Bugün sana anlatacaklarım var, inan, çok içimde kaldı Hani insan bazen bir film sahnesindeymiş gibi oluyor ya, öyle bir gündü. Bir sabah, Sultan teyze bahçesini süpürüyordu. Yetmişini geçmişti, ömrü o küçük evin duvarlarında birikmiş. Çocukları orada büyümüş, rahmetli eşi orada vefat etmiş Sevinçlerini de, kederlerini de o evin içinde yaşamış; orası onun dünyasıydı.
Birden kapı gürültüyle açıldı. İki adam, takım elbiseler içinde, ellerinde bir sürü evrak, doğrudan içeri daldılar. Ne kolay gelsin, ne bir selam
Sultan Doğan siz misiniz?
Benim evladım dedi, başındaki yazmasını biraz daha sıkarak.
Hanımefendi, buraya bir çevre yolu yapılacak. Eviniz yolun tam ortasında kalıyor.
Sultan teyze bir an ne diyeceğini bilemedi.
Yani şimdi ben gidecek miyim?
Kimseyi mağdur etmeyeceğiz, tazminatınızı alırsınız, dediler.
Nereye gideyim ben şimdi, bu yaşta? Buradan başka gidecek yerim yok ki
Adamların yüzünde sabırsız bir ifade belirdi; biri hafiften iç çekti.
Hanımefendi, artık evim demenin yeri değil. Burası sadece bir arsa. Böyle durumlarda duygular önemli değil.
Bu sözler, haberi vermelerinden daha fazla içini acıttı Sultan teyzenin.
Hiç mi bir şey soramayacağım? dedi kısık bir sesle.
Yapmanız gereken imzalayacaksınız, o kadar. Burada gereksiz tartışmaya gerek yok, dedi diğeri, sesini yükselterek.
Sultan teyze, cam kenarındaki eski tahta banka oturdu. Kalbinin bir yerlerinde bir şeylerin koptuğunu hissetti. Adamlar gittikten sonra evi daha da ufalmış, daha da kırılgan gelmeye başladı gözüne. Odadan odaya gezdi, duvarlarını, tablolarını, eski masasını bir bir okşadı.
Şimdi ben nereye gideceğim Allahım, dedi mırıldanarak.
Köyde haber çabuk yayıldı tabii. Mahallede bir ateş yandı adeta. Önce ikişer üçer, sonra onar onar, en sonunda neredeyse tüm köylü Sultan teyzenin evine, kapısına doluştu.
Sultan teyzeyi evinden nasıl atarsınız?
Hayatında kimseden bir şey istememiş bu kadın!
Yolun yönünü değiştirsinler!
Yetkililer tekrar geldiğinde Sultan teyze yalnız değildi artık. Evde çocuklar, gençler, yaşlılar, herkes el eleydi.
Bu evden kimse gitmiyor!
Bir insanın hayatının üzerinden yol geçiremezsiniz!
İçlerinden biri bağırdı:
Kanun kanundur!
Bir başka ses yükseldi:
İçinde insanlık olmayan hiçbir kanun adalet değildir!
Sultan teyze kapı aralığında durmuştu. Küçücük görünüyordu ama dimdikti.
Para istemiyorum, dedi zar zor çıkan bir sesle.
Tek isteğim, yaşadığım yerde ölmek, başka hiçbir şey
Bir sessizlik oldu, zaman sanki durdu o anda. Günler geçti bu gerginliklerle. Dilekçeler toplandı, yerel gazeteler yazdı, köy halkı baskı yaptı sonunda. Derken bir sabah başka bir ekip geldi. Ne ukalalık, ne sertlik
Proje değiştirildi. Yolun güzergahı kaydırıldı, bu arsada inşaat yapılmayacak artık, dediler.
Sultan teyze önce anlamadı.
Yani kalıyor muyum?
Tabii ki kalıyorsunuz.
Bir alkış koptu, bazıları gözyaşlarına hakim olamadı. Bazıları sarılıp durdu birbirine, Sultan teyze kapıya yaslanıp sadece fısıldayabildi:
Allahım, beni yalnız bırakmadın ya çok şükür.
O akşam, o köy sadece bir yer olmaktan çıktı. Herkes, koca bir aile gibi oldu. Çünkü bazen, koca yollar küçük bir evin önünde durmak zorunda kalır eğer insanlar ne demek olduğunu hatırlarsa, ev dediğimizin.
Sen olsan, Sultan teyzelerin kapısında olur muydun?
Yorumlarda bana yaz, bir kalp bırak; sence de insanlar asfalttan daha önemli değil mi?
Bu hikayeyi paylaş, bazı şeyler unutulmamalı çünkü.




