Yalnızlık Kıyısında: Ninenin Hayat Mücadelesi, Kaybolan Aile Sıcaklığı, Dağılmış Bir Ev ve Kırık Bir Yürekte Yeniden Başlama Umudu – Dede Mikhail Fedoroviç ile Beklenmedik Bir Dostluğun Türk Kasabasında Hayata Tutunan İki Yalnız Ruhun Dokunaklı Hikayesi

EVSİZ

Elifin gidecek hiçbir yeri kalmamıştı. Yani gerçekten, hiç yoktu… Bir-iki gece garda sabahlarım… Sonra ne olacak ki? diye düşündü çaresizce. Birden aklına bir umut ışığı düştü: Yazlık! Nasıl unuttum bunu? Gerçi Yazlık deyince akla bakımlı bir ev gelir, benimki yıkık dökük bir kulübe. Ama yine de gara gitmekten iyidir, diye geçirdi içinden Elif.

Pendike giden banliyö trenine bindi, başını soğuk camdan yana koyup gözlerini kapadı. Son zamanlarda yaşadığı acı olaylar, dalga dalga üzerine çöktü. İki yıl önce, annesini babasını kaybetmiş, tamamen yalnız kalmıştı, hiçbir desteği yoktu. Okul masraflarını karşılayamayınca üniversiteyi bırakıp semt pazarında çalışmaya başlamıştı.

Tüm bu zorluklardan sonra, şans yüzüne gülmüştü; kısa süre sonra gönlünü kaptırdığı biriyle tanıştı. Murat iyi ve efendi biriydi, iki ay sonra mütevazı bir düğün yaptılar.

Her şey yolunda görünüyor, hayat onlara gülümsüyordu. Fakat hayat, Elif için yeni bir sınav hazırlamıştı. Murat, Elife şehir merkezindeki babaevini satarak ortak iş kurmayı teklif etti.

Murat öyle tatlı dille, öyle güzel çizmişti ki hayali; Elifin aklında hiç şüphe kalmamıştı. Eşinin doğru bir şey yaptığına emindi; Biraz toparlanınca çocuk düşünürüz, anne olmayı çok istiyorum! diye hayaller kuruyordu saf bir umutla.

Ama işlerden hiçbiri yolunda gitmedi. Para yüzünden çıkan kavgalar ilişkileri yıprattı. Bir sabah Murat, başka bir kadınla eve geldi ve Elifin gitmesini istedi.

Önce polise gitmeyi düşündü Elif, ama sonra suçlayacak bir şey bulamadı; evi satmış, parayı kendi elleriyle Murata vermişti

***

Tren istasyonunda iner inmez, Elif yalnız başına ıssız peronda yürümeye başladı. Baharın henüz başıydı, yazlık sezonu açılmamıştı. Üç yıldır bakımsız kalan bahçesi, dikenli ottan geçilmiyordu. Üzülme, her şey eskiye dönecek, diye kendini teselli etti ama aslında her şeyin değiştiğinin farkındaydı.

Anahtarı, eskiden olduğu gibi, önünde sakladığı taşın altında buldu; fakat kapı, yerinden oynamış, zor açılıyordu. Elif, bütün kuvvetiyle itip çekti, ama başaramadı. Çaresizce kapının önüne oturdu ve hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladı.

Tam o sırada, yan bahçede bir duman yükseldiğini ve sesler duydu. Sevindi; Demek komşular burada! diyerek koştu.

Teyze Ayşe! Evde misin? diye seslendi.

Bahçede yabancı, yaşlı bir adamı görünce bir an duraksadı, korkuyla geri çekildi. Adam, minik bir ateşte eski bir kupa ile su ısıtıyordu.

Siz kimsiniz? Teyze Ayşe nerede? dedi ürkekçe.

Korkmayın, ne olur polisi aramayın. Hiçbir kötülüğüm yok. Eve girmiyorum, arka bahçede yaşıyorum

Adamın sesi şaşırtıcı derecede kibar ve kültürlüydü. Tane tane, bir profesör gibi konuşuyordu.

Sokaklarda mı yaşıyorsunuz? dedi Elif, düşünmeden.

Evet, doğru. Adam sessizce başını eğdi. Siz burada mı oturuyorsunuz? Merak etmeyin, sizi rahatsız etmem.

İsminiz nedir? diye sordu Elif.

Cevdet.

Soyadınızı söyleyebilir misiniz?

Soyadım mı? dedi adam, ufak bir tebessümle Yıldırım.

Elif, Cevdet Yıldırıma dikkatlice baktı. Üzerindeki giysiler eski ama temizdi; adam da bakımlıydı, çökmüş olsa da.

Kime anlatacağımı bilemiyorum dedi Elif, kederle iç çekerek.

Ne oldu, anlatın bana, dedi adam, içten bir sesle.

Kapı çöküp kalmış, açamıyorum

Bakmamı ister misiniz? dedi adam kibarca.

Çok memnun olurum, dedi Elif çaresizce.

Adam kapıda uğraşırken, Elif bankta oturdu, düşüncelere daldı. Onu küçümseyip yargılamaya hakkım yok Ben de evsizim artık Aslında onunla aynı durumdayız

Elifciğim, kapı açıldı! dedi Cevdet Bey gülümseyerek. Peki, burada mı uyuyacaksın?

Evet Nereye gideyim ki başka? dedi Elif.

Sobası var mı evin?

Sobası var gibi ama Anlamam doğrusu, dedi Elif.

Odun var mı bari?

Hiç bilmiyorum, boynunu büktü Elif.

Tamam. Sen içeri geç, ben bir çare bulacağım, dedi adam kararlı bir şekilde ve avludan çıktı.

Yaklaşık bir saat boyunca toparlamaya çalıştı evi, fakat içeride soğuk ve nem kokusu vardı. Yaşayacak gibi hissetmiyordu kendini. O sırada Cevdet Bey elinde odunla geldi. Elif, yanında bir insan olmasına anlam veremeyecek şekilde sevinmişti.

Adam, sobayı temizledi, yaktı. Bir saat sonra içerisi ısınmıştı.

Tamamdır! Sobayı idareli yak, gece yatmadan da söndür. Isı sabaha kadar yeter, dedi Cevdet Bey.

Siz nereye, komşuya mı? sordu Elif.

Evet. Kızma bana, biraz daha orada kalacağım. Şehre gitmek istemiyorum. Eski güzel günleri hatırlamak canımı acıtıyor.

Durun, akşam yemeği yiyelim, demli bir çay içeriz, sonra gidersiniz, dedi Elif.

Cevdet Bey itiraz etmedi, cekesini çıkardı, sobanın başına geçti.

Kusura bakmayın Size neden böyle olmuş? Siz hiç evsiz gibi görünmüyorsunuz, neden sokaklarda yaşıyorsunuz? Hiç mi yakınınız yok?

Yaşlı adam, ömrü boyunca bir üniversitede öğretim görevlisi olduğunu anlattı. Tüm gençliğiyle bilime, akademiye adamıştı. Bir gün bir baktı ki yaş gelmiş geçmiş, yapacak hiçbir şey kalmamış, bir başına kalmış.

Bir yıl önce yeğeni Zeynep, ona destek olmayı önerdi, lakin karşılığında evi üstüne yapmasını istemişti. Adam oldukça sevinçle kabul etti.

Sonra Zeynep, şehre yakın, çok güzel bir bahçeli ev buldum! dedi, eşyaları satıp, o eve geçelim diye kandırdı, daha fazla temiz hava, huzur hayali kurdurarak. Adam hemen razı oldu; satılan evin parasını bankaya yatıralım, kenarda tutmayalım, çok para tehlikelidir gerekçesiyle Zeynep aldı.

Cevdet amca, bir dakika otur, ben bankadan öğreneyim, sizdeki poşeti ben alayım, olur da gören olursa sözleriyle onu oyaladı Bankadan bir daha çıkmadı. Adam bekledi, bir saat, iki saat Zeynep ortada yoktu. Bankadan girince hiçbir şey bulamadı; meğer başka bir kapıdan çıkıp kaçmış.

Adam inanamamıştı; en güvendiği kandırmıştı. Hemen eski adreslerine gitti, kapıyı yabancı bir kadın açtı, Zeynep mi? Burada uzun zamandır yok, evi de iki yıl önce sattı dedi.

İşte böyle acı bir hikâye, dedi Cevdet Bey, derin bir iç çekişle. O zamandan beri sokakta yaşıyorum. Evim yok artık, hâlâ inanamıyorum

Ne acı, ben de aynı durumdayım. Yalnız kalan sadece ben sanıyordum, durumlarım çok benzer dedi Elif ve başından geçenleri anlattı.

Zor tabii Ama ben yaşadım, gidiyor ömrüm; sen gençsin. Hayat yolunu bulur, yeter ki vazgeçme! dedi adam onu teselli etmeye çalışarak.

Hep dert, hep hüzün konuşuyoruz! Gelin, yemek yiyelim, dedi Elif, hafifçe gülümseyerek.

Yemek boyunca Elif, yaşlı adamın nasıl iştahla makarnasını yediğine bakıyordu. Gözlerinde, çaresizliğin ve yalnızlığın izini görüyordu.

İnsan ne kadar çaresiz, sokakta, kimseye lazım olmadığını hissetmek ne acı şey, diye düşündü Elif.

Elifciğim, ister misen, üniversiteye dönüş işini halledebilirim. Hâlâ dostlarım var, burslu okursun, dedi Cevdet Bey bir anda. Eski halimle hocaların karşısına çıkamam, ama rektöre mektup yazarım, sen görüşürsün. Konyadaki rektör eski dostum, inan bana yardımcı olur.

Çok teşekkür ederim, harika olur! dedi Elif sevinçle.

Yemek için, sohbetin için sağ ol. Ben gideyim, geç oldu, dedi yaşlı adam, ayağa kalkarak.

Durun Sokakta kalmayın. Üç odam var burada, hangisini beğenirseniz. Doğrusu, ben de yalnız kalmaktan korkuyorum Şu sobadan da hiç anlamam. Beni burada bırakır mısınız?

Bırakmam, dedi adam ciddiyetle.

***

İki yıl geçti Elif, üniversitede başarıyla dönemi geçmiş, yaz tatili için eve geliyordu. Yaz boyunca yine yazlıkta kalıyordu; ders zamanı yurtta, tatillerde ise burada.

Merhaba! diye sevinçle koştu, Cevdet Dedeye sarıldı.

Elifciğim, canım torunum! Neden aramadın? Gara gelirdim karşılamaya! Sınavlar nasıl geçti? dedi Cevdet Bey.

Harika geçti, neredeyse hepsi pekiyiydi! dedi Elif gururla. Sana pasta getirdim, koy çayı, kutlayalım!

Elif ve Cevdet Bey, çaylarını yudumlayıp haberleştiler.

Bağ yaptım, oraya da pergola kuracağım, gölgelik olsun, dedi yaşlı adam.

Harika! Burası senin evin, istediğin gibi kullanabilirsin; ben zaten öğlen gelir, akşam giderim, dedi Elif gülerek.

Adam adeta yeniden doğmuştu. Artık yalnız değildi; bir yuvası, torunu Elifi vardı. Elif de, hayata yeniden tutunmuştu. Cevdet Dede onun için bir baba, bir aile olmuştu. Elif, ona bu hayatı verdiği ve zor zamanında yanında olduğu için minnettardı.

Rate article
Lifequest
Yalnızlık Kıyısında: Ninenin Hayat Mücadelesi, Kaybolan Aile Sıcaklığı, Dağılmış Bir Ev ve Kırık Bir Yürekte Yeniden Başlama Umudu – Dede Mikhail Fedoroviç ile Beklenmedik Bir Dostluğun Türk Kasabasında Hayata Tutunan İki Yalnız Ruhun Dokunaklı Hikayesi