Bir Hastane Koğuşunda Yazılan Kader: Tüberküloz Hastası Eşini Terk Eden Bir Kadının Ardında Kalan Sevgi, Fedakarlık ve Yeniden Kurulan Bir Ailenin Öyküsü

KADER HASTANE YATAĞINDA

Hanımefendi, alın şunları ve siz ilgilenin artık! Yanına gitmeye korkuyorum, bırakın kaşıkla beslemeyi, kadın, kocasının hastane yatağına bir torba yiyeceği sertçe bıraktı.
Merak etmeyin, eşiniz iyileşecek. Şimdi ona özenli bir bakım lazım. Ben de Mehmet Beyin ayağa kalkmasında yardımcı olacağım, hemşire olarak yine hasta yakınına moral vermek bana düşmüştü.

Mehmet ağır durumda getirilmişti ama yaşama şansı yüksekti. Yaşamak istediği belliydi ki bu işin yarısıydı. Ne var ki eşi Asuman hanım, tıbba pek inanmıyordu. Kocasının hâlâ yaşamasına rağmen sanki şimdiden vazgeçmeye hazırdı.

İleride anlatacağım; Mehmet ve Asumanın oğulları yıllar sonra açık tüberküloza yakalanacak, Asuman bu kez de oğlu Serhattan ümidini kesecekti. Ama Serhat iyileşecekti.

Mehmet, ağır hastalığına rağmen, hep şakalaşır, güler, taburcu olabilmek için çabalardı. Yaşadıkları köyde uzman bir hastane olmadığı için Asuman pek gelmezdi. Genç adamı hep üzgün görürdüm; üstü başı dökülüyordu, bakımsızdı.

Mehmet Bey, madem burada ayakkabılarınızla geziyorsunuz, size birkaç parça eşya getirebilir miyim? Sandalyeniz dahi yok Bir yardım paketi kabul eder misiniz? gülümseyerek sordum.
Sizden, Elif Hanım, ilaç diye zehir verseniz içerim. Ama zahmet etmeyin, sadece iyi olmama izin verin, sonrası kolay dedi Mehmet, elimi nazikçe tuttu.
Elimi usulca kurtardım, odadan çıktım.

Kalbim küt küt atıyordu. Yoksa âşık mı olmuştum? Hayır, bir ailenin dağılmasına sebep olamam Bu hem günah, hem yanlış olur Ama yüreğin dili olmuyor, gönüle söz geçmiyor. Kafam karmakarışık

Gittikçe Mehmetin odasına daha çok uğrar olmuştum. Gece nöbetlerinde uzun uzun sohbet ederdik. İçten konuşmalarımızda samimiyet oluştu, kısa sürede sen diye konuşmaya başladık.

Mehmetin beş yaşında bir oğlu vardı.
Serhat, annesine çekmiş. Bilir misin Elif? Asumanı çok sevdim ben. Önüne dünyayı serdim ama onda yalnız kendisine aşk var. Onun bencilliği, pas gibi kemiriyor insanı. Sen ise bambaşka birisin, Mehmet ağır ağır iç geçirdi.
Ama Asumanın yolu uzak, kolay mı her gün gelmek? dedim, eşini savunmaya çalışarak.
Boş ver Elif! Derler ya, Kadın kocasını severmiş, cezaevine yer bakarmış. Sevgililerine ülkenin öbür ucuna gitmekten geri durmuyor, duymuş olabilirsin, sesi titreyerek öfkelendi.
İyi geceler Mehmet. Acele etmek gerekmez. Yakında her şey yoluna girer, dedim ve ışığı kapatıp çıktım.

Mehmetin üzüntüsü büyüktü. Yardıma muhtaç yatıyordu ama eşi, başka yerlerde keyfiyle meşguldü. Belki büyük bir mesele değildi ama damlaya damlaya göl olur.

Bir hafta sonra Mehmetin odasından bağırış duydum, koşarak girdim.
Bir daha seni burada görmeyeyim! Defol git! diye bağırıyordu Mehmet, Asumana.
Asuman başını önüne eğip hızla kapıdan çıktı.

Ne oldu? dedim şaşkınlıkla.
Mehmet arkasını döndü, gözleri dolmuştu. Hemen sakinleştirici yaptım.

Bir ay geçti, Asuman hiç gelmedi.
Mehmet, eşini aramak ister misin? dedim çaktırmadan.
Gerek yok, Elif. Asumanla boşanıyoruz, dedi sakinlikle.
Hastalığın yüzünden mi? Oysa iyileşiyorsun dedim şaşkınlıkla.
Hani geçen kovdum ya? O geldiydi bana sevgilisinden bahsetmeye. Evimizde adamı yaşatmak istiyormuş, işleri halletsin diye. Çatı akıyor diye yakındı Mehmet sustu.
Aman Allahım! diyebildim sadece.

Bir süre sonra Asuman sevgilisiyle geldi. Mehmet o adamı görmedi, ama ben pencereden izlendiğini net gördüm. Adam bahçedeki bankta sigara içip Asumanı bekliyordu.

Bir saat sonra Asuman dışarı çıktı, adama sarılıp yanağından öptü, beraber uzaklaştılar.

Mehmet, seni taburcu ediyorlar, dedim bir gün.
Elif, sana bir şey soracağım Ya da neyse, dedi şaşkınlıkla.
Mehmet, ben kabul ediyorum. Bunu ima ettin, değil mi? Yanılmadım umarım? tüm cesaretimi topladım.
Mehmet içini döktü:
Elif, hiç evim kalmadı. Sende birkaç gün kalabilir miyim? Asumana dair her şey netleşti, evleniyor zaten.
Mehmet, benim bir çocuğum var. Eğer kabul edersen güzel bir aile olabiliriz, tüm gerçeği söyledim.
Çocuk engel değil ki, ben onu zaten çoktan sevdim, dedi, gözlerimin içine bakarak. Öyle ısıttı ki içimi, bir kar tanesi gibi eridim.

Yıllar hızla geçti.
İki ortak çocuğumuz oldu. Sıcak bir yuva kurduk. Mehmetin oğlu Serhat, ailesiyle bizi ziyaret eder. Benim ilk evliliğimden bir kızım var; şimdi başka bir ülkede yaşıyor. Aslında evlilik bile değildi, gençlik hatasıydı.

Zamanında bir delikanlıya güvendim, sonsuz sevgi vaat etmişti. Geleceğimizi harika çizeceğimizi söyledi. Ama hayat melodimiz tutmadı. Pişman değilim.

Asumanın durumu ise farklı oldu. Birkaç kez evlendi, başka bir şehirden gelmiş bir adamdan bir oğlu oldu. Oğlan ömrü boyunca psikolojik sorunlarla mücadele etti. Asuman ona ne sevgi ne ilgi gösterdi, çocuk kendi haline büyüdü. Annesi vefat ettiğinde ise bakım evine yerleştirildi.

Biz ise Mehmetle yaşlandık ama birbirimizi eskisinden çok seviyoruz. Hayat yolunda yan yana yürüdük. Her günü, her bakışı, her nefesi değerli bildik.

Hayat bazen en dipsiz anında önüme yeni bir kapı açtı. Her acının ardında bir umut, her umutsuz vaktin ardından ise, sevgiyle dolu bir hayat vardı. Bazen mutluluk, en beklenmedik anda, bir hastane odasında filizlenir. Birbirimize iyi gelmeye, sevgiyi paylaşmaya devam ettik. Her şeye rağmen, sevgiyle ve umutla yaşamanın kıymeti hiçbir şeyde yoktur.

Rate article
Lifequest
Bir Hastane Koğuşunda Yazılan Kader: Tüberküloz Hastası Eşini Terk Eden Bir Kadının Ardında Kalan Sevgi, Fedakarlık ve Yeniden Kurulan Bir Ailenin Öyküsü