“Naif Eşin İntikamı: Kocamın Annesine Krallık Gibi Ziyafetini Kendi Kartımla Ödemeye Kalkışınca, Gerçekler Lüks Restoranda Ortaya Saçıldı”

Pazartesi sabahı, kahvaltıda istedi kartı. Sesi düzgün endişeli ama telaşsız.

Zeynep, şirket ödemesi acil, kartımı iki günlüğüne bloke ettiler, yardım et, dedi.

Ellerimi önlüğüme sildim, cüzdanımdan kartımı çıkarttım. Salih hemen aldı, sanki vazgeçeceğimden korkar gibi. Saçımı öptü.

Teşekkür ederim, canım, her zamanki gibi kurtardın beni.

Yirmi yıllık evlilik fazladan soru sormamayı öğretti insana. Güvenirim yahut öyle davranırım.

Cuma akşamı, nevresim ütülerken, Salihin yan odada telefonda konuştuğunu duydum.

Kapı aralıktı. Sesi neşeliydi, bana konuştuğundan tamamen farklı.

Anneciğim, merak etme, kontrol bende. Restoran ayarlandı, altı kişilik masa, menü şahane, kokteyller, şampanya Senin sevdiklerinden. Yok, Zeynep hiçbir şey bilmiyor. Neden bilsin ki? Evde kutlayacağımızı söyledim, aile arasında.

Ütü elimde havada asılı kaldı.

Benim saf karım şüphelenmez bile. Taşralı kadın, anne, hatırlıyorsun, o küçük köyden gelmişti ya. Yirmi yıldır İstanbulda ama yine de köylü. Evet, onun kartıyla ödüyorum tabii ki.

Kendi kartım bloke, ama Saray Kıyısında nasıl bir kutlama olacak bir bilsen! O oraya yaklaşamaz bile, merak etme. Otursun evde, televizyon izlesin.

Ütüyü kapattım. Mutfağa geçtim, su doldurdum, bir dikişte içtim. Ellerim titremiyordu. İçim bomboştu ve soğuk Sanki içimdeki her şey birden çekilip alınmıştı.

Terasta, bahçelerde, çimenler üzerinde

Saf karı Köylü kadın Onun kartıyla

Bardağı lavaboya koyup pencereye baktım. Dışarısı karanlığa gömülmüş. Belki de haklı. Belki gerçekten Salihin dediği kadar saf ve basitimdir. Ama fareler köşeye sıkışınca ısırırlar.

Cumartesi sabahı kartımı bloke ettim. Bankada kaybettiğimi, kullanılmasından korktuğumu söyledim.

Bankadan eski semtime, eskiden yaşadığım mahalleye geçtim.

Vasfi ev terlikleriyle kapıyı açtı, şaşkınlıkla kaşlarını kaldırdı.

Zeynep? Kaç yıl oldu! Geç içeriye, niye ayakta kaldın?

Mutfağında oturduk, çay içtik. Her şeyi anlatım, kısa ve net. Sözümü kesmeden dinledi.

Anladım, dedi. Bak Zeynep, bir vakitler tüm ailemi sen kurtarmıştın, hatırlıyor musun? Babamın işsiz kaldığı dönem, koca bir çuval patates getirmiştin, fazla geldi dedin.

Ama biz senin sonunu verdiğini biliyorduk. Şimdi sıra bende. Kutlama pazartesi akşamı, değil mi?

Dokuzda başlıyorlar. Her şey sipariş edilip hesabı isteyince haber veririm. Garsonla ayarlayacağım.

Pazartesi akşamı bordo elbisemi giydim. Üç yıl önce diktiğim, hiç giymeye fırsatımın olmadığı Saçımı yaptım, makyaj yaptım. Aynada kendime baktım. Hiç de fareye benzemiyordum artık.

Telefon saat on buçukta çaldı. Vasfiydi.

Gelsene. Hesabı istediler, kartla ödeyecekler birazdan.

Yirmi dakikada taksiyle vardım. Restoran vitrayları ve ışıltısıyla göz kamaştırıyordu. Vasfi beni lobide karşıladı, salona doğru başıyla işaret etti.

Cam kenarından üçüncü masa.

İçeri girdim. Salon dolu, kahkaha, kadeh sesleri Masalar arasından ağır ağır yürüdüm, onları gördüm.

Salih baş köşede oturuyordu, yanında kahverengi takım elbisesiyle Gülten Hanım, ablası Melike ve eşi. Masada boş tabaklar, kadehler, tatlı kırıntıları.

Garson tepside hesabı getirdi. Salih hiç bakmadan cebinden benim kartımı çıkardı, koca bir özgüvenle tepsiye bıraktı, sanki kendi parasıymış gibi.

Bahçelerde, teraslarda, çimenler üzerinde

Hizmet şahane, dedi yüksek sesle, etrafına bakıp. Anne, sana dememiş miydim, sana gerçek bir kutlama yapacağım, öyle sıradan değil, bildiğin ziyafet!

Gülten Hanım gururla başını salladı, saçını düzeltti.

Evladım, aferin sana. İşte böyle olmalı, bazıları gibi sadece dikiş dikip köşe bucakta oturmakla olmaz.

Melike kıkırdadı. Salih gözlerinden memnuniyeti okuyordum.

Anne, beni bilirsin. Senin için ancak en iyisi. Şükür ki imkanım var.

Garson kartı aldı, post makinesine gitti. Bir, iki Ekrana baktı, kaşları çatıldı, döndü.

Bahçelerde, teraslarda, çimenler üzerinde

Özür dilerim, kart onaylanmıyor. Bloke edilmiş.

Salihin yüzü bembeyaz oldu.

Nasıl yani bloke? Olamaz! Bir daha deneyin.

Üç kere denedim. Kart geçersiz.

Masaya yaklaştım. Gülten Hanım ilk beni gördü. Suratında şaşkın bir ifade.

Zeynep? diye mırıldandı Salih, birden fırlayarak. Sen burada ne yapıyorsun?

Ona son derece sakince baktım.

Kutlamaya geldim. Benim adıma, ama bensiz yapılan şu kutlamaya.

Masa başında öyle bir sessizlik oldu ki, yan masadaki kadeh sesi bile duyuluyor

Zeynep, bak bir yanlış anlaşılma var, dedi Salih, elini uzattı, ama ben durdum.

Yanlış anlaşılma yok Salih. Bu düpedüz yalan. Cuma günü annenle konuşmanı başından sonuna duydum.

Köylü kadın, köyden gelen, televizyon izleyen eş Burada siz kutlama yaparken ben hiçbir şeyden habersiz oturacaktım, değil mi?

Melike tabağına bakıyor. Gülten Hanım eliyle peçeteyi sıkıyor.

Gizlice dinledin mi? diye çıkıştı Salih. Beni takip mi ediyorsun?

Çamaşır ütülüyordum. Sen ise evin içinde Nasıl akıllıca kandırdım karımı diye bağırıyordun. Kayınvalidene ne kadar marifetlisiniz diye övünüyordun.

Bu gizli dinleme değil Salih. Sen saklamaya gerek duymadın. Fare ısırmaz sandın.

Salih düzelmeye çalıştı.

Tamam, haksızım, tartışmıyorum. Ama hadi burada değil, gidelim eve, sakin kafayla konuşalım.

Hayır, burada konuşalım. Kartı cumartesi bloke ettim. Bankaya kayboldu diye bildirdim. Çünkü sen kandırarak aldın ve benim haberim olmadan harcamak istedin. Şimdi, sevgili kocam, hesabı kendi cebinden öde. Nakit.

Vasfi masaya yanaştı, kollarını göğsünde kavuşturdu.

Bahçelerde, teraslarda, çimenler üzerinde

Ödeme konusunda sıkıntı olursa polisi aramak zorundayım. Hesap ödenmeli.

Salihin yüzü beyazdan kırmızıya, sonrasında mora döndü.

Zeynep, ne yaptığının farkında mısın? Beni rezil ettin!

Ben mi? diye gülümsedim. Bunu kendi kendine yaptın. Karın köylü diye doğruyu hak etmez sandığında.

Gülten Hanım parmağını bana salladı, ayağa kalktı.

Ne cüretle böyle konuşursun! Kim olduğunu sanıyorsun? Salihsiz bir hiçsin!

Uzun süre baktım gözlerine, sonra alçak sesle:

Olabilir. Ama artık rol yapmaya gerek duymayan biriyim. İnan, bu, saf karı olmaktan daha değerli.

Sonraki yirmi dakika para toplarken geçti. Salih cüzdanını, Gülten Hanım çantasını, Melike ile kocası ceplerini boşalttı.

Masada paraları sayıp fısıldaştılar, bozuk para aradılar. Garson ifadesiz yüzle bekledi. Diğer misafirler meraklı bakışlar atıyorlardı.

Yanlarında dikildim, sahte debdebenin, gösterişin, yalanın nasıl ufalandığını izledim.

Parayı denkleştirince, çantamdan zarf çıkardım, Salihin önüne koydum.

Boşanma dilekçesi. Evde incelersin.

Arkamı dönüp kapıya yürüdüm. Omuzlarım dik, adımlarım sağlamdı. Vasfi kapıyı açarken fısıldadı:

Helal olsun Zeynep, dimdik dur.

İstanbul gecesi beni serin rüzgarla karşıladı, içimde sıcacık, hafif bir şey dolaştı. Özgürlük.

Üç ay sonra boşanma resmileşti. Salih aradı, defalarca özür diledi ama cevap vermedim. Ev satılınca yarısı bana kaldı.

Bir sene sonra tekrar aradı.

Zeynep, hata ettim. Annem yanımda, her gün dır dır İşimi de kaybettim. Her şeyi geride bırakıp bir daha birlikte olamaz mıyız?

Hayır, Salih.

Telefonu kapattım, bir daha düşünmedim.

Bazen o akşamı düşünüyorum. Salonda yürüdüğüm anı, Salihe bakışımı, zarfı masaya bırakışımı Ve anlıyorum: O gece bir son değildi. Bir başlangıçtı.

Geçenlerde markette Melikeyi gördüm. Yüzünü kaçırdı, ben de adını anmadım. Neden olayım ki? Farklı dünyalarda yaşıyoruz artık.

Dün Vasfi uğradı.

Ne diyorsun Zeynep, hiç pişman mısın?

Pencereden dışarı baktım. Baharda güneş, hayat var.

Bir saniye bile değil, Vasfi.

Başını salladı.

Doğru. Pişmanlık, yapılmayanlardan olur. Yapılandan değil.

Rate article
Lifequest
“Naif Eşin İntikamı: Kocamın Annesine Krallık Gibi Ziyafetini Kendi Kartımla Ödemeye Kalkışınca, Gerçekler Lüks Restoranda Ortaya Saçıldı”