İstenmeyen Çocuk: — Kızına ne isim vermek istersiniz? Yaşlı doktor profesyonel bir gülümsemeyle genç hastasına baktı. — Henüz karar vermedik, — yatağın yanında sandalyede oturan Nalan araya girdi. — Bu önemli bir mesele, Derya’nın iyi düşünmesi gerek. — Hiçbir isim vermek istemiyorum. — Genç anne beklenmedik şekilde konuştu. — Onu almayı düşünmüyorum. Vazgeçme dilekçesi yazacağım. — Ne diyorsun sen böyle? — Kadın yerinden fırladı, kıza öfkeyle bakıp doktora döndü. — O ne dediğini bilmiyor, elbette bebeğimizi alacağız. — Sonra tekrar uğrarım, dinlenin lütfen. — Doktor aile kavgasında bulunmak istemiyordu… Erkek arkasından kapıyı kapatınca, anne kıza sitemlerle yüklendi. … Derya, annesiyle (aslında üvey annesi) arasında geçen acı dolu tartışmalar, yaşadığı zorunlu taşınma ve istemeden kaldığı hamilelik sonrası yaşadıklarını gözyaşları içinde düşünürken, beklenmedik bir ziyaretçiyle daha karşılaşır. Üç çocuk annesi, yetimhanede büyümüş bir kadın nedenini anlamaya çalışır, Derya hikayesini anlatır… Bir yıl önce, lise son sınıfta Derya çok zorlu bir dönem geçirmiştir. Sevdiği Barış askere gitmiş, sınıflarına İstanbul’dan zengin bir “playboy” olan Mert gelmiş, tüm kasabanın huzurunu kaçırmış, Derya istemeden bu oğlanın komplosuna kurban gitmiştir. O gece olanlar, annesinin para peşinde koşması, kasabada dedikodulardan kaçmak için apar topar taşınmaları, sevdiği herkesi kaybetmesi… Derya tüm bunları anlatır, ardından öz annesi Almanya’dan çıkagelir. Derya’yı yanına alır; üvey annesi çocuğu sahiplenir, ama sonunda büyükbaba bebeği kendi yanına alır ve Mert çocuğu resmen tanımaya mecbur kalır. Derya ise sonunda gerçek ailesiyle, yanında ona sahip çıkan annesiyle huzuru bulur…

İstenmeyen Çocuk

Bebeğinize ne isim vermek istersiniz? Yaşlı doktor mesleki bir gülümsemeyle, genç hastasına bakıyordu.

Henüz isim bulamadık, yatağın yanında oturan Nermin lafa karıştı. Bu önemli bir karar, Elifin iyice düşünmesi gerek.

Hiç isim vermek istemiyorum. Genç anne Elif, beklenmedik bir şekilde konuştu. Onu almaya da niyetim yok. Vazgeçme dilekçesi yazacağım.

Ne diyorsun sen? Kadın yerinden fırladı ve Elife öfkeyle bakarak doktora döndü. O ne söylediğinin farkında değil. Elbette ki bebeğimizi alacağız.

Ben birazdan uğrarım, dinlenin. Doktor, aile içi kavgalara tanık olmak istemiyordu.

Doktor kapıdan çıkınca, Nermin Elife öfkeli bir şekilde çıkıştı.

Bunu demeye nasıl cüret edersin? İnsanlar bizim hakkımızda ne düşünür? Zaten bu şehre taşınmak zorunda kaldık, her şeyi gizli yapmaya çalışıyoruz. O çocuk ailemizde kalmalı.

Bunun sebebi kim? Elif kadına dik dik baktı. O zaman beni dinleseydin, bunların hiçbiri olmazdı. Rahatça okulumu bitirir ve hayatıma devam ederdim. Eğer o çocuk sana gerekiyorsa, sen alırsın!

Elif yüzünü duvara döndü ve konuşmayı bitirdiğini gösterdi. Nermin bir süre daha söylemeye çalışsa da, kapıdan giren hemşire, hastanın dinlenmesi gerektiğini söyleyerek onu dışarı çıkardı.

Elif odada yalnız kaldı. Sessizce yastığına ağladı ve bütün kalbiyle, bu kabusun bir an önce sona ermesini diledi.

Çekingen bir tıkırtı, Elifin gözyaşlarını silmesine sebep oldu. Derin bir nefes aldı.

Buyurun, girin.

Kapıdan biri girerken Elif, hemşire ya da babasını bekliyordu. Fakat giren kadın ona tamamen yabancıydı.

Bir şey sormam sakıncalı mı? Elif, sakin görünmek için ne kadar uğraştı bilinmez!

Yan odada, doktorların konuşmalarını duydum, tamamen tesadüftü! Kadın, doğrudan soru sormaya çekiniyordu.

Evet, bebeğimden vazgeçeceğim. Doğru anladınız sanırım, sizi ilgilendiriyor mu?

Anneni gördüm de

O benim annem değil! Elif birden sesini yükseltti. Sadece kendini bir şey sanan üvey annem. Gerçek annem yurt dışında çalışıyor.

Özür dilerim, seni kırmak istemedim, kadın afalladı. Üç çocuğum var ve neden bu kararı aldığını anlamaya çalışıyorum. Yıllarım yetiştirme yurdunda geçti… Küçükler çok hızlı evlat ediniliyor, ama yine de, kızın hiçbir suçu yok.

Küçükleri hemen sahipleniyorlar, bana da öyle dediler. Omuz silkti Elif. Bebeği kucağıma bile almak istemiyorum. Müge hanım araya girmese, şimdi burada olmazdım.

Artık büyüdün, kararını kendin verebilirdin. On altıdan büyüksün, değil mi?

O kadar büyük bir utanç ki! Üvey annesinin sesini taklit ederek konuştu Elif. İnsanların yüzüne nasıl bakarız?

Anlayamadım

Anlatayım, alayla gülümsedi Elif. O zaman belki beni suçlamazsınız.

***************************************************

Elif için son lise yılı çok talihsiz geçti. Biricik sevdiceği Kaan askere alınmıştı. Ayrıca yeni bir öğrenci, Ankaradan sürgün edilen Burak, sınıflarına katılmıştı. Burakın amacı, kimseyle ciddi bir bağ kurmak değil, sadece farklı kızlarla beraber olduğunu göstermekti. Zaten bu yüzden babası onu küçük kasabaya göndermişti.

Burak pahalı hediyeler alıyor, restoranlara ve kafelere götürüyordu. Kızlar birer birer peşine düşüyordu, hepsi onunla evleneceğini umuyordu.

En dayanıklısı Elif olmuştu. O sadece Kaanı seviyor, başka kimseyle ilgilenmiyordu. Bir süre sonra Burakın da vazgeçtiğini sanmıştı.

Ama yanılmıştı!

Aralık ayının sonlarında, Elifin bir arkadaşı doğum günü partisi verdi. Sınıftaki herkes davetliydi, Burak da katıldı. Asıl niyeti kutlamak değildi elbette.

Partinin ortasında Elifin telefonu çaldı. Koridora çıkıp konuştu, döndüğünde Burak onun yerinde oturuyordu. Elif önce önemsemese de, sonra fenalaştı

Sabah zor güç gözlerini açabildi. Yanında Burak vardı, sırıtarak bakıyordu.

Bu kadar naz yapmana gerek yoktu, dedi Burak, sanki hiçbir şey olmamış gibi. Bu küçük hediye sana benden. Kaanın kadar kafası çalışmıyor zaten.

Elif eve gitmekte zorlandı, ayakta zor duruyordu. Yoldan geçenler ona tiksintiyle bakıyordu.

Anahtarıyla uğraşmadı, kapıyı çaldı. Üvey annesi Nerminin evde olduğunu biliyordu.

Neredeydin sen? Nermin öfkeyle karşıladı. Eve gelmedin, telefona bakmıyorsun. Şu haline söyleyecek söz bulamıyorum! Baban seni bu halde görseydi…

Doktor ve polis çağır, Elif araya girdi. Şikayetçi olacağım, cezasını çekmeli.

Nermin gerildi. Elifin görünüşünü ve söylediklerini birleştirince gerçeği anladı.

Kim yaptı bunu?

Buraktan başkası olamaz, Konuşmak bile güçtü Elif için. Başka kimse bu kadar yüzsüz olamazdı. Ara hemen yoksa ben ararım.

Dur bakalım Nermin fırsatı değerlendirmek istedi. Nasıl olsa kurtulur. Başka türlü hallederiz. Babası ile iletişime geçerim, tazminat isteriz.

Delirdin mi sen? Elif kulaklarına inanamıyordu. Nasıl tazminat? Bana bunlar yetti artık, hemen polise giderim!

Bir yere gidemezsin! Nermin Elifin kolundan sertçe tuttu ve odaya soktu. Elifin karşı koyacak hali yoktu. Suçlu sen olursun, herkes seni suçlar. Ben gerekeni yaparım.

Elifin telefonu yoktu, ya kaybetmişti ya da arkadaşında unutmuştu. Evden çıkamadı çünkü Nermin kapıyı kitledi. Baş ağrısı arttı, yatak adeta onu çekiyordu

Birkaç gün sonra Elif, babaannesine gitti. Kasabadan yüz kilometre uzakta yaşayan yaşlı kadın, Elifi sıkıntıya sokmak istemediği için hiçbir şeyden bahsetmedi.

Bir ay sonra Elifin hayatı alt üst oldu. O gecenin sonuçları olmuştu. Hamileydi.

Nermin sevinçten havalara zıpladı. Bu çocuk onlara rahat bir hayat sağlayacaktı! Burakın babası büyük bir para ödeyecek, oğlunu bir kez daha kurtaracaktı. Beş aya kadar kimseye söylememek gerekiyordu.

Elifin isteğini kimse sormuyordu. O, çocuğu aldırmak istediğinde Nermin büyük olay çıkarmış, Elifin yanından bir an bile ayrılmaz olmuştu.

Dede duruma sıcak bakmasa da yüklü bir para verdi ve bundan sonra da yardım edeceğini söyledi.

***************************************************

Şimdi anladınız mı? Bu çocuk yüzünden neler yaşadım. Kaan beni terk etti, inancı kalmadı bana. Arkadaşlarım sırt çevirdi, taşınmak zorunda kaldık. Okulu bile yarıda bıraktım!

Özür dilerim, seni bilmeden yargıladım, kadın mahçup oldu. Ama bebek yine de suçsuz.

Elif, bizim ciddi konuşmamız gerek! Odaya Nermin yanında eşini çekerek girdi. Misafirlere müsaade etmiyorum, aile meselesi.

Kadın Elife üzgün bir bakış attı ve odadan çıktı.

Planımı bozmanı istemiyorum. Çocuğu burada bırakırsan bir daha eve adımını atamazsın. Nerede kalacaksın? Babaannen vefat etti, evi de amcana geçti. Dilenecek misin?

Hayır, onunla birlikte gidecek, Odaya şık giyimli bir kadın girdi. Elifin gözleri parladı:

Anne! Sen gelmişsin!

Tabii ki geldim, seni burada bırakacak değilim. Seher, kızına sarıldı. Keşke daha önce her şeyi anlatsaydın, seni hemen yanıma alırdım. Burada okulunu bitirmenin kolay olacağını sanmıştım.

Senin beni istemediğini sandım, Elif gözyaşlarını tutamadı, ne olursa olsun hâlâ bir çocuktan farksızdı.

Biri, senin bana kızgın olduğunu söyledi. Hediyelerim hiç açılmadan iade ediliyordu, sürekli arıyordum ama ulaşamıyordum. Senden umudu kestiğimi sandım. Ancak şimdi önemli değil, Seher kızının gözyaşını sildi. Taşınacağız, tüm bunlar geride kalacak

***********************************************

Elif, annesiyle yeni bir şehre taşındı. Bebeği Nermin aldı, rahat bir yaşam umuduyla. Fakat güçlü dede gerçeği öğrenince torununu yanına aldı. Burak, sonunda çocuğunu kabul etmek zorunda kaldı.

Elif ise şimdi mutluluğun ne olduğunu anlıyor. Sevdikleriyle, ona koşulsuz destek olanlarla birlikteliğin değerini biliyor. Her acının ardından bir umut doğar; önemli olan, insanın kendi yolunu cesaretle seçebilmesidir. Hayat, başkalarının değil, kendi ellerimizle inşa ettiğimiz bir yolculuktur.

Rate article
Lifequest
İstenmeyen Çocuk: — Kızına ne isim vermek istersiniz? Yaşlı doktor profesyonel bir gülümsemeyle genç hastasına baktı. — Henüz karar vermedik, — yatağın yanında sandalyede oturan Nalan araya girdi. — Bu önemli bir mesele, Derya’nın iyi düşünmesi gerek. — Hiçbir isim vermek istemiyorum. — Genç anne beklenmedik şekilde konuştu. — Onu almayı düşünmüyorum. Vazgeçme dilekçesi yazacağım. — Ne diyorsun sen böyle? — Kadın yerinden fırladı, kıza öfkeyle bakıp doktora döndü. — O ne dediğini bilmiyor, elbette bebeğimizi alacağız. — Sonra tekrar uğrarım, dinlenin lütfen. — Doktor aile kavgasında bulunmak istemiyordu… Erkek arkasından kapıyı kapatınca, anne kıza sitemlerle yüklendi. … Derya, annesiyle (aslında üvey annesi) arasında geçen acı dolu tartışmalar, yaşadığı zorunlu taşınma ve istemeden kaldığı hamilelik sonrası yaşadıklarını gözyaşları içinde düşünürken, beklenmedik bir ziyaretçiyle daha karşılaşır. Üç çocuk annesi, yetimhanede büyümüş bir kadın nedenini anlamaya çalışır, Derya hikayesini anlatır… Bir yıl önce, lise son sınıfta Derya çok zorlu bir dönem geçirmiştir. Sevdiği Barış askere gitmiş, sınıflarına İstanbul’dan zengin bir “playboy” olan Mert gelmiş, tüm kasabanın huzurunu kaçırmış, Derya istemeden bu oğlanın komplosuna kurban gitmiştir. O gece olanlar, annesinin para peşinde koşması, kasabada dedikodulardan kaçmak için apar topar taşınmaları, sevdiği herkesi kaybetmesi… Derya tüm bunları anlatır, ardından öz annesi Almanya’dan çıkagelir. Derya’yı yanına alır; üvey annesi çocuğu sahiplenir, ama sonunda büyükbaba bebeği kendi yanına alır ve Mert çocuğu resmen tanımaya mecbur kalır. Derya ise sonunda gerçek ailesiyle, yanında ona sahip çıkan annesiyle huzuru bulur…