Bütün gün evde oturup hiçbir şey yapmıyorsun bu sözlerden sonra ona bir ders vermeye karar verdim.
Daha evlenmeden önce arkadaşlarımdan duymuştum; evlenen bir adam, hemen eşini kendi malı gibi görmeye başlar, gerçek yüzünü ortaya çıkarırmış. Fakat, her genç Türk kızı gibi ben de kocamın farklı olacağına inanmak istedim. Henüz nişanlıyken bana çok değer verirdi, kötü tek bir söz etmez, incinmemden korkar, hep yanımda olmamı isterdi. Ama yanılmışım; anlaşılan bu, bizim kaderimizde var.
Evlendikten bir süre sonra, eşim anneme karşı tuhaf konuşmalar etmeye başladı. “Neden bu kadar çok arıyor, neden her hafta bir kere ziyarete geliyor?” diye sorgulardı. Tabii, evliliğimi korumak adına, onun sözlerini haklı bulmaya çalıştım. Annemi aramamayı, onun da beni aramamasını rica ettim; yalnız kalınca gizlice arardım. Fakat bu daha başlangıçmış. Hamile kaldım ve işimi kaybettim. Doktor, hamileliğim tehlikede diye dinlenmemi önerince işimle ilişkim kesildi; sözleşmem uzatılmadı. O günden sonra eşim başladı:
Bütün gün evde pinekliyorsun, hiçbir işe yaradığın yok. İtiraz edemedim; karnımda bebek vardı, ya beni terk ederse?
Kızımız bir buçuk yaşına bastığında, kocam kendini neredeyse bir sultan gibi görmeye başladı. İşten gelince onun kapıda hazır karşılamamı, terliklerini önüme koymamı bekliyordu. Sofrada yemekler sıcak olacak, lezzetli olacaktı; her şey tam istediği gibi Çocukla ilgili hiçbir meseleye karışmaz, o tip işler kadın işidir derdi. Yorgunluktan tükenmiştim. Sonunda eşyalarımı topladım, çocuğumu aldım, annemin evine döndüm. İki ay boyunca eşimle hiç konuşmadım. Hayat devam etti; işe döndüm, her geçen gün kendimi daha iyi hissettim, toparlandım. Bir gün, kocam perişan halde, kilo kaybetmiş ve eski bir montla çıkageldi; diz çöktü ve af diledi. Ben de ona, eve ancak yemek kursuna yazılacağına ve birlikte temizlik yapacağına söz verirse döneceğimi söyledim. O da kabul etti, ama bakalım sözünde duracak mıydı
Her şey sanki rüya içinde başka rüyaydı; bir kuşun cıvıltısıyla uyandım, zaman ve mekân birbirine karışmıştı, bir odada annem, bir odada eski ben, dışarıda ise usulca esen bir rüzgar Her şeyin cevabı sanki hafifçe eteğimi çekiştiriyordu.




