O gün kocam her zamankinden erken eve geldi, kanepede oturup çocuk gibi ağlamaya başladı. Nedeni öğrendiğimde ise adeta donup kaldım.

Mertle ben yirmi yedi yaşındayken tanıştık. O sırada Mert üniversiteyi yüksek şerefle bitirmiş, tez savunmasına hazırlanıyordu. Eğitimde hep başarı peşindeydi. Üstelik o vakte kadar çalışıp iki odalı bir daireyle bir de garaj almıştı. Okul bitince de araba almayı kafasına koymuştu tabii. Bir yıl sonra evlendik. Bir buçuk yıl sonra da kızımız dünyaya geldi. Otuzuncu yaş günümüzde, bebeğimiz henüz iki aylıktı. Mertin doğum günü yaklaşınca, kutlamayı ailesiyle birlikte bir restoranda yapmayı önerdim. Ama kabul etmedi. Kendi doğum günümde sadece siz, kadınlarım yanımda olsun istiyorum, dedi.
Biz de öyle yaptık. Ertesi gün iş çıkışı anne-babasına uğradı. Fakat fazla kalamadan eve döndü. Geldi, kanepede oturdu ve çocuğum gibi ağlamaya başladı. Ne yapacağımı şaşırdım. Koca bir adam, aile reisi, gözyaşlarına boğuldu. Bir yandan teselli etmeye, bir yandan sakinleştirmeye çalışırken birden içi döküldü. Meğer çocukken en ufak kabahatinde bile dayak yermiş: Top oynadı diye, üstü başı kirlendi diye, defterine bir mürekkep damlattı diye Hem annesinden, hem babasından azar ve dayak yermiş.
Büyüyünce artık vurmadılar ama, güzel bir lafı hiç duymadım, dedi. Teknik lise bitirdim, ödülle mezun oldum.
Yani ne olmuş, sadece teknik lise! Sen üniversiteye gideceksin, deyip göndermişler istemese de.
Daire aldı.
Hepsi hepsi elli metrekare.
Eleştirirlerdi, halbuki kendileri otuz metrekarelik evde yaşarlardı. Evlenince de, Bu kız çok cılız, küçük kalmış Çocuk doğuramaz bu! diye homurdanıp durdular.
Doğurdum.
Bu çocuk kime benziyor ki? Bizden hiç eser yok!
Yetmedi, evlilik yıldönümlerine davet vermedi diye kıyameti kopardılar.
Nankör evlat!
Yargılarını böyle koydular. Sonra Mert dönüp bana sordu:
Bu kadar kötü bir insan mıyım ki beni sevmiyorlar? Ona insanların bazılarının sevgi göstermeyi bilmediğini anlattım. O da bahtsızmış, öyle bir aileye denk gelmiş. Ama artık bizi, beni ve kızımızı var onu çok seviyoruz. Çünkü dünyadaki en iyi insan o.
Farkında değil misin, kızımız sen eve gelince nasıl ışıl ışıl oluyor? dedim. O an Mert, küçük kızımızın babasını görünce gözlerinin nasıl parladığını hatırlayıp huzur buldu. Sonra bir de güzelce gülümsedi.

Rate article
Lifequest
O gün kocam her zamankinden erken eve geldi, kanepede oturup çocuk gibi ağlamaya başladı. Nedeni öğrendiğimde ise adeta donup kaldım.