Arkadaşımı boşandıktan sonra evimde misafir ettim. Zamanla, kendi evimde yavaş yavaş bir hizmetçi haline geldiğimi fark ettim.

Elif, boşandığı gün onu evime getiriyorum. Zaman geçtikçe, kendi evimde hizmetçi konumuna kaydığım farkına varıyorum.

Üç otuz yıldır birbirimizi tanıyoruz; sınavlara beraber girdik, ilk aşk hayal kırıklıklarımızı birlikte yaşadık. Elif bir yıl önce Ankaraya taşındı, ama her zaman İstanbula gelerek benimle rahatça davranabiliyordu.

Bir akşam, Gidecek yerim yok diye ağlayarak aradığında, hiç düşünmeden Gel, kapım sana her zaman açık diyorum.

İlk günler gençliğimizdeki gibi; uzun sohbetler, kahkahalar, eski anılar. Kocam vefat ettikten sonra ev çok sessizdi; onun yokluğu bile bana bir huzur veriyordu. Elife bakmaya çalışıyorum: mutfağa kahvaltı hazırlıyorum, en konforlu yatağımı ona veriyorum, yeni havlular alıyorum ki evinde rahat hissetsin. Bir iki hafta kalacağım, iyileşirim diyor.

Aylar geçiyor, bir ay sonra bir ay daha… Elif bir daire aramıyor, özgeçmiş göndermiyor, sabahları uyanmıyor; Uzun yılların uykusunu yakalıyorum diye söylüyor. Bayan ev kıyafetiyle dolaşıyor, kanepede oturuyor, Yoğurt aldın mı? Meyveli yoğurt seviyorum diye soruyor, sanki bunlar normal.

Yavaş yavaş yok olduğumu hissediyorum. İşten eve döndüğümde Elif oturmuş çay içiyor, gazetemi okuyor. Bir çorba yapmamı istediğimde sadece Sen daha iyisin, ben yapamam diye gülüyor.

Her zaman bulaşıkları ben yıkıyorum. Alışverişi de ben yapıyorum: buzdolabı onun sevdiği her şeyle dolu, banyoda sadece onun kozmetik ürünleri, televizyonu onun dizileri.

Bir gün başka bir arkadaşımı kahveye davet ettiğimde, Elif Evde yabancılar olmasın, rahat hissetmiyorum diye şikayet ediyor. Kedisi Maviyi de dışarı atıyor, Alerjim var diyor.

Uzun süre Boşandığı için kötü hissediyorum, hâlâ yaralı, yönünü kaybetmiş diyerek mazur görüyorum. Ama bir gün mobilyaları değiştirmeye karar verdiğinde, Böyle daha iyi olur diye ısrar ettiğinde, çizgiyi aştığını anlıyorum.

En zor an, işten sonra Kuru temizlemeciden kıyafetini al ve marketten alışveriş yap dediğinde Çantaları taşımakta zorlanıyorum, o da Doğru deterjanı aldın mı? Yanlış yapma diye soruyor. İçimde bir şey kırılıyor.

İlk defa kesin bir sesle söylüyorum: Konuşmamız lazım. Bu böyle devam edemez. Burası benim evim. Nerede oturacağın hakkında düşünmeye başlamalısın.

Elif önce şaşırıyor, sonra Sen hiçbir şeyi anlamıyorsun, sadece kendini düşünüyorsun diye kızıyor. Bunu söylemek zor ama sınır koymazsam kimliğimi kaybederim.

Birkaç gün sonra kapıyı çarparak çıkıyor. Ben hâlâ suçluluk duyuyorum, sanki aile gibi gördüğüm birini terk ettim gibi. Ama ev yavaş yavaş yeniden nefes almaya başlıyor; evim, hayatım, kurallarım geri dönüyor.

Aylar sonra kısa bir mesaj alıyorum: Üzgünüm, o an tamamen kaybolmuştum. Yardımın için teşekkür ederim, takdir etmediğim için özür dilerim. Ona en iyisini dileyerek yanıt veriyorum ve düşünüyorum: Bazen en zor şey, seni önemseyen birine hayır demek. Ama zamanında söylemezsen, kendini çok daha değerli bir şeydenkendi varlığındankaybedebilirsin.

Rate article
Lifequest
Arkadaşımı boşandıktan sonra evimde misafir ettim. Zamanla, kendi evimde yavaş yavaş bir hizmetçi haline geldiğimi fark ettim.