“Şimdi bizimle mi yaşayacak yani?” diye eşine sordu, gözleri oğlunda…

“Ee, şimdi bizimle mi yaşayacak?” diye sordu adam, karısına, gözleriyle oğluna bakarken…

Şazime Hanım eve geldiğinde, kapıda oğlunu görünce gerçekten şaşırdı. Cem iki senedir eşiyle ayrı evde oturuyordu; genelde ancak ayda bir iki kere, hem de hafta sonları görüşebiliyorlardı. Ama bugün bildiğin hafta ortası.

Bir şey mi oldu? diye selam yerine sordu Şazime Hanım.
Ne, anne, beni görünce hiç sevinmedin mi? diye espri yapmak istedi Cem, ama annesinin sert bakışına karşı koyamayınca açıkladı: Ayşe ile aram bozuldu, ayrıldım.

Nasıl yani ayrıldın? diye ciddi bir tonla sordu Şazime Hanım.
Hayatta şakadan hoşlanmaz, işten de sertlik taşırdı; malum, gençlerle uğraştığı bir sosyal hizmet işindeydi.
Biraz tartıştık işte diye mırıldandı Cem, konuyu açmak istemediği her halinden belliydi.
Ee? diye gözlerinin içine baktı annesi. Her kavga ettiğinizde bana mı kaçacaksın?
Boşanıyoruz, anne! patladı Cem.
Şazime Hanım gözlerini ondan ayırmadan, açıklama beklediğini gayet net gösteriyordu. Cem istemeyerek iç geçirdi:
Bana evi toplayıp düzenlememi istedi. Ben de zaten işten yorgun geliyorum.

Yardım etmeye mi kırılıyorsun oğlum? diyerek hiç hak vermedi anne.
O da bana aynısını söyledi. Ama ben de dedim ki, ev kadının işi, erkek para kazanır!
Nerede öğrendin bu saçmalıkları? dedi annesi; sabrı taşmaya başlamıştı.
Onca yıl o kadar yorucu işten çıkıp, eve huzur umarken, oğlunun böyle saçma sapan laflar etmesine dayanamıyordu. Kocasını hiç böyle konuşurken duymamıştı; yıllardır birlikte çalışmış, çocukları birlikte büyütmüş, ev işlerini paylaşmışlar, hiçbir zaman biz erkek biz kadın diye ayrım yapmamışlardı. Ve şimdi kalkmış bir erkeklik iddiası! Şazime Hanım sabrını yitirdi:
Soruyorum sana! diye sesini yükseltti. Öyle bir bağırdı ki, erkek olmasa altına kaçırırdı: Nereden duydun bunları? Ev işini paylaştırmış! Sen ne sanıyorsun, avcı mı kaldın? İkiniz de çalışıyorsunuz, ikiniz de kazanıyorsunuz; o zaman ev işini de paylaşacaksınız. Kadına İşten çık, evde otur mi dedin? Hayır! O zaman niye böyle davranıyorsun? Biz babanla hiç mi kavga ettik ev işi yüzünden? Akıllı olan aynı yükü birlikte taşır!

Tam o sırada, Şazime Hanımın eşi, Kemal Bey, marketten döndü, oğlunu görünce şaşırdı:
Bir şey mi oldu?
Aynı soruları soruyorlar, diye içinden geçirdi Cem, ama dışarıya şöyle dedi:
Ayşeyle boşanıyoruz.
Aptallık etme, diye kestirip attı babası, mutfağa geçip alışveriş torbasını yerleştirmeye başladı.
Kemal, oğlum bilinçsiz iş yapıyor diye eşine şikayet etti Şazime Hanım yaşananları anlattı.
Ee, şimdi bizimle mi yaşayacak? diye sordu Kemal eşine, sonra döndü oğluna:
Oğlum, eş demek birlikte koşan demek. Yani eşinle aynı yükü çekeceksin, hayatı beraber taşıyacaksın. Bir av köpeği gibi sadece biri çekerse, arabayı ya biri yıkılır, ya araba patlar! Evlilikte yükü paylaşmazsan, illa biri zarar görür.

Cem duraksadı; eşiyle yaşadığı tartışmanın acısı hala geçmemişti. Anne-babasından destek almak istiyordu, ama onlar açık seçik karşısındaydılar. Ardından evde kendi işleriyle ilgilenip onu tamamen yok saydılar. Kemal Bey alışveriş malzemelerini dolaba dizdi, Şazime Hanım da yerleştirdi. Resmen bizim fazlalığımızsın mesajı verdiler; ona bakacak halleri yoktu.

Cem, onların arasındaki huzuru görünce hayret etmişti; normalde hayatta sertlerdi, ama birbirlerine karşı kuzu gibiydiler.
Ee, ne dikilip duruyorsun? Git eşinle barış! dedi babası sertçe. Kafandan şu kim ne yapmalı safsatalarını at! Birbirinizi koruyup destekleyin yeter! Hadi, bizde işler var oğlum.
Cem evden tatsız ayrıldı beklediği ilgiyi bulamadı. Ama Ayşeye duyduğu öfke de geçmişti; kavga edilecek bir şey yoktu aslında, fark etmişti. Ve şunu anlamıştı: Anne-babası gibi mutlu bir aile kurmak istiyordu.

Rate article
Lifequest
“Şimdi bizimle mi yaşayacak yani?” diye eşine sordu, gözleri oğlunda…