Kocanı Kap Gel!

Derya Yılmaz, bir veli toplantısından çıkıyordu. Öğretmen, Emiri derslerini yapmadığı ve huysuz davrandığı için azarlamıştı. Son günlerde o dağınık hâli, ne söyleyip ne söyleyemediği Deryayı düşündürmüştü; babanın da müdahalesi gerekirdi, bir baba olarak bir şeyler söylemeliydi.

Aniden, yol kenarında duran arabasını gördü. İsmail Demir, onun yolunu kesiyormuş gibi, çiçeklerle dolu bir çiçek sepeti çıkarak yabancı bir kıza doğru yürüyordu. Kız, uzun siyah saçlı, kısa etekli, yüksek bir kadın, Deryanın açık tenli, bakışı hâlâ genç kalan bir kızla zıt bir görüntü sergiliyordu. Çiçekleri alıp arabaya binip uzaklaştılar.

Bu kim? Derya içi titreyen bir sesle sordu. İsmail, yeni bir projeyi konuşmak, iş arkadaşlarıyla strateji geliştirmek için bir süre kalacağını söylemişti. Fakat bu genç kızla birlikte mi çalışıyordu? Onlar evliliklerinin on üç. yılında bile hâlâ sadakatinden şüphe duymamıştı.

İki genç, üniversiteden yeni mezun olmuş, aşklarıyla evlenmiş, İsmailin zengin ailesi onlara bir daire hediye etmişti. Derya, yeni doğan torunlarıyla şefkatle muamele görürken, babası sağlık sorunları nedeniyle yöneticilik görevinden ayrılmış, yerine İsmail geçmişti. Zamanla İsmail, çalışanların saygısını kazanıp iyi bir gelir elde etmiş, hafta sonları şehir dışındaki küçük bir bahçeye kaçıp arkadaşlarını ve akrabalarını davet ederdi.

Yurtdışı tatilleri de sık sık olurdu. İsmail, Deryaya işini bırakıp oğullarına bakmasını önerdi; ama Derya, kardiyolog olarak hastalarına yardım etmeyi, bir ev hanımı ya da bakıcı olmaktan çok tercih ederdi.

Şimdi, eşinin başka bir ilişkisi olduğunu düşündükçe, Derya gözyaşlarıyla yanıyordu. O artık beni sevmiyorsa, belki de beni terk edecek, diye düşündü. Hayalindeki o mükemmel eş, başka bir kadına bakıyormuş gibi gözüküyordu.

Eve döndüğünde, Emir bağırdı:
Anne, yine derslerine bakma vakti!
Ne demek istiyorsun? Derya şaşkın, boğazı kısıldı.
Baban son zamanlarda kafede bir güzelle oturuyor, ben de gördüm! Emir, bir anda duyduğu sıradışı bir haberi fısıldadı.

Derya kanatlarını göğsüne kapatarak gözlerini ovuşturdu, ağlamaya başladı. Emir, annesinin gözyaşlarını görmezden gelerek ona bir peçete uzattı.
Anne, sakın üzülme. Babam da bir gün mutlu olmalı. Ben on iki yaşındayım, hâlâ çok küçüğüm.

İki saat sonra İsmail eve geldi, yorgun ve düşünceliydi.
Akşam yemeği yemeyeceğim, iş arkadaşlarımla yemek yedim, şimdi duş alıp uyuyacağım dedi.
Derya, Seni okul bahçesinden geçerken gördüm, çiçekleri ona veriyordun, diye ekledi.
İsmail, şaşkınlıkla sustu:
Evet, yeni sekreterim Aylin var, onunla bir şeyler bir türlü açıklayamıyorum.

Derya, Bu bir rüya gibi, diyerek ne yapacağını sorunca, İsmail aşkını itiraf etti:
Ayline çekildim, bir tılsım gibi üzerimde, ama seni hala seviyorum. Oyun gibi bir şey, bir anlık çılgınlık

İsmail, Deryaya evde kalmasını, bir kutu döküman taşımasını teklif etti, ardından Aylinin annesi ona bir çörek ikram etti. Derya, Bu bir yanılsama mı? diye sordu, ama İsmail sadece gözlerini yere dikip sustu.

Ertesi sabah İsmail, Derya ve Emir evde yokken, eşyalarını topladı, bir mektup bıraktı. Derya, boş kalan dolapların içinde sadece kıyafetleri görüp, kalbinde bir boşluk hissetti.

Almanyadan gelen kayınvalidesi Ayşe, telefonla:
Derya, İsmail bütün bunları anlattı. Orta yaş krizi mi? Bu genç kız ne demek istiyor? dedi.

Derya, Belki de bir büyücü var, diyerek, meslektaşı hemşire Tamaradan, mahalledeki şifacı Nine Lenayı ziyaret etmesini istedi. Tamara, Bu bir tılsıma benziyor, bir çay içip bakarız, dedi.

Lenanın evinde, Derya fotoğrafını uzattı, Lena bir mum yakıp çiçeğin üzerini dolaştırdı. Bu tılsım, yemekle yapılmış, dedi, Derya ise gülerek Yalan! diye bağırdı.

Lena, Eğer gerçekten bir tılsım varsa, onu evden uzak tut, bir hafta içinde etkisi geçer, diyerek bir dua ve bir ritüel talimatı verdi. Derya, İsmaili evine getirmesi gerektiğini düşündü, ama telefonları yanıtlamıyordu.

Taksiyle bahçeye gitti, eski günlerdeki gibi mangal ve dansların hatırasını düşündü. Kapıyı çaldı, Aylin açtı:
Derya, hoş geldiniz. İsmail burada dinleniyor.

İsmail, duvara yaslanmış, solgun bir yüzle ayağa kalktı. Derya, Emirin bir sorunu var, senin yardımına ihtiyacımız var, dedi. İsmail, Nasıl bir şey? Çekildiğim gibi hissediyorum, diye yanıtladı.

Aylin, Seninle bir şeyler oldu, ama ben bir tılsım yapmadım, diyerek sinirlendi. İsmail, Senim bana bir fayda sağlamaz, sadece kariyer, dedi.

Derya, Bırak buradan, bu bahçeyi bırak, diyerek, İsmailin gözlerine baktı. İsmail, gözyaşları içinde İçim boş, her şey bir sis gibi, dedi ve evden çıktı.

İki hafta sonra Derya kiliseye gitti, İsmailin iyileşmesi için dua etti. Tamara, Belki de tılsım gerçektir, dedi; Derya, Şimdi her şey değişti, diye düşündü.

İsmail, her geçen gün daha iyi hissetti, Derya ve Emir mutlu bir aile oldu. Aylin bir daha görünmedi, sanki bir rüzgar gibi kaybolmuştu. Derya, Hayat bir rüya, bazen karanlık, bazen aydınlık, diyerek gözlerini kapattı ve derin bir nefes aldı.

Rate article
Lifequest
Kocanı Kap Gel!