Oğlumun hamile bir kadını terk ettiğini öğrendiğim gün, dünyam başıma yıkıldı. Utançtan değil, o zavallı kızı düşündüğüm içindi. Bir gün onu, kavurucu güneşte motokurye olarak sipariş dağıtırken görmüştüm; gözleri yorgun, karnı belirgin bir şekilde şişmişti. O an her şeyi kendi ellerimle telafi etmeye karar verdim.
Salı öğleden sonra evine gittim. Kapıyı iş kıyafetleriyle açtı, karnı artık iyice belli oluyordu, yüzünde öyle bir yorgunluk vardı ki, yüreğimi delip geçti.
Buyurun? dedi çekingen bir sesle.
Ben seni yarı yolda bırakan o sorumsuzun annesiyim, dedim doğrudan. Sorun çıkarmaya gelmedim. Sana yardımcı olmaya geldim.
Gözleri doldu hemen.
Hanımefendi, lütfen… daha fazla dert istemiyorum…
Kızım, dertle değil, çözümle geldim. İstanbulun en iyi aile hukuku avukatını ayarladım. Ücretini de peşinen ödedim. Yarın randevun var.
Donup kaldı bir an. Ben devam ettim:
Oğlum benim rahmimden doğdu ama terbiyemden değil. O çocuk için nafakayı sonuna kadar ödeyecek. Gerekirse üç işte birden çalışacak!
Aynen öyle oldu. Avukat, işini layıkıyla yaptı. Torunum dünyaya geldiğinde ki o benim torunum, ister kabul etsin, ister etmesin oğlum doğrudan hastaneye gittim. Arabada bebek bezi, minicik tulumlar ve kurulmamış bir beşikle.
Hanımefendi, gerçekten hiç gerek yoktu…
Gerek var, dedim sözünü kesip. Ben o çocuğun babaannesi oldum artık.
Beklediğim gibi, oğlum bana bütün iletişimi kesti. “Beni arkadan vuruyorsun, hayatıma karışıyorsun, mahvettin beni!” diye suçladı. Ben de ona dedim ki: Asıl hayat mahvetmek nedir sen kendine bak; ben sadece zararı telafi ediyorum.
İki yıl geçti aradan. Genç kadın ve torunum artık benimle birlikte yaşıyor. O akşamları hemşirelik bölümünde okuyup ders çalışıyor, ben de bebekle ilgileniyorum. Mahallenin en garip ama en samimi ailesiyiz. Oğlum hâlâ bana selam bile vermiyor ama her ay nafakayı tıkır tıkır ödüyor. Çünkü avukat bu konularda çok net.
Dün, bebeği biberonla beslerken, birden gelip arkamdan sarıldı.
Teşekkür ederim anne, diye fısıldadı kulağıma.
Anne.
Ve düşündüm: Bir kız ve bir torun kazanmak, belki bir süre için oğlunu yitirmekten daha kıymetli bir hediye olabilir mi? Bazen aile, içinde doğduğun insanlar değil; yanında kalmaya, uğruna savaşmaya karar verdiklerindir.
Sorumluluk, vicdan ve umulmadık bir sevgi hakkında bir hayat dersi aldım.




