yapmaya hazırlar.
Ayşe döndü, Gamzenin elini tuttu:
Kızın için tam bir milyon lira teklif ediyorlar. Düşünsene; bir oda ya da küçük bir ev bile alırsın.
Vay, bir milyon mu? diye başını salladı Gamze. Madem öyle, kendi bebeğini onlara ver bari.
Ayşe suratını asıp Gamze’nin koluna sarıldı.
Dur, Gamze. Kızını bana ver! Ona ben bakayım, sonuçta o İlyasın kızı.
İki çocuğa bakabilir misin peki?
Hiç anlayışın yok Gamze! Benim aile dağılıyor!
Gamze ayağa kalkıp uzaklaşmaya yeltendi, Ayşe elini bırakmadı, gözleri iyice delirmişe döndü:
O çocuk bana lazım Gamze!
Bırak kolumu.
Birkaç saat sonra bu kez bizzat İlyas içeri daldı. Gamze onu görünce geri çekildi.
Doğurdun mu? Görebilir miyim?
Göremezsin! Zaten yakında Ayşe de doğuracak, orada bol bol görürsün!
Konuşmamız lazım, Gamze. Sen doğurduğundan beri huzurum kaçtı. Şey, ben kızı almak istiyorum. Onu bana ver hemen evlat edineyim.
Gamze başını salladı:
Ben senin gibi değilim, bana muhtaç olana sırt çevirmem. Boşuna geldin, kızımı sana vermem!
İlyas bir türlü pes etmedi.
O çocuk benim hakkım! Benden habersiz doğuramazdın! Yine de onu alacağım!
Sen? Anne kuzusu! Önce bir annene sor, izin verir mi bakalım!
Gamze eski sevgilisini itti, kızını kucağına aldı, hemşirelerin yanına gitti:
Rica etsem, artık kimseyi yanıma almaz mısınız? Kimseyi görmek istemiyorum, burası yol geçen hanı oldu!
Epilog
Çıkış günü Gamze, kızını kollarına alıp hastaneden çıktı.
Yanında lohusa arkadaşı Derya da vardı, onu kocası ve annesi karşıladı.
Gamze hastane kapısında İlyasın annesinin arabasını gördü.
Arabanın içinden Valide Hanım (İlyasın annesi), boynunu uzatıp kem gözlerle Gamzeye baktı.
Gamzenin içinden bir ürperti geçti.
Müstakbel kayınvalide adeta avına hazırlanan dişi kurt gibi bakıyordu.
Derya, Gamzenin yüzünün gerildiğini görünce yanına geldi.
Kim bu Gamze?
İlyasın ailesi.
Öyle bakıyor ki tam avcı gibi. Gamze, bunlar seni acayip biçimde sıkıştırıyorlar. Dediğim gibi, annem sana oda hazırladı, haydi bize gel.
Gamze gönülsüzce başını salladı. Bir huzursuzluktaydı.
***
Yeni dostlarının yanında kısa bir süre yaşadıktan sonra Gamze, hiç beklemediği bir şekilde aşık oldu Deryanın kuzeni, yılların bekarı Murat ona ilgi göstermeye başladı.
Murat çok iyi bir insandı, hem evlendi Gamze ile hem kızını evlat edindi, hatta kayınpederine bile yardım etti.
Ayşe ve İlyasın evliliği ise dağıldı.
Meğerse Ayşe sahte karnını takıp herkesi kandırıyormuş, Reşatgil’in tüm sülalesini parmağında oynatmış.
Hülya Hanım, kızını korumak için itiraf etmiş: Ayşe hamile kalamadı, daha başında düşük yaptı deyip sonra parlak bir fikir sunmuş.
İlyascım, kızımın başına gelen belli. Senin de dışarıda bir çocuğun olacak. Diyorum ki, Gamzenin doğurduğu çocuğu siz evlat edinin? Hem sana da yabancı değil. Ana babayı üzmeden, Ayşe hâlâ hamileymiş gibi davranırız, doğunca da Ayşe doğurdu deriz.
İlyasa plan cazip geldi.
Her şey yolunda gidiyordu ta ki, Gamze son anda fikrini değiştirip kızını hastanede bırakmayınca Ayşe ve annesi duvara tosladı.
İlyasın annesi Valide Hanım, gelini tarafından kandırıldığını öğrenip, Ayşeyi kapı dışarı etti, oğlunu da boşattı.




