İbrahim, Aysel ile evlendiğinde kayınvalidesi Ayşe hemen gelinle iyi geçinir. Aysel, gençliğinde İbrahimin okulda koştuğu ve dans derslerine gittiği kızdır; Ayşe onu uzun zamandır beğenir.
– İbrahim, aynada kendine bakıyorsun, genç bir kız gibi çeviriyorsun, diye alaycı bir sesle güler Ayşe. Baba ile bir fotoğraf çektir de göstersin.
– Evet, anne, aşık oldum. Sen her şeyi fark ediyorsun, her şeyi biliyorsun, bir gün göstereceğim, diye yanıtlar İbrahim, gülümseyerek kaçar.
Ayşe akşam yemeğinde kocası Mehmete fısıldar:
– Böyle güzel bir kız, Aysel gibi bir evlat, oğlumuzun eşine de uygundur.
Mehmet şaşkınlıkla sorar:
– Aysel mi?
– Evet, Fazılın torunu. Onu tek başına büyütmüş, güzel, nazik, kibar bir kızdır; aynı zamanda çok güzel.
Ayşe, damadının gelecekte alacağı eşe dair merakını gizleyemez. İbrahim Ayseli yanına getirip çay içtiğinde, Ayşe şaşkınlıkla gözlerini kocama diker.
– Oğlum, benim düşüncelerimi mi okudun? Senin için Ayseli eş olarak istiyordum, uzun süredir gözlemliyordum, der sevinçle. İkiniz birbirinize bakıp gülüyorsunuz.
Düğün köyde, gösterişli olmadan, sadece iki genç aşkı için yapılır. Aysel, sabırlı ama kararlı bir yapıya sahiptir; bir işe koyulduğunda incelikle ve akılcı bir şekilde yapar.
Ayşe, komşusuna şöyle der:
– Ayselimiz, kırlangç gibi şefkatli ve sorumluluk sahibi,
Aylar geçer, Miran doğar. Büyük anne ve büyük baba torunlarını çok sever, fakat Miran doğuştan zayıf, erken doğmuştur. Zamanla büyür, sakin bir çocuk olur.
Yıllar geçer. İbrahimin ebeveynleri vefat eder; iki yıl sonra İbrahim de köy meydanında, çatı altına saman taşırken kalp krizi geçirir, aniden ölür. Ayşe yas tutar, ama ne yapacağını şaşırır.
Aysel ve Miran yalnız kalır. Miran büyür, sessiz ve huzurlu bir yaşam sürer. Günlük işlerini planlayıp, birlikte ekmek yapar, hayvanları besler. Çiftlikte inek, at, domuz, tavuk bulunur; ekim, biçim yapılır. Ancak diğer köylüler gibi bağırış ve tartışma olmaz; anne ve oğul birbirine suçlama getirmez.
Saman çatıya yetişmezse yağmur yağar; Aysel, Sorun yok, uzun bir yaz var, kuruyacak, der. Diğer komşular ise bu konuyu tartışıp kavga eder.
Aysel evde daima tertemizdir; parlatılmış perdeler, temiz zeminteler vardır. Yemek yapmayı sever; çok çeşit yemek hazırlar, Miran yemek yemeyi çok sever. Aysel, ertesi gün ne pişirecek diye Mirana sorar.
Komşu Ayten bir gün ziyarete gelir ve şaşırır:
– Aysel, iki kişilik evde masada bu kadar çeşit var
– Gel otur, Miran yemek yemeyi çok sever, boyu kısa ama neşelidir, diye yanıtlar Aysel.
Ayten gülerek:
– İbrahimin gücünü miras almışsınız, ama yine de güzel bir evlat çocuğu, bakınca içim ısınıyor Bir kız için şansınız bol olsun, sakin bir eş bulur.
Köyde Aysel ve Miran saygı görür; dürüst, temiz, dostça ve kıskançlıktan uzak olarak bilinirler. Miran kendi aşkını bulur. Genç bir köylüye göre uzun boylu, güçlü ama pek güzel olmayan bir kız çeker dikkatini: Vildan. Vildan, uzun bacaklı, güçlü, Miranın boyundan bir baş ölçüsü daha uzundur; güzellikten çok cesur, atılgan, kavgacı ve çabuk sinirlenen bir karaktere sahiptir.
Aysel düşünür:
– Vildan nasıl Miranın gönlünü kazanmış, aklımı koyamıyorum. İkisi de çok farklı, ne onu değiştiririm ne de onu sakinleştiririm.
Aysel sabırla kabullenir; aynı evde yaşasalar da, Miran mutluysa anne de mutlu olur. Miran, Sorun değil anne, çocuklar büyür, ben de onlara yol gösteririm, der, Aysel ise susar.
Vildan ile düğün sessiz ve huzurlu geçer; köyde sıkça görülen kavga ve kavgalar olmaz. Birçok komşu içki içmiş, çadırların altında uyur; sabah olunca herkes dağılır.
Sabah Aysel dışarı çıkar, masaları toplar; Vildan da yardım eder, mırıldanarak:
– Bu düğün gerekmedi, sadece evlenmiş olduk işte, şimdi temizle
– Dinlen, Vildan, ben tek başıma toparlarım, der Aysel.
Vildan sinirlenir:
– Söylentiler duysunlar, ben kötü bir gelinmişim gibi
Aysel ise sadece susar; ilk günden itibaren Vildanın karakteri belli olur. Düğünden sonra Vildan, Miranın annesine nasıl davrandığını sorgular; onunla şefkatli ve nazik bir şekilde ilgilenir, yemeklerini övgüyle söyler, bazen ona sarılır.
Vildan, markette arkadaşlarıyla konuşurken:
– Miran annemi çok seviyor, ona kötü söz söylemez, diye anlatır.
Baba Matvey, başını sallayarak:
– Aysele acıyorum, çalıkuşu yuvasına karga getirmiş gibi, der.
Komşular Vildanın zorlu, kavgacı olduğunu söyler, ama Aysel sessiz kalır, kimseyi suçlamaz. Vildan evde kurallar koyar, işten döndüğünde çöpü toplar, ancak çok çabuk kızar ve kıskançtır. Aysel yine susar, tartışmaya girmez.
Akşam yemeklerinde Aysel, Yarın ne pişirelim? diye sorar; Vildan kaba bir sesle:
– Ne pişirirsek yiyelim, çayın kraliyet kanından gelmedi, der.
Vildan çabuk ama dikkatsizce yemek yapar; sütten süt çalkalar, süte saman kaçar, sonra temiz bir bezle süzer. Aysel ise süzgeci dikkatle kontrol eder, inek memesini temizler, sonrasında sağım yapar. Aysel, Vildanın çorbasını izlerken, Miranın ona bakışını fark eder; annesinin yemeklerini daha çok sevdiğini anlar ama ne yapar?
Miran ve Vildan çok sık kavga etmez, fakat Aysel görür ki ev hayatı Miranı yorar. Aysel, ilişkilerini yavaşça yönlendirmeye çalışır, ama kayınvalideyle konuşunca, aile içinde kaba sözler ve bağırmalar normal kabul edilir.
Bir yıl sonra Vildan bir erkek çocuk dünyaya getirir: Timur. Timur gece sık sık uyanır, annesinin sütü çabuk biter, aç kalır. Vildan, zaman zaman Timura yeterli süt vermek zorunda kalmaz. Aysel, sessizce Timura ek süt verir; Timur kilo alır, iyi uyur. Vildan bir gün Ayseli görüp bağırır:
– Kendi zayıf çocuğunu neredeyse öldürdün, benim çocuğumu da aynı yaptın!
Aysel yine susar, ama Timur artık sağlıklı bir çocuk, okula gider, derslerinde başarılıdır. Büyük baba ve anne, onunla sevgi dolu bir bağ kurar; Timur okula gittiğinde Aysel ona yardım eder, derslerini izler.
Timurun babası da sevgi dolu bir baba; onu kucaklar, öper. Vildan ise bağırır:
– Timuru bir erkeğin gibi yetiştir, kız gibi değil, ne balık ne et!
Babası omuz silker.
Kayınvalide ve kocası Vildanla hiç tartışmaz; Aysel ona nazik davranır; Vildan ise arkasından annesi ve oğluna hakaret eder, kimse onu dinlemez. Aysel, aileyi bir arada tutmak için çaba gösterir.
Miran bir tamir atölyesinde çalışır; işini iyi bilir. Köylüler bazen şaşırır, Nasıl bu kadınla evli, köydeki herkes onunla tartışıyor, derler. Miran omuz silker ve çalışmaya devam eder.
Timur okulda iyi bir öğrenci olur; Aysel sık sık yanına oturur, ne yaparsa yapsın anlayış gösterir. Timur büyüdükçe, Ayselin ilgisi ve sevgisi ona örnek olur. Timur bir gün sevgilisi Taylayı görür; Tayla komşu köyden, sevimli bir kızdır.
Timur Aysele fısıldar:
– Anneciğim, Taylayı çok seviyorum, ona gizli tutacağım.
Aysel gülümseyerek:
– Allaha emanet ol, dua ederim, evlenince bir ev kuracağız, seninle, Taylayla, benim de burada kalacağım.
Köydeki yurtlar, Timurun evdeki büyük anne sevgisini ve taze sütlü ekmek kokusunu özler. Tatil günlerinde Timur annesine sarılır, gözyaşıyla:
– Anne, üniversiteyi bitirince köye dönmeyeceğim, anneciğim, ama sana ve Taylaya bir ev yapacağız, birlikte yaşayacağız.
Aysel, geleceğin güzel olacağını bilir; Timur ve Taylanın mutluluğu, ona gençliğinde verdiği emeğin karşılığıdır.




