İNANAMAM NEREDEN ÇIKTI!

İnanamıyorum. Yirmi yıl öncekini andırıyor, seninle hâlâ aynı valsi çalıyorum. Son buluşmamızı hatırlıyor musun? Lisede bir balo vardı; yine vals yaptık. Mutluluk havada asılı, gözlerin gökyüzü gibi masmavi. O akşam sana en önemli haberi vermek istiyorum: Çok yakında ebeveyn olacağız. Bunu söyleyince öfkeyle çığlık attın. Ardından Buna henüz çok erken, beklemeliyiz dedi, kelimeleri bir çekiç gibi kafama çarptı. Zamanın uygun olmadığını biliyorum ama ne yapabilirim? Değiştiremiyorum; ayrıldık. Yine de sana olan aşkım uzun süre içimde yanıyor. O zaman kalbimi kırdun, ruhum paramparça oldu. Senin taş gibi karakterin, işte bu beni o kadar da cezbediyordu.

Kız arkadaşlarım senin özel hayatını bana fısıldıyor. Biliyorum ki evlisin, iki yetişkin çocuğun var, boşandın. Hâlâ eski sınıf arkadaşlarının buluşmalarına katılıyor, benimle ilgili her şeyi soruyorsun; ama sınıf arkadaşların benden bir şey bilmiyor. Hiç okul toplantılarına gitmedim; seni görme korkusuyla doluydum. Gözlerine bakıp boğulup çıkamayacağımı düşündüm, on yıl kadar bu korkuyla yaşadım.

Sonra birisi hayatıma girdi. Evlenmeye atladım, ona karşı bir şey hissetmiyorum, yalnızca minnettarlık duyuyorum. O da bunu anladı, acele etmedi. Kızımı kendi çocuğu gibi kabul etti. Kızımın adını Aşk koydum; başka isim düşünmedim; saçları senin mavilikteki gözlerin gibi. Kocam Mehmet beni tüm varlığımla seviyor, bunu her hücremle hissediyorum. Davranışları, sözleri, bakışı tek bir şeyi söylüyor: Bana karşı nazik. Beş yıl evliliğimizin ardından ona aşık olduğumu fark ettim. O bir kelimeyle bana sarıldı, kurtuluş çapam oldu; sessizce ruhumun kilidini buldu ve ben rahatça onun iyilik ve anlayış kapısına girdim. Kimse aşkımıza dokunamaz!

Aşkla her şey iyileşir, Ahmet. Sen ise beni hiç sevmedin; sadece gençlik oyunu oynadın. Bu iş şimdi sanki bir çan gibi çınlıyor.

Ahmet, nasılsın?
Oh, Güliz Hayat bir türlü yolunda gitmiyor, bir türlü tutunacak dal bulamıyor. Çocuklar kendi başına; onların da dertleri var. Ben yalnızım, sık sık seni düşünüyorum

Bizim üç çocuğumuz var, Aşk ve ikiz kızlarımız Lale ile Leyla, hepsi altı yaşında. Hatırlıyor musun, en yakın arkadaşın Efe Usta mıydı?
Efe mi? Tabii ki hatırlıyorum! O sadece en iyi dost değil, aynı zamanda tek dostumuzdu. Liseden sonra Efe dostluğumuzu kesti; aramıza mesaj da geçmedi, buluşma da istemedi. Ne yaptığını bilmiyorum.

Ahmet, pencereye gel, okul bahçesine bak.

Ahmet pencereyi açtı, gözleri bahçeye kilitlendi.

Anladım, Güliz. Her şeyi anladım Ne kadar karmaşık bir kader ağacı bu!

Okul bahçesinde Efe Usta duruyordu; iki çocuğu elinde tutuyordu. Yanında yirmili yaşlarda bir genç kadın vardı; gözleri yine gökyüzü gibi masmavi

Hoşça kal, Ahmet! Aileme dönüyorum.

Güliz, bu yıl buluşmaya neden geldin?

Artık korkmuyorum, Ahmet! Sana bakıyorum ve içimdeki ses susuyor.

Rate article
Lifequest
İNANAMAM NEREDEN ÇIKTI!