Başkasının Malı Alınmaz
Ailesinin tek kızı Elif, evin gözdesiydi, ne istese yapılırdı. Anne babası, kültürlü ve eğitimli insanlar, İstanbuldaki bir araştırma enstitüsünde çalışıyordu, babası profesördü. Elif kendini bildi bileli evlerinde hep misafir olurdu.
Annesi, Ayşe Hanım, harika yemekler yapardı, hep büyük tepsilerde börekler açar, sofrayı özenle hazırlar, masaya çeşit çeşit mezeler koyardı.
Yine Ayşe, senin sofran hem göze hem damağa hitap ediyor, bir bakınca insanın iştahı kabarıyor, diye espiri yapardı misafirler her geldiklerinde.
Elif okulda başarılı bir öğrenciydi, hiç takdir veya teşekkür almadan dönmezdi; annesi babası ona ödev yapması için baskı kurmazdı. Küçüklüğünden beri disiplinli ve sorumluydu. Okuldan gelir gelmez üstünü değiştirir, yemeğini yer ve hemen derslerinin başına otururdu.
Anneciğim, bugün keman kursuna gittim mi? diye sorardı Ayşe Hanım.
Gittim, anne, yeni geldim, derdi Elif.
Elif tam anlamıyla müziğe yetenekliydi, keman çaldığında kendini başka bir dünyada bulurdu, ilham perileri ona dokunurdu. Müzik öğretmeni Elifi derslerde hep diğer öğrencilere örnek gösterirdi.
Okul yılları hızla geçti. Elifin pek çok arkadaşı vardı, sevilen, cana yakın bir kızdı. İstanbulda oturdukları için, üniversiteyi de burada okumayı hayal ediyordu.
Sana ne, Elif! Senin anne baban üniversitede çalışıyor, bir şekilde yerleşirsin. Ben ise zar zor lise okuyorum, üniversite zor bana, derdi arkadaşı Derya.
Peki sen ne yapacaksın?
Bir yere gitmeyeceğim, çalışacağım. Annem yalnız, bana nasıl bakıyor, bir iş bulup para kazanırsam annem rahatlar, derdi Derya. Gerçekten de zor yaşıyorlardı ve her şeyden kısmak zorundalardı.
Ama Elif bu yaşamı anlayamıyordu, çünkü ailesi iyi kazanıyordu, hiçbir eksikliği olmamıştı.
Anne, mezuniyet balosu için yeni bir elbise ve ayakkabı lazım, diye haber verdi.
Tamam kızım, bu hafta sonu alışverişe çıkarız, dedi Ayşe Hanım.
Güzel bir elbise, elbisenin rengine uygun ayakkabı alındı, artık sınavları güzelce geçip mezuniyet balosunda eğlenmek kalmıştı, sonra yepyeni bir hayat. Yetişkinlik…
Elif, İstanbul Teknik Üniversitesine yerleşti. Tabii ailesi biraz destek oldu, ama Elifin kendisi de kazanacak kapasiteye sahipti. Annesinin çevresi genişti, tanıdığı çoktu, işlerini kolaylaştırmak için konuştu.
Artık öğrenciyim, anne babacığım! diye sevincini paylaştı Elif, adı listede görünce.
Tebrikler! dedi babası ve Elife o dönemde pek kimsede olmayan pahalı bir cep telefonu hediye etti.
Üniversitede Elif her şeyi sevdı: dersler, hocalar, arkadaşlar, yeni ortam. Hayatı tamamen değişmişti, öğrenci eğlenceleri, sınav telaşları, projeler… Artık Derya ile nadiren görüşüyordu, çünkü Elifin boş zamanları yoktu. Derya ise fabrikada çalışıyordu, kendi dünyası vardı.
Yazları Elif çeşitli öğrenci gruplarıyla Karadenize ve Egeye gitti, hayatı dolu dolu geçti. Güzelliği, neşesiyle pek çok kişi ona ilgi gösterse de, öyle ciddi bir ilişkisi olmamıştı, sadece dostluk ve sohbet…
Son sınıfta Elif tesadüfen Emir ile tanıştı. Emir askerliğini bitirmiş, İstanbulda bir tamirhanede çalışıyordu. Sinemada karşılaştılar, Elif yoğun bir dönemden sonra Derya ile buluşmuştu.
Merhaba gençler, yanınıza oturabilir miyim? dedi Emir, sinema kafesinde otururlarken.
Tabii, dedi Derya, Emir gözlerini Eliften ayırmıyordu.
Emir, diye kendini tanıttı, Bugün sinemada çok kalabalık, dedi. Adeta masaya oturma sebebini açıklıyordu.
Ben Derya, bu da Elif, diyerek tanıttı arkadaşı.
Arkadaşım yeni filmi önerdi, ben de deneyeyim dedim.
Biz de uzun süredir birlikte çıkamadık, Derya çalışıyor, Elif üniversiteye gidiyor, açıkladı Derya. Emir ise hep Elife bakıyordu.
Filmden sonra tekrar buluşma kararı aldılar. Üçü gece geç saatlere kadar gezdi, Emir önce Deryayı, ardından Elifi eve bıraktı ve telefon numarasını istedi.
Emir yakışıklı adamdı, sohbeti sıcaktı, kültürlüydü… Elif ona aşık oldu. Buluşmaya devam ettiler ve altı ay sonra evlendiler. Elifin ailesi Emir ile tanışınca, düğüne sevinerek onay verdi.
Üniversite bitince Elif kısa bir süre çalıştı, ardından hamile kaldı ve izne ayrıldı. Bir oğulları oldu, adı ise Barandı. Emir, Elife ve oğluna çok iyi baktı, sorumlu bir aile babası oldu, her türlü yardımı yaptı.
Annem, çok şanslıyım Emirle. Sanki taş duvar gibi, hep arkamda! derdi Elif.
Ben de memnunum kızım, Emir gerçek bir aile babası, derdi Ayşe Hanım. Babası ise Emirle satranç oynar, sohbet ederdi.
Bir Gün Hayatına Yalnız Devam Etmek Zorunda Kaldı
Ama huzur hep sürmez. Baran beş yaşındayken Elif ve Emir bir trafik kazası geçirdi. Arabayla giderken motosiklet hızla karşılarına çıktı Elif arabadan fırladı, bu ona şans oldu, Emir hayatını kaybetti. Baran ise Allaha şükür, anneanne ve dedesindeydi.
Allahım, neden? diye mırıldandı Elif hastanede, yanına annesi oturdu.
Şükür kızım, ayıldın, ağladı Ayşe Hanım, Ayak ve kaburga kırıldı ama hayattasın.
Elif, Emiri tekerlekli sandalyede uğurladı. Uzun süre toparlanması gerekti; ailesi destek oldu, oğluyla onların evinde kaldı. Elif depresyona girdi, kaybettiği eşini özledi, tek tesellisi Barandı.
Teşekkürler Allahım, dedi bir gün ikona bakarak, Ya oğlumun başına bir şey gelseydi? Oğlu sayesinde hayata tutundu.
Elif, eşsiz bir hayatı yeniden kurmak zorunda kaldı.
Anne, ben Karadenizdeki yazlık eve taşınmaya karar verdim. Deniz havası bana iyi gelecek, Baran da denizi seviyor. Siz de arada gelip kalırsınız. Burada her şey Emiri hatırlatıyor.
Ailesi kabul etti. Elif yeni evinde huzur buldu, bir otelde yönetici olarak çalışmaya başladı, insanlarla iletişim kurdu. Baran okuluna devam etti. Haftasonları sahile gider, güneşlenir, oğluyla eğlenirdi.
Bir gün, Elif plajda alyansını kaybetti, Emirin hatırasıydı, çok ağladı ve kumlarda aradı.
Niye ağlıyorsunuz? diyerek yaklaştı bir adam.
Küçük bir yüzük kaybettim, çok değerliydi
Kim plaja yüzükle gelir ki?
Ben geliyorum, başka sorunuz var mı?
Pekala, yardımcı olayım, dedi adam, Adım Yusuf, ya sizinki?
Elif, dediler ve ikisi beraber kumda yüzüğü aradı, sonunda elbisesinde buldu.
Çok teşekkürler, Yusuf.
Tatil için uzun mu geldiniz? diye sordu Yusuf. Arkadaşım otelde kaldı, ben yalnız geldim, dün çok gezdik, bugün yanımda yok.
Aslında ben burada yaşıyorum, dedi Elif.
Biraz sohbet ettiler, Yusuf Elifi kafeye davet etti.
Sahilden ayrılmak gerek, güneşten kavrulacağız. Gidelim bari, dedi Elif.
Serin bir kafede soğuk içecek içerken, Elif oğlunu annesi ile babasına göndermişti. Yusuf evli olduğunu, bir kızı olduğunu anlattı, şehirde havaalanında çalışıyordu.
Elif de yaşadıklarını anlattı, eşinin vefatını paylaştı.
O yüzden yeni bir sayfa açmak istedim, oğlumla buraya taşındık.
Yusufla sohbet kolaydı, insanlarla rahat iletişim kuruyordu, iyi bir insandı. Kahveden sonra Elifi eve kadar bıraktı ve ayrıldılar. Üç gün sonra farklı bir şekilde karşılaştılar; Elife çiçekli bir buket ile işten dönüşünde yolunu gözledi.
Merhaba, özledim, dedi Yusuf, çiçekleri uzatırken.
Merhaba, dedi Elif gülerek. Tam da yarından itibaren izindeyim.
Harika, daha çok vakit geçirebiliriz, dedi Yusuf. O zaman bir restorana gidelim, hem iznini kutlarız, hem arkadaşımı tanıştıracağım.
Restoranda güzel vakit geçirdiler, sonra Yusuf Elifin evinde kaldı. Olanlar oldu.
Allahım, galiba aşık oldum, dedi Elif içinden.
Kocası vefat ettikten sonra kimseyle birlikte olmamıştı, Yusufla izinde hep bir aradaydı. Yusuf, işine telefon edip iznini aldı ancak sonunda gitmek zorunda kaldı. Ayrılık çok zor oldu. Bir hafta sonra Yusuf aradı.
Elif, çok yakında geleceğim Sensiz olmuyor. Her şeyi eşime anlattım, boşanacak.
Kader Beni Bir Kez Daha Sınadı
Elif çok mutluydu. Eşini ve kızını hiç düşünmedi, ona göre mutluluk arayan bir kadındı.
Ben de bir kadın olarak hak ediyorum, mutlu olmak istiyorum.
Yusuf taşındı; boşandıktan sonra Elif ile resmi olarak evlendi. Bir yıl sonra bir kızları oldu, ikisi de çok mutluydu.
Ama kader Elifi yine sınamaya karar verdi. İki yıl sonra yangın gibi ayaklandı. Yusuf, tatil kasabasında genç kızlarla gezmeye başladı; aldatmalar, yalanlar ve tartışmalar Elif artık gözleriyle gördü. Birkaç kez yakaladı, sonunda boşanma davası açtı. Yusuf tekrar şehrine dönüp eski eşiyle barıştı. Kızını ihmal etmedi, iyi nafaka gönderdi.
Çocukları büyüdü, Baran anneanne ve dedesiyle İstanbula gitti ve orada okudu, evlendi. Kızları ise Elifle kaldı, o da evlendi ve ayrı eve çıktı.
Elifin iki torunu ve bir torunu oldu. Çocukları ve torunları ziyarete gelir, yaşlanan anne ve babası da bazen Baranla birlikte ona uğrar. Elifin hayatı çocukları ve torunlarıdır artık.
Yusuf ise bir daha hayatında görünmedi. Elif kendi kendine karar verdi, bir daha erkeklere kapı açmayacaktı.
Başkasının malını almakla cezasını çektim… Başkasının mutsuzluğunda mutluluk olmaz.
Elif, kaderi tekrar sınamamak için yalnız yaşamaya devam ediyor.
Okuduğunuz için teşekkür ederim. Hayırlı, huzurlu günleriniz olsun!
Press «Like» and get the best posts on Facebook ↓



