Kırmızı Ruj, Bir Dost ve Zor Bir Seçim: Kristina, Barışık ve Koşulsuz Sevginin Gücüyle Yalnızlıktan …

Benim Günlüğüm / 15 Aralık

Ayna karşısına oturdum, dudaklarımı özenle boyadım. O ruj Vişne Reçeli Oya bir keresinde yakıştırmıştı bana ve o günden beri arada kullanıyorum. Bu yaşta insan yeni mucizeler beklemez sanırdım. Ama bak, hayat hiç beklemediğin anda güzellik çıkarıyor karşına. Hem de nerede tanıştık otobüs durağında! Yasin bana yer vermişti, ben teşekkür ettim, lafa girdik. Üç ay geçti, sanki koca bir ömür.

Fıstık, nasıl olmuşum? dedim, pencere kenarında serçeleri izleyen kedime döndüm. O beş yılı birlikte devirdiğimiz, bana dost olan koca göbekli Fıstık. Miyavladı, yine kendinden emin, onaylar bir tavırla. Yalnızlığımı paylaştığım, hatta zamanla birlikte yaşamı öğrendiğim can dostum

Fıstıkı kaybettiğim eşimin acısıyla alıp eve getirmiştim. O zamanlar şöyle demiştim: Birlikte yasımızı tutalım, beraber iyileşelim. O ise yas değil de, yaşama sevinci kattı hayatıma. İnsana dokunan bir kediydi. Üzgün hissettiğimde yanıma gelir, başını sürter, sevincimi paylaşır, sabahları yumuşak patileriyle nazikçe uyandırır.

Telefonum çaldı. Mürüvvetciğim, yoldayım! Bugün her şeyi kesinleştiriyoruz, dedi Yasinin neşeli sesi. Tamam, dedim gülerek, Bekliyorum.

Bugün Yasin bana evinin anahtarlarını getirecekti. Artık birlikte, sahile yakın, hava alan yeni, ferah iki odalı dairesinde yaşayacaktık. Her şeyi gözümde canlandırdım: Balkon kahvaltıları, Marmaraya bakan lacivert manzara, Yasin elinde gazete…

Fıstık, taşınıyoruz! dedim ona. Orası daha büyük, pencere çok, daha çok kuş görürsün. Fıstık gerinip camdan atladı, usulca yanıma gelip ayaklarıma sürttü. Tabii ki seni de alıyorum, sensiz olur mu hiç?

Kapı çaldı. Yasin, elinde rengarenk bir buketle, şık, takım elbisesiyle karşımdaysa da; önemli, başarılı bir insan olduğunu her haliyle belli ediyor. Güzelim! dedi, yanağımdan öptü. Hazır mısın yeni hayata?

Hazırım! dedim, yüzümde kocaman bir gülümsemeyle. İçeri davet ettim, çay koydum. Mutfağa oturduk, Yasin anahtarları masaya koydu, bir anlamda geleceğimizin anahtarları

Fıstık kapı eşiğinde gözüktü, Yasine iyice kokladı. Yasin bir anda yüzünü buruşturdu, ciddileşti. Mürüvvet, seninle konuşmak istiyorum, dedi. Sesinde beklenmedik bir soğukluk.

Ne hakkında? Sanki içim çekildi.
Yani sonuçta benim yeni evim. Tertemiz, daha yeni taşındım. Kediler ne yazık ki evin her yerine tüy döker, koku olur. Doğrusunu istersen, benim de alerjim var.

Fincanı elimde kaldı, içim dondu.
Yani?
Yani, kediyle yaşayamam. Ne yapacaksan karar ver, dedi. Sesi öyle sakindi ki, sanki eski bir eşyadan bahsediyordu.

Kelimeleri başımdan aşağıya buz gibi döküldü. Fıstık sarı gözleriyle bana baktı, sonra Yasine. Her zamanki gibi anlarcasına baktı.

Yasin biraz oturdu, anahtarları masada bırakıp gitti. Ben, bitmemiş çay bardağım ve o lanet anahtarlarla baş başa kaldım. Fıstık kucağıma atladı, mırlamaya başladı; hafif, teselli eder gibi…

Ne yapacağım Fıstık? Ne yapmalıyım? dedim, kadife tüyünü okşayarak. Yasinin sözleri beynimde dönüp durdu: Karar ver.

Nasıl karar vereceğim? Beş yıl Fıstık benim ailem oldu. Eşim Veyseli kaybettiğimde, küçücük, hasta, korkmuş bir yavruydu. Onu elbet hatırlıyorum; biberonla beslediğim, hastayken başında sabahladığım. Onun ilk mırlayışını

Hastayken başımda beklemesini, moralim bozukken en sevdiği oyuncağını getirip Bak, hadi oynayalım, neşelen der gibi yanımda durmasını Nasıl bırakırım?

Telefonu alıp dostum Ayşeyi aramayı düşündüm. Ama vazgeçtim. Ne diyeceğini biliyorum: Mürüvvet abla, adam için kediye yeni bir yuva bulunur Doğru mu?

Acaba yapılabilir mi? Fıstık sanki hepsini hissediyordu.
Pencereden ilk kar yağmaya başlamıştı, aralık gecesi. Yalnız geçmeyecek bir Yılbaşı hayali

Neyse, dedim, Bir veterinere sorayım. İyi bir yuva bulabilir miyim? Ama bu düşünce bile içime ağır bir taş gibi oturdu.

Ertesi gün, kedilere hep sahip çıkan üst komşum Gonca Teyzeye uğradım. Durumu anlattım.
Fıstığı mı vereceksin? O senin can yoldaşın! dedi, hayretle. Başka ne olabilir ki? İnsan evladını terk eder mi?

Bir an sustum. Gonca Teyzenin ihanet kelimesi içime hançer gibi saplandı. Apar topar eve döndüm.

Evde kapıda yine Fıstık karşıladı. Yalnız olmadığımı hissettirdi bana. Kucağıma alırken, bir damla gözyaşımı küçük başına damlattım.
Affet beni, dedim.
O akşam Yasin aradı.
Ne yaptın, kedi işini hallettin mi?
Henüz hayır, bakınıyorum.
Mürüvvet, lütfen duygusallığı bırak. Ben ciddi bir adamım, bana ciddi bir kadın lazım. Yani kedi yüzünden mutluluğu kaçırmak

Hat kapandıktan sonra uzun süre koltukta sessizce oturdum. Fıstık, ayaklarımın dibinden gözlerini üzerimden ayırmadı.
Bakarsak, dedim ona, Sen bir hayvansın. Yasin bir insan. Nerede bir daha benimle ilgilenen bir adam bulacağım? Ama kendi kulağıma bile sahte, ezbere geliyordu bu sözler.

Üçüncü gün Ayşe aradı:
Mürüvvet Abla, bir süredir keyfin yok. Ne oldu?
Her şeyi anlattım. Ültimatomu, yuva arayışımı, içimdeki fırtınayı.
Yani adam resmen dedi ki, Ben mi, kedi mi?
Evet
Peki sonra ne olacak?
Nasıl yani?
Yani, yarın öbür gün, Kot giyme diyecek; Şu arkadaşını istemiyorum diyecek. Daha ilişkinin başından böyleyse

Bağırmak istedim: Yalnız kalacağım, tek başıma!
Ama yalnız değilsin ki. Fıstık neye sayılmıyor mu? dedi Ayşe.

Sonra uzun uzun düşündüm. Fıstıka döndüm:
Eğer seni göndersem, özler misin ki beni?
Cevap yerine içini çeken bir mırlama
Ben mutlu olur muyum ki? Başını kaldırdı, gözlerime baktı. O bakışta sadece bir kedinin değil, sadık bir dostun güveni vardı.
Ağlayacak gibi oldum.

O an Yasin tekrar aradı Yarın geliyorum. Umarım kedi işi hallolmuştur.
Fıstık yine ayaklarımda. Biraz daha düşünmem gerek, dedim.
Ne düşünüyorsun?! Kedi için mi hayatını feda edeceksin?
Belki sen de alışırsın
Benim alerjim var! Zaten anlaşılan sen ciddi bir ilişkiye hazır değilsin. Son kararın

Kapattım.
Kalan birkaç saatimiz, diye düşündüm Fıstıkın mırmırı arasında.
Bir korku çöktü içime. Yalnız kalmaktan değil en yakın dostumu bir başkasının isteği uğruna terk etmenin eşiğinden dönmekten.

Ertesi sabah; pazar günü. Yastığımda, ayakucumda uyuyan Fıstıkı izleyerek uyandım. Günaydın, güzel oğlum, diyerek ona sarıldım.
Kalkıp mutfağa geçtim, çay koydum, Fıstıka mamalarını tazeledim. Her zamanki gibi Bir tek ellerim titriyordu.
Kime, neyi feda etmek gerekir ki bu hayatta, Fıstık? dedim. Kedim gözlerini dikti bana; anlayışlı bakıyordu.
Belki haklılar? Belki hazır değilim? Ama bunlar bana ait hissettirmiyor.

Ayşe aradı. Kalbin ne diyor? dedi.
Yanıt veremedim. Döndüm penceredeki Fıstıka.
Kalbim diyor ki; ben onu bırakamam.
İşte cevabın bu! dedi.

Koltukta, kedimi kucağıma aldım. Ayşe haklı, dedim ona usulca, Sen yanımdayken asla yalnız değilim.
Sevildiğimi hissettim. Bir gün, seni ve beni birlikte seven, kalbi geniş bir adam bulacağım. Belki de gerçek insan budur.

Öğlen oldu; kapı çaldı. Kalbim hopladı. Yasin, çantasıyla kapının önündeyüzü asık, soğuk.
Hazır mısın?
Buyur dedim sakinlikle.

Eve girdi, gözleriyle aradı. Kediye ne oldu?
Fıstık da çıktı, donuk bakışlarla kapıya dikildi.
Biz kararımızı verdik, dedim.
Yani?
Onu bırakamam.
Ben ne oluyorum?
Sen de değerlisin. Ama Fıstıka hiçbir zaman bana böyle bir ültimatom koymadı.
Beni kediyle mi kıyaslıyorsun?
Kıyaslamıyorum. Ama Fıstık beni şart koşmadan seviyor.
Yasin bir an dondu.
Yani kediyi seçiyorsun?
Evet
Kısa bir sessizlik.
Yazık sana, Mürüvvet. Böyle adam bir daha bulamazsın.
Belki Ama Fıstık gibi sadık bir dostu da bir daha bulamam.

Yasin kapıyı çarpıp gitti.

Bir anda evin içinde sadece Fıstıkın mırlaması kaldı.
Gördün mü Fıstık, yine baş başayız.

Ve içimde yeni bir hafiflik Sanki uzun süredir taşıdığım büyük yük kalktı omuzlarımdan.

Birkaç ay geçti. Mart geldi; kar eridi, serçeler çığlık çığlığa. Balkonda menekşeleri suluyorum, evim yine canlı.
Bak Fıstık, şimdiye dek gördüğüm en güzel çiçek!
O, usulca kokladı, onayladı.

İlk günler biraz zor geçti: Acaba yanlış mı yaptım? O adam son şansım mıydı?
Sonra, yaşam eve geri döndü. İki yeni öğrencim olduZeynep ve canı sıkkın Kerem. Müzik sesi yeniden yayıldı evde. Ve kahkahalar…

Bir gün komşumuz Halil Bey, emekli öğretmen, parkta yanıma geldi.
Güzel kediniz var, dedi.
Teşekkürler. Siz de hayvanları sever misiniz?
Çok. Eskiden köpeğim vardı, Derya. İki yıl önce yaşlandı ve gitti. Hâlâ düşünüyorum Evim sessiz.
Dert anlatırken vakit aktı.

Bir gün bana, Fıstık misafirlere alışık mı? diye sordu.
O mu? Kimin iyi, kimin saf olduğunu anlar.
Halil Bey güldü: Umarım sınavdan geçerim.
Geçti hem de ilk denemede.

Balkonda, Fıstık güneşte mest; ben huzurla çayımı yudumladım.
Teşekkür ederim Fıstık, dedim. Gerçekten seven, senden böyle bir şey isteyemezmiş, iyi ki birlikteyiz.
O, papatya tarlasındaymış gibi mırladı. Evin sıcaklığı yeniden içime doldu.

Ve artık yalnız kalma korkusu hissetmiyorum. Çünkü anladım ki; seni olduğun gibi sevenle aslında asla yalnız değilsin.

Rate article
Lifequest
Kırmızı Ruj, Bir Dost ve Zor Bir Seçim: Kristina, Barışık ve Koşulsuz Sevginin Gücüyle Yalnızlıktan …