BÜYÜK AİLE HİKAYESİ

BÜYÜK AİLE Anne, baba yine para alıyor Lale dolaba koşar, saklı paraları bulur, sayar. Aynı hâlde iki yüz lira eksik! Miktar çok büyük değil, ama odun almaya yetmiyor. Serkan bunu çok iyi bilir, oysa hazineye hiç para koymaz! Lale tüm parayı toplar, katlar, çocuk odasındaki halının altına saklar.

Hadi akşam yemeği yiyelim, diye çağırır çocukları. Çorbayı tabağa döker, çay koyar, her birine iki bisküvi verir.

Anne, sen neden kendine bir tane vermedin? diye sorar Mert, ciddi bir bakışla.

Birincisi, tatlı sevmem, ikincisi ise formuma dikkat etmem gerekir, der Lale.

Mert ona bakar,

Anne, ama sen zaten çok güzelsin!

Lale gülerek,

Hadi yiyin!

Akşam yemeğinden sonra Lale bulaşıkları yıkar, ardından çocuk odasına girer. İbrahim Güle bir masal okur, İbrahim bir şeyler çizer.

Size on dakika veriyorum, işlerinizi bitirin, sonra serbest! diye söyler, hepsini öper ve çıkar. Şimdi İbrahime bir ceket dikecek, sonra kendisi de dinlenebilir. Lale iğne ve ipi alır.

On yıl önce, on sekiz yaşındayken Serkanla evlenmişti. Ne aklı, ne de tecrübesi yoktu. Serkan para harcama konusunda çok çılgındı, her yeri dövüyor, harcıyordu. Lale, saf bir kız, erkeğin para kazanabildiğini sanmıştı. Düğünden sonra Serkanın, anne babasından miras kalan daireyi sattığı parayı boşuna harcadığını öğrendi.

Senin hâlâ bir evin mi var? diye sordu Lale.

Ne lazım? Senin büyük apartmanın var zaten, dedi Serkan.

Bekle, ben anlamadım sen evini satıp parayla mı dolaşıyorsun?

Ah, Lale, bu kadar sıkıcı olma! Bir kez yaşarız! diye cevap verdi. Lale uzun süre başka bir şeyde hata aradı, normal bir insanın böyle yapamayacağını düşündü. Gerçek şu ki, belki de yapabiliyormuş.

Mert ve İbrahim doğduğunda Serkan bir süre bir işe girdi, ama uzun sürmedi. Çocuklar iki yaşına gelmeden tekrar iş aramaya başladı; hiçbir yerde istediği gibi değer görmüyordu. Sonra Gül doğdu. Lale çok çocuk sahibi olmayı hayal ederken, kızının gelişi ona eğer bir şey yapmazsak, aç kalacağız dersini verdi.

Karar verdi: daireyi kiraya verip, köye taşınacaktı. Beş yıldır boş duran ev, teyzesinden kalmıştı.

Serkan bu teklifi tamam dedi:

Olur, git, ben şehrin içinde kalırım.

Lale öfkeyle bağırdı:

Kalabilirsin! Ama bu dairede kalma. Yarın buraya yeni sakinler gelecek.

Sen deli misin? Nasıl sakinler? diye bağırdı Serkan.

Ben sorayım mı? Bu benim dairem!

Serkan burnunu kıstıktan sonra köye gitti. Yarım yıl iş aradı; köy büyük, çiftlik, kereste fabrikası var, çalışacak yer var ama hiç beğenmedi. Kadınlarla flört etmeyi ise hâlâ sürdürdü.

Melike, Lalenin eski arkadaşı, sık sık Serkan boşta dolaşıyor derdi. Lale gülerek:

Belki beni mutlu eder, genç bir kızla birlikte gider.

Melike başını sallayarak:

Kadın deli! Üç çocuğu olan bir kadına kim lazım?

Ama Lale, Serkansız daha kolay yaşayacaklarını anladı

Kapı çaldı, içeri bir adam girdi. Kabanını çıkarıp masaya oturdu, Lale dikiş yapmaya devam etti.

Anlamadım Adam eve geldi Beni besleyecek misin? diye sordu.

Lale dikişi bıraktı,

Serkan, neden para aldın?

Ah, çaldın mı? Ben de para alıyorum! Adamlar bira çağırdığında, ben de bedava gitmem! diye bağırdı.

O zaman kazan! Aileyi destekle, kendini de besle! dedi Lale.

Neden evde rahat oturup akşam yemeği yiyip uyuyamıyorum?

Akşam sadece senin alıp getirdiğin yemeği yiyebilirsin. Bana odun almam lazım, İbrahimin ceketi yırtıldı!

Serkan şaşkın bakıyordu.

Şimdi anladım açlıkla uyuyacak mıyım?

Lale omuz silkti, dönüp gitti. Serkan bir süre oturdu, sonra giyinip Sana pişman olacaksın! diyerek gece karanlığına kayboldu.

Lale uzun bir iç çekti. On yıl geçti, Serkan hâlâ genç, yakışıklı. Ellerine baktı, tırnakları kısa, cildi kalın; Buzda suyla yıkanmak gibi dedi.

Köye geldiğinde, en çok sütçülere para verildiğini öğrendi. İneklerle pek ilgilenmemişti ama başka seçeneği yoktu. Biraz öğrendi

En sevdiği işi ise bıraktı. Fırına gitti, tablonun önünde durdu, çocukları izledi; Tamam, bitirmeliyim dedi. Tekrar bir iç çekti, tabloyu örtüp uykuya daldı.

Ertesi gün eve döndüğünde, odanın ortasında iki büyük bavul, kanepede sessiz oturan çocuklar ve sandalyede Serkan vardı. Lale içeri girdiğinde Serkan ayağa kalktı:

Ne oldu? Şimdi direneceksin, çok geç. Çocukları babasız bıraktın, hepsi senin kötü karakterine bağlı!

Lale bir anda hafifledi, gülümseyerek:

Daha aptal birini bulabildin mi?

Serkan kızarıp, bavulları alıp çıkmak istedi, ama kapıdaki eski tahtaya takıldı, Kaç kere söyledim dedi. Sonunda dışarı çıkamadı, Laleye acıdı.

Kapıyı çarptı, pencere titredi. Gül annesine koştu:

Anne, baba bir daha gelmeyecek mi?

Muhtemelen gelmeyecek, güzel kızım.

Gül düşündü, sonra sordu:

Kimse artık şekerlerimi yemeyecek mi?

Şimdi kimse yemeyecek.

Lale kendini şeker yiyen gibi hissetti, sanki o değil de Serkan şeker yiyor gibiydi.

Ertesi gün öğrendi ki Serkan köyden ayrılmış. Hava daha temiz olacak, kimin umurunda.

Bir hafta geçince, Lale endişelendi; köylüler para göndermiyor, iki gün gecikmiş, telefonlar çalmıyor. Şehire gitmek, izin istemek zorunda. Çalışma programına bakarken Mert bağırdı:

Anne, dışarıda bir şey kırıldı!

Lale pencereye baktı; evin önünde bir araba durmuş, bir adam koşuyordu. Soğukta donuyordu.

Donacak Arabası çalışmıyor mu?

Hayır anne, çalışmıyor. Yarım saat izliyorum, çay ikram edelim mi?

Tabii canım, koş, ben çayı hazırlayayım.

İki dakika içinde Mert genç bir adamı içeri getirdi; otuz beş yaşında, belki biraz daha. Soğuktan mavi dudaklarıyla fısıldadı:

Teşekkür ederim! Biraz ısınıp gideceğim. Benim adım Kamil.

Buyurun, çay ikram edeyim. Ben Lale

Kamil çay içerken çocuklar kanepede dikkatle izledi. Utangaçça sordu:

Siz genç misiniz, bu sizin çocuklar mı?

Benim, evet.

Şanslısınız! Ben hep büyük bir aile hayali kurardım.

Gerçekten mi?

Kamil başını salladı:

Evet, eşim çocuk istemedi, boşandım, sonra bir şeyler ters gitti.

Çay bittiğinde telefonu çaldı.

Evet, dedi. Şaka mı yapıyorsunuz? Ne yapmamı söylüyorsunuz?

Telefonu kapattı, Lale sordu:

Bir sorun mu var?

Çekici gelmesi gerekiyordu, ama kar fırtınası yüzünden sabaha kadar gidemeyecekmiş.

Üzülmeyin, kanepede yatarız, sabah gideriz.

Rahatsız edici. Eşiniz ne diyecek?

Eşim bir şey söylemez, kaçtı.

Kamil şaşkınlıkla ağzını açtı:

Sizinle mi? Yani üç çocuğu bırakmışım demek?

Evet Ama biz üzülmüyoruz, onsuz da iyiyiz.

Sabah Kamil uyandı, birisi yanına dokunuyor. Gül, dün tanıştığı kız, yastığa bir şeker koyuyor. Kamil neredeyse ağlayacaktı; şekerin ailede ne anlama geldiğini hatırladı.

Aile onu uğurladı. Laleye bakıp, buraya geri dönmek için bir bahane bulacağını düşündü. Kamil varış noktasına asla ulaşamadı.

İki gün sonra kapının önünde tanıdık bir araba durdu. İbrahim, her zamanki gibi ilk bakışta her şeyi gördü.

Amca Kamil geldi!

Mert sevinçle bağırdı; geçen sefer annesi görmediği zaman, Kamil ona eski bir oyun konsolu getirecekti. Şimdi de iki paket hediye getirdi. Eve girince Lale tek başına değildi; yanına bir kadın bakıyordu, ilgiyle Kamile bakıyordu. Lale zaten giyinmişti, işten gelmişti.

Kamil Üzgünüm, çay ikram edemiyorum, Melike bakacak, otobüse geç kalacağım.

Şehre mi gidiyorsunuz?

Evet.

O zaman çay iptal, sizi getiririm.

Melike sessizce şaşkın arkadaşı itip gönderdi.

Yolda Lale, Kamile köye gitme sebebini açıkladı.

Ben de sizinle geliyorum. Bir şey eksik mi? Biraz destek isterseniz.

Çok teşekkür ederim, ben insanlar iyi ama hâlâ

Lale, seninle sen diyelim!

Kadın güldü:

Tamam! Bu arada, ne yaptığınızı söylemediniz.

İnanamayacaksınız; amcamla mobilya atölyemiz var. Küçük ama şehirde tanınmış, sadece doğal ağaçla çalışıyoruz. Satın alacağımız bir araziyi görmek için geliyorum. Amca bunu görmeden almış.

Araca bağlandılar, Lale anahtarını döndürdü, kapılar açıldı. Neden çalmadığını kendisi bile anlamadı, sadece içeri girdi ve anladı. Holde Serkanın botları, biraz ileride kadın ayakkabıları, Serkan havlu içinde, elinde şampanya şişesiyle odada dolaşıyordu.

Lale? Nereden geldin?

Şişeyi neredeyse düşürmek üzereydi.

Nereden? Kaldırıcılar nerede? Ben burada ne yapıyorum?

Kaldırıcılar? Çıktı, tabii ki. Benim bir yerim var!

Ben de on yıl boyunca seninle yaşıyorum! Kendi köşem bile yok!

İnanmazsın ama!

Lale odaya girdi. Yatakta genç bir kadın ona doğru koştu.

Serkan! Bu kim?

Lale ona bir elbise verdi.

Bu daireyi terk et! Serkanı da yanına al!

Ne? Bu serkanın dairesi! Serkan? Sen beni kandırdın mı? Ben aptalım! Şampanyayı sana alıyorum!

Kadın çabuk giyindi, daireden çıktı. Serkan kanepede oturdu.

Gidip bir yere gitmeyeceğim. Eğer beni geri getirmek istediysen, daha ilginç bir şey düşünmen gerekiyor. Beni geri getireceğim diye mi sandın? Bu kişi kim?

Serkan Kamile sert baktı. Kamil gülerek:

Güvenlik görevi. Beş dakikan var, sonra boks eğitimi on beş yıl süreni hatırlayacaksın.

Lale mutfağa döndü. Kamile yardım etmek zorunda ama Serkanla bir şey yapamıyordu. Kısa bir süre sonra kapı çaldı, Kamil telefonla konuşuyordu, Laleye daire adresini verdi.

Biraz bekleyin, kilitler değişecek.

Teşekkür ederim Kamil, ben seni nasıl sağ olunmazdım. Kader seni gönderdi!

LaleLale, yeni bir umutla geleceğe doğru yürümeye karar verdi.

Rate article
Lifequest
BÜYÜK AİLE HİKAYESİ