Defne, ilk kez Emreyi iş yerinde görür. O, tedarik bölümüne yeni bir işçi olarak gelmiştir; Defne ise aynı anda personel departmanına girip bir onay kağıdına imza atmak üzere acele eder. Kağıdı imzalarken yakışıklı geleni görür ve bir an durur.
Ne kadar yakışıklı Hem bağımsız, diye düşünür içinden. Tedarik bölümü Demek ki yakında tanışacağız, diyerek sözü tamamlar.
Ertesi gün yabancı, yani Emre, muhasebe birimine gelir, selam verir, nazikçe etraftakileri inceler. Gözleri Defneye takılır; ona bir titrek his yayılır, tüm vücudunda bir ürperti hisseder. Şimdi bir şey daha izliyor, diye düşünür, böyle adamları daha önce görmüş miyiz?
Defne çabuk anlar ki Emre, daha önceki nişanlıları gibi birisi değildir. Emre her zaman gözleriyle Defneye bakar; nazik, dikkatli, acele etmez. Sorunları kolayca çözer, kimseye sorulmasını beklemeden harekete geçer; ama asla zorlayıcı olmaz. Gerektiği anda, tam da ihtiyacı olduğu anda ortaya çıkar.
Tüm bunlar Defne üzerinde silinmez bir iz bırakır. Kadın kesin ve geri dönülmez bir aşka dalar. Böyle bir erkeği hayal bile edemezdi!
İki ay içinde birlikte yaşamaya başlarlar. Altı ay sonra evlenirler. Bir erkek çocuk doğduğunda, çocuğun yüzü Emreye tıpatıp aynı olduğunda, Defne mutluluğun ne demek olduğunu tam olarak anlar.
Geceleyin kocasına yaslanıp fısıldar:
Artık kaçamazsın, değil mi? Seni sıkı sıkıya bağladım.
Emre, alnını öpecek şekilde yanıtlar: Ben zaten gidecek bir planım yoktu.
***
Emrenin ilk evliliğinden bir kızı olduğu Defneye baştan beri söylenir. Defne bu konuyu sorar, ama Emre detayları hemen vermez. Bir gün şöyle söyler:
Uzun süredir görüşmüyoruz, iletişim numaram da yok. Kızım üç yaşındayken eski eşim Ayşe, bizim konuşmamızı istemedi. Şimdi Derya ergenlik çağına geldi O yüzden geçmişi açmayalım.
Defne omuz silker:
Nasıl istersen. Ama bir gün onu bulmak istersen, söyle, ben destek olurum.
Emre başını sallar. Defne daha fazla soru sormaz. Herkesin bir geçmişi vardır, der.
***
Bir akşam Emre evine yorgun ve içi düşünceli bir şekilde gelir. Ceketini çıkarıp Defneye bakmadan mutfağa geçer, bir bardak su doldurur ve elinde bardağı beklemeye başlar.
Defne endişeyle sorar:
Emrem, ne oldu?
Emre suçlu bir bakış atar ve birden şöyle der, sanki bir karar almış gibi:
Ayşeyi buldum. Eski eşimi sosyal medyada gördüm, mesaj attım. Nasıl olduklarını, kızını merak ettim. Derya benimle konuşmak istediğini söyledi, telefonla biraz konuştuk.
Defne şaşkına döner. Çocuğu defalarca hatırlatmış olsa da, bu haberi duyunca içi parçalanır.
Ne güzel! der, utanmasını gizleyerek, Seni çok seviyorum!
Emre ışıldar, bu sözleri duymak ona iyi gelir. Defne ise içinde bir ağırlık hisseder.
***
İlk başta kısa telefon aramaları olur. Emre oturduğu odadan Derya utanıyor diyerek kapıyı kapatır. Defne mutfakta yalnız kalır, Emrenin sesini yumuşak, sevgi dolu, daha önce sadece ona ait olan o kadifemsi tonla duyar.
Sonra eski eş Ayşe ortaya çıkar. Önce kısa mesajlar, sonra daha uzun sohbetler. Defnenin parmakları, Emre’nin telefonunu gözetlemek isterken otomatik olarak uzanır. Mesajları okur, tanımadığı bir kızın fotoğraflarını görür. Satır aralarında zehir gibi tatlı bir ses duyulur: Buradayız, yanındayız, bekliyoruz
Defne kendini ikna eder: O, kızımla konuşuyor, hayal kurma. Ama bir gün, koridordan geçerken Ayşe ismini duyar. Eski eşünün adı. O andan itibaren cehennemi somut bir şekle bürünür.
Kendini sevdiği için nefret eder, ama duramaz; Emrenin telefon ekranına bakıp gülümsemesini, ne yazacağını düşünerek nefesini tutuşunu izler. Her bakışı, hareketi, sözü bir ihanet gibi görünür. İki ailede yaşıyor gibi hisseder. Gün geçtikçe kıskançlık ateşi yanar, her şey ona sinir verir.
Bir akşam, Emre telefonundan bir şeyler karıştırırken bağırır:
Beni hiç hiçe saymaz mısın?!
Emre gözlerini şaşkınlıkla kaldırır:
Defne, ne oluyor?
Defne çığlık atar: Kandırma! Görüyorum! Yine onunla konuşuyorsun!
Emre, Kiminle? diye sorar, sanki ne demek istediğini anlamaz. Bu durum Defneyi daha da çarpar.
Defne her telefon çaldığında bir şok alır, işte bir gecikme bir aldatma kanıtı gibi görünür. Kendini kendi ailesinin ajanı gibi hisseder; çünkü onu delicesine seviyor, kendini yok ediyor.
Emre sessiz kalır, açıklama yapmaz; sanki acı çektiğini hiç görmez gibi davranır. Bu onun tipik özelliği değildir.
***
Böylece sık sık kavga ederler, çoğu zaman sebepsiz, küçük bir şey yüzünden. Önemsiz gibi görünen detaylar küresel bir sorun hâline gelir. Defne bağırır, Emre artık onu duymuyor, bakışları değişiyor, varlığı ona yük oluyor. Kafasında sürekli bir düşünce dolaşır:
Eğer bir şey olursa, onun kaçabileceği bir yer var. Orada onu seviyor ve bekliyor.
Eskiden evine güveni tamdı; şimdi ev, artık güvenli bir liman değil. Geceleri gözlerini açık tutar, şu soruyu düşünür:
Ya bir gün geçmişi şimdinden daha çok tercih ederse?
Sabahları bu düşünceleri kovalar, kendini kınar, Biz bir aileyiz. Hayır, o böyle biri değil der. Ne kadar çok kendini ikna ederse, o kadar çok korkar. Onun seçimini korkar.
***
Bir gün Emre telefonunu mutfakta bırakır, çocuğu banyoya götürür. Aniden ekran yanar, Ayşeden bir bildirim gelir. Defne parmakları titrer, kalbi sıkışır, mesajı açmaz; ne okuyacağını bilmez, korku artık hayatının normu olmuştur.
Emre daha sonra çocuğu yatırdıktan sonra sorar:
Bugün neden böyleyim?
Defne çabuk cevap verir: Her şey yolunda.
Emre uzun uzun ona bakar, bir şey anlamış gibi gözleri dalar, ama bir şey sormaz.
Gece, Emre uyurken, Defne sessizce yanına uzanır, onun düzenli, sessiz nefesini dinler. Belki bir gün başka birisi bu nefesi dinleyecek diye düşünür, bu düşünce içini yakar. Kalkar, mutfak taburesine oturur, ellerini sıkar ve ilk defa kendini yerine konulabilir hisseder.
Emre mutfağa girer, Defne gözyaşlarıyla ona bakar:
Senden korkuyorum, bir gün beni bırakıp gidersin.
Emre çömelir, ellerini tutar ve yavaşça sorar:
Nereye giderim?
Defne gözlerini kaçırır, Onlara, der. Emre susar. Sessizlik içinde en korkutucu şey duyulur: bir duraklama, ne bir protesto ne bir şaka. O kısa an, en güçlü cevaptan daha ağırdır.
***
Ardından bir gece her şey değişir. Emre gece konaklamaz, aramaz, mesaj atmaz; telefon sinyal dışı kalır. Defne karanlık mutfakta oturur, birlikte geçirdikleri anları hayal eder, binlerce mutlu sahneyi zihninde döndürür. Sabah olduğunda kalbi buz gibi olur.
Defne dizüstü bilgisayarını açar, parmakları kendi kendine yazmaya başlar; Defneye, Ayşeye mektuplar yazar. Gözyaşları içinde, bir damla bile fark etmeden yazar, sanki son bir tutam saman bulmak için çırpınır. Gerçeği söyle! diye bağırır. Gönder deyince bir rahatlama hisseder, ama aynı zamanda boşluk kaplar. Şimdi sadece cevap bekler.
Gün boyu Defne hâlâ yerinde duramaz; bekler, Emreye döneceği anı zihninde prova eder, ne zaman ona her şeyi bildireceğini düşünür, odada dolaşır, eşyalarına dokunur, otomatik olarak çocuğu besler, ama içinde sadece beklenti vardır. Bir yargı bekler.
Emre geç saatlerde, adeta yorgun ve solgun, sessizce oturur karşısında.
Neden bunu yaptın? diye sorar, sesi yorgun, hafif titrek.
Defne titrer.
Ne yaptım?
Mektubunu okudum. Her şeyi yanlış anladın.
Defne bağırır: Gerçekten mi? O zaman açıklamanı bekliyorum! Bana geri dönmek mi istiyorsun? Eski aşk paslanmaz mı? Neden susuyorsun? Telefonu evin içinde saklama! Gözlerini kaçırma! Nasıl okuyabildin benim mektubumu? O sana önerdi mi? Benim zayıflığım mı? Cevap ver!
Emre sessizce yanıtlar: Ayşe sana cevap vermeyecek, ben sana cevap veriyorum Her şey yoluna girer Eğer sen bozulmazsan.
Defne alaycı bir gülümsemeyle: Çok ilginç, çok rahat Söyle bir şey daha yok. Artık ona mektup yazmadım.
Emre bir an derin bir nefes alır: Ayşe öldü, bu gece. Ben onunla birlikteydim, bitirdi.
Defne şaşkınlıkla soluk soluğa kalır, dünya durur. İçindeki sıcaklık donar. Tüm acıları, kıskançlığı, zehirli düşünceleri bir anda toz olur.
Öldü mü? diye fısıldar, sanki duymak istemez.
Emre başını sallar. Uzun süredir hastaydı, der, ben ortaya çıktığımda çok sevindi ama itiraf etmedi. Sadece Deryayı yalnız bırakmamak istedi.
Derin bir iç çekişle devam eder: Şimdi Deryanın geleceği senin elinde. Hayır dersen, onun için bir yer bulurum.
Defne şaşkınlıkla sorar: Çocuk yuvası mı?
Emre: Hayır, Ayşenin ve benim akrabalarımız var, birine verilir. Ama senin iznin olmadan karar veremem.
Defne aniden bağırır: Asla! Kızımız bizimle yaşayacak! Anladın mı? Biz!
Emre bir an donar, gözlerini kapatır. Açtığında gözlerinden yaş damlar: Biliyordum Senin böyle söyleyeceğini umuyordum, der sessizce.
Defne ona doğru koşar, başını onun göğsüne yaslar. Tüm korkuları, şüpheleri geride kalır. Önlerinde zorlu ama yeni bir yaşam vardır. Artık hiçbir şeyden korkmaz. Kendi kararını vermiştir.




