Şifreli Kelime
Sevda, kasada yoğurtla ekmek tuttuğu sırada, kartını pos cihazına uzattı. Makine tiz bir bip sesiyle ekranında İşlem reddedildi yazısını gösterdi. Otomatik olarak kartı bir kez daha uzattı, sanki cihazı ikna edebilirmiş gibi. Kasiyer kadın, yorgun ve tedirgin bir bakışla Sevda’ya bakıyordu.
Başka bir kartınız var mı? diye sordu.
Sevda başını iki yana salladı, telefonunu çıkarıp baktı. Bankadan Hesabınız dondurulmuştur. Destek hattımızla iletişime geçin diye bir SMS geldiğini gördü. Peşinden de tanımadığı bir numaradan bir mesaj: Krediniz onaylandı. Sözleşme No: Kulaklarına doğru sıcaklık tırmandı, bir anda ortam boğucu oldu. Arkasında biri ayaklarını sabırsızca yere vuruyordu.
Cebindeki bir miktar nakitle, her ihtimale karşı sakladığı parayla alışverişini ödedi, dışarı çıktı. Poşetin sapı parmaklarını kesiyordu. Kafasında tek bir düşünce vardı: Bu bir hataydı. Mutlaka bir yanlışlık olmalıydı.
Eve dönerken bankayı aradı. Önce otomatik ses, sonra uzun bir bekleyiş, sonunda bir müşteri temsilcisi.
Hesabınızda şüpheli işlem nedeniyle bloke var, dedi operatör, ifadesiz bir sesle. Kredi geçmişinizde yeni yükümlülükler görünmekte. Şubeye gelip kimliğinizle başvurmanız gerek.
Hangi yükümlülükler? Sevda mümkün olduğunca sakin konuşmaya çalıştı. Ben hiçbir şey çekmedim, başvurmadım.
Sisteme göre adınıza iki mikro kredi alınmış, bir de yeni sim kart başvurusu yapılmış, diye sıraladı görevli, belediye faturası gibi düz bir ifadeyle. Blokeyi ancak incelemeden sonra kaldırabiliriz.
Sevda telefonu kapattı, bir süre durağın yanında elinde telefonla kala kaldı. Krediyle ilgili mesajlar bir tane değildi, üç taneydi. Birinde faizsiz dönem, diğerinde ise gecikme faizi başlar diye yazıyordu. Bankanın mobil şubesine girmeyi denedi, Erişim engellendi cevabını aldı. İçini kaplayan endişe, hastane koridorundaki serinlik gibi soğuk ama sarsıcıydı.
Eve gelince paltosunu çıkarmadan poşeti masaya bıraktı. Eşi Halil, laptop başında oturuyordu.
Bir şey mi oldu? dedi, gözünü kaldırınca.
Kartım geçmedi. Banka hesabım dondurulmuş. Telefonunu gösterdi. Bir de üzerime kredi çekilmiş.
Halil kaşlarını çattı.
Emin misin? Belki yanlışlıkla başvurmuşsundur? İnternette bir yere tıklamışsındır.
Ben mi? Öfkesi içinde kabardı. Hayatımda o tür yerlere girmedim.
Halilin iç çekişi, sıradan bir ev arızası gibi yakın gelecekte çözülecek bir meseleymiş gibiydi.
Yarın bakarsın. Hallederiz.
Bakarsın öylesine gelişigüzel, elektrik faturasını öder gibi söylendi. Sevda mutfağa geçip su ısıtıcısını çalıştırırken ellerinin titrediğini fark etti. Telefonunu cebine koydu, sonra tekrar aldı. Alacak Takip Servisinden kaçırılmış arama yanıp sönüyordu. Aramadı.
O gece gözünü doğru düzgün uyku girmedi. Şüpheli işlem, yükümlülük, sim kart lafları durmadan aklında dönüyordu. Ertesi gün bankaya gittiğinde, oradaki görevlinin Bu işlemleri siz yaptınız demesinden, kendini suçsuzluğunu anlatmak zorunda kalmaktan korkuyordu.
Ertesi sabah Sevda erken çıktı. İş yerinden izin aldı, müdürüne banka meselesi dedi. Müdürü uzun uzun bakıp bir şey sormadı. Bu sessizlik, merhametli laflardan daha ağır ve inciticiydi.
Bankada sıra ilerliyordu, ellerinde kimlik ve kağıtlarla insanlar bekliyordu. Sırası gelince, beyaz gömlekli bir görevli Sevda’nın kimliğini aldı, bilgisayara bir şeyler yazdı.
İki mikro kredi sözleşmeniz var, dedi başını kaldırmadan. Biri yirmi bin TL, diğeri on beş bin TL. Üstüne bir de başka birinin kartına para transferi başvurusu. Ve sim kart talebi.
Hiçbirini ben yapmadım, dedi Sevda. Sesi dosdoğru ve duygusuzdu, sanki başkasına aitti.
O zaman işlemlere itiraz dilekçesi ve dolandırıcılık şikayet dilekçesi doldurmanız gerekiyor, diyerek Sevda’ya formları uzattı. Size hesap ekstresi ve bloke belgesi de verebiliriz. Ayrıca Kredi Kayıt Bürosundan detaylı kredi raporu da alın.
Formları aldı. Ufacık harflerle Banka olumlu sonuç garantisi vermez yazıyordu. İmzalarını düzgün atmaktan korkarak doldurdu ve:
Peki böyle bir şey nasıl olabilir? Benim cep telefonuma gelen onay mesajları var, diye sordu.
Sim kartınız yeniden çıkarılmış olabilir, dedi görevli. Kodlar yeni sime gitmiş olabilir. Operatörle görüşmeniz gerekir.
Bankadan çıkınca elinde; ekstre, dilekçe kopyası ve bloke belgesi ile kalakaldı. Hepsi taş gibi ağır, başkasının hayatının kanıtı gibiydi.
Telefon operatörü şubesinde içerisi boğucu ve kalabalıktı. Genç danışman bir kılıf satacakmış gibi gülümsüyordu.
Evet, adınıza bir sim kart çıkarılmış, dedi kimlik kontrolünden sonra. İki gün önce, başka bir şubede.
Ben almadım, dedi Sevda, sesi titriyordu. Yanımda olmayan bir sim kart nasıl verildi?
Kimlik görüldü, belki de fotokopiyle? Ya da noter vekaletiyle ama öyleyse kayıt düşerdi. İtiraz dilekçesi doldurmak ister misiniz? Hemen yeni simi bloke ederiz.
Bloklayın, dedi Sevda. Alan şubenin adresi lazım.
Danışman, adresin zamanını ve başvuru numarasını bir kağıda bastı. İletişim numarası kısmında gerçekten kendi eski hattı yazıyordu. Yanında ise sim değişimi yazıyordu. Biri onun numarasını kopyalamıştı.
Sevda dışarı çıktı, Kredi Kayıt Bürosunu aradı. Yine prosedür, e-devlet şifresi, kimlik doğrulama, bekleyiş… Duvar dibinde elleriyle telefonu tıklıyor, her şifreyi girdikçe korunduğunu değil, sabrının sınandığını hissediyordu.
Öğleye doğru tekrar arandığı telefonu çaldı.
Sevda Hanım? kuru bir erkek sesi. Mikro kredi borcunuz gecikmeye girdi. Ne zaman ödeme yapacaksınız?
Hiçbir kredi çekmedim, dedi Sevda. Bu dolandırıcılık.
Herkes öyle diyor, dedi adam soğukça. Fakat burada imzanız, bilgileriniz var. Ödemezseniz icra süreci başlar.
Telefonu kapattı. Kalbi hızla çarpıyordu, sanki kaçıyormuş gibiydi. Utanç ve endişe, hiç suçlamamışken yakalanmış gibi içine işledi.
Akşamüstüne doğru karakola gitti. Koridorda eski linolyum ve kâğıt kokusu vardı. Karşısında ellili yaşlarında bir polis memuru, Sessizce dinledi, notlarını aldı.
Yani mikro krediler, sim kart, para transferi, diye tekrarladı. Kimliğiniz kayboldu mu, hala sizde mi?
Kaybetmedim, dedi Sevda. Tabii ki fotokopilerini birkaç yerde verdim. İş yerinde sigorta için, bir de apartman yönetimine…
O kopyalar el değiştiriyor, dedi polis iç geçirdi. Fakat sim değişimi önemli. Olay yeri o şube. Dilekçeyi yazın, belgeleri de ekleyin. Gerekli birimler araştırır.
Bir kâğıt ve kalem uzattı. Sevda yazarken ağlamamak için kendini zor tuttu. Meçhul şahıslar ifadesi komik geliyordu. Sanki birileri onun yaşam düzenini, nereye kayıt bırakacağına kadar biliyordu.
Eve döndüğünde Halil kapıyı açtı.
Ne oldu? dedi.
Şikayetleri yazdım. Sim kartı iptal ettirdim. Yarın Nüfus Müdürlüğüne gideceğim, kredi raporunu da çıkaracağım, dedi Sevda hızlıca, sanki hız keserse kontrolü kaybedecekmiş gibi.
Halil yüzünü buruşturdu.
Ya tüm borçları hemen ödeyip kurtulsak mı? Değmez hani, yıpranıyorsun.
Sevda sertçe baktı.
Başkasının borcunu üstleneyim mi? dedi kısık sesle. Sonra biri daha yeniden çeksin diye mi?
Yok ben öyle demedim… Yani, bilirsin bizim polis işleri…
Bir şey fark etti: Halil korkuyordu, sadece her şeyin gizlice çözülüp yok olmasını istiyordu. Ama bu mesele, ancak kendi haklarından vazgeçerse kaybolabilirdi.
Ertesi gün Nüfus Müdürlüğüne gitti. Otomatik sıra makinesinde yanında klasör taşıyan insanlar, tartışanlar, oflayanlar… Sevda fişini aldı, sırasını beklerken sanki alnında borçlu yazıyormuş hissine kapıldı. Aptalca bir düşünce olduğunu bilse de omuzlarına ağrı olarak çöktü.
Memure hangi belgeleri alabileceğini, hangi başvuruların e-devletten yapılabileceğini, kredi raporuna nasıl krediler yasaklansın damgası eklenebileceğini anlattı. Sevda küçük defterine not aldı çünkü aklı hiçbirini tutamıyordu.
O akşam Kredi Kayıt Bürosundan gelen raporu bilgisayardan açtı. Listede iki mikro kredi şirketi, bir de reddedilmiş başvuru vardı. Her satırda kendi kimlik ve adresiyle iş ve ev adresi yazılıydı. Bir yerde, başvuru formunda şifreli kelime bölümü vardı. Sadece aile içindeki insanların bildiği bir kelime.
Bu kelimeyi yıllar önce, bankada ek güvenlik için kendi seçmişti. O günden beri sadece Halil ve oğulları ile paylaşmıştı. Sonra aklına, geçen kış Halilin yeğeni Emreyle yaşadıkları geldi. Emre, yeni bir iş için evdeki bilgisayardan form doldururken Kimse bu şifreleri ezberleyemiyor diye espri yapmış, Sevda da farkında olmadan şifre kelimesini yüksek sesle söylemişti.
Sevda bilgisayarı kapattı, içi bomboştu. Şifreli kelime internetten sızamazdı. Kopya kimliklerde yazmazdı. Yalnızca çok yakındakiler duymuştu.
Dolaptaki klasörde eski kimlik fotokopalarını, sigorta kâğıtlarını ararken, Emreye banka kartı çıkarırken verdiği imzalı kopyayı buldu. Emre, uygulamada kayıt olmuyor deyip ofise göstereceğim demişti. Sevda da Aileden biri diyerek vermişti. Halil de Kıyamam, yardım et şimdi demişti. Kopyanın kenarında başka yerde kullanılamaz yazılı imzası da vardı. Ama işe yaramamıştı.
Klasörde, Emrenin hızlıca şakalaşıp göz teması kurmadan para isteyişini, yakınlarda gelip maaş almadan bana para ver deyişini, Halilin aldırmazlığını hatırladı.
Mutfağa giren Halil sordu:
Ne oldu yine?
Sevda raporu ve fotokopiyi önüne koydu.
Burada şifreli kelime yazıyor. Sim kartı da kimlik bilgilerimle çıkartmışlar. Emrenin elindeydi fotokopi.
Halil kağıtlara bakıp kaşlarını çattı.
Ne demek istiyorsun Onun yapacağını mı sanıyorsun?
O şifreyi bilen kimdi acaba, dedi Sevda, sesi titrek ama güçlü. Kimde vardı bu fotokopi?
Halil sandalyeyi hızla itti.
O yapmaz! Sadece zor bir dönem geçiriyor.
Zor dönem mi? İçindeki öfke buz gibi yükseldi. Ben de zordayım. Bana tehdit telefonları geliyor. Hesabım donduruldu. Bana ödeme de kurtul diyorlar!
Halil sustu. Sessizliği onay değil, direnişti. Aileden biri asla kötü bir şey yapmazdı; huzursuzluk buydu.
Ertesi gün Sevda, sim kartın çıkarıldığı adresteki operatör bayisine gitti. Küçük bir AVM standında, pasaportunu gösterip müdürle görüşmek istediğini söyledi.
Bilgi veremeyiz, dedi genç kadın resmi tonda. Haksız işlemse savcılıktan yazı getirin.
Savcılığa verdim, dedi Sevda. Sadece neye dayanıp kartı çıkardınız, onu öğrenmek istiyorum.
Kadın yaklaştı, sesi alçaldı:
Sisteme göre asıl kimlik gösterildi, fotoğraf eşleşti, imzayı da attı.
Parmakları uyuştu Sevdanın. Sadece fotokopiyle değil, sahte ya da çok iyi benzetilmiş kimlik de kullanılmış olabilirdi. Emrenin kemikli yüzünü, göz devrerek konuşmasını, standa sim kartımı kaybettim diye güven vererek yürüyüşünü gözünün önüne getirdi. Görevli de yorgun, ayrıntıya bakmamıştı belki.
Dialoğun ağırlığıyla dışarı çıktı, hukukçu arkadaşı Elifi aradı.
Acil yardıma ihtiyacım var, dedi. İsim de vermem gerekecek galiba.
Elif hemen çağırdı.
Akşama gel, tüm belgeleri getir. Aman dolandırıcılara ödeme yapayım deme!
Elifin odası kahve ve kağıt kokuyordu. Her şeyi açıp sıralayınca Elif başını salladı.
Yaptığın doğru. Savcılığı başlatmışsın. Aynı anda kredi firmalarına ben başvurmadım yaz, başvuru belgelerinin kopyasını talep et. E-devletten kredi yasak koydur. Yüzde yüz çözmez ama riski azaltır.
Peki ya yapan biri yakın akrabaysa, diyecek gücü zor buldu Sevda.
Elif dosdoğru baktı.
Daha da önemli o zaman. Yok sayarsan, yine yapar. Konu para değil, sınır ihlali.
Sevda irkildi. Sınır kelimesi kendi ailesinde hiç alışık olmadığı bir şeydi. Bizden biri her zaman isteyene yardım edilirdi.
Cumartesi günü Emre kendi geldi. Halil çağırmış, konuşmamız lazım demişti. Giriş kapısında ayakkabısını çıkarırken bir şaka yapmaya çalıştı, ortamı yumuşatmaya uğraştı. Sevda ona mutfağı göstermedi, elinde klasörüyle koridorda kalakaldı.
Sorun bende, dedi. Adıma mikro kredi çekilip sim kart çıkarılmış. Başvuru formunda şifreli kelimem var.
Emre’nin suratı düştü, gülüşü bocaladı.
Cidden mi, abla? Vah vah, şimdi her yerde oluyor böyle…
Her yerde, dedi Sevda. Kimlik kopyam da sendeydi.
Halil kenarda sessiz, gerilime hazır bekliyordu.
Sevda, üstüne gitme, dedi hafifçe.
Gitmiyorum, dedi Sevda. Sadece soruyorum.
Emre göz kaçırdı, mırıldandı.
Mecburdum, dedi. Fark etmezsin sandım. Bir borcumu ödeyip toparlayıp geri verecektim. Faizler katlandı, başa çıkamıyorum.
Benim üzerime kredi çektin, dedi Sevda, kendi sesini başka, uzak bir yerden dinler gibi. Sana gelecek zararlar için beni hedef yaptığını biliyor muydun? Hesabımın bloke olacağını?
Zamanında kapatacaktım Kötülükten değil. Yardım edeceğini biliyorum senin.
Bu cümle, itiraftan çok daha ağır bir darbeydi. Yardım edeceğini biliyorum bir hak gibi söylenmişti.
Halil öne atıldı.
Emre, bu yaptığın suç Anlamıyor musun?
Amca, ben telafi ederim. İş bulacağım. Lütfen daha da büyütmeyin
Sevda klasöründen polis şikayetinin kopyasını çıkardı.
Artık büyük, dedi. Şikayetimi verdim ve geri çekmeyeceğim.
Emre sapsarı kesildi.
Aileden birine yapar mısın?
Aile, böyle davranmaz, dedi Sevda. İçinde yükselen titreme korkudan değildi; sonunda ayağa kalktığı için.
Halil ona baktı, gözlerinde yeni bir şey vardı: Savunmak istediği düzenin bedelinin aslında Sevdanın hayatı ve itibarı olduğunu anlamıştı.
Hadi git, dedi Halil Emreye. Şimdi.
Emre başını eğdi, bir umut bekledi, sonra çıktı. Kapı kapanınca evde bir boşluk yayıldı, bu sessizlik sanki büyük bir çatlağın arkasından gelen puslu bir sessizlikti.
Halil koridorda bir tabureye oturdu, yüzünü elleriyle ovuşturdu.
Onun yapabileceğini hiç düşünmemiştim
Ben de, dedi Sevda duvara yaslanarak. Ama artık, güvenmeyi tek başına koruma sanmak istemiyorum.
Yürekten bir yorgunlukla:
Peki ya şimdi? dedi Halil.
Şimdi her şeyi sonuna kadar takip edeceğim. Evde de. Kimseye doküman bırakmak yok. Şifreleri söylemek yok. Kimlik, para konuları aile arası olunca bile dikkatli olacağım, derin derin nefes aldı.
Halil başını salladı, bu, yenilgiyi kabullenmiş ama artık tartışmayacak birinin baş sallayışıydı.
Sonraki haftalar uzun bir bürokrasi maratonu gibiydi. Sevda, kredi şirketlerine iadeli taahhütlü yazı yolladı, polis şikayet formunu ekledi, başvuru belgelerini talep etti. Yeni banka hesabı açtı, maaşı yeni hesaba aldı. E-devlet üzerinden kredi başvurularına yasak koydurdu. Mobil operatörden yeni hat aldı, eski numarayı süresiz bloke ettirdi, yalnızca şahsen, ilave kimlik kontrolüyle diye kayıt bıraktı.
Her adımda yeni makbuzlar, bilgisayarda PDF dosyaları, yeni şifreler, hepsi ayrı zarfta saklanıyordu. Hem yorgundu hem de ilk defa, hayatının yeniden kendi kararlarında şekillendiğini hissediyordu.
Alacaklılar yine arıyorlardı. Artık cevap başka veriyordu.
Yalnızca yazılı iletişim, diyordu. Dolandırıcılık kaydı poliste, dosya numarası şu. Konuşma kaydediliyor.
Bazı arayanlar hızlıca kapatıyor, bazıları ısrar ediyor ama Sevda artık kendini kanıtlamıyordu. Tüm çağrıları not ediyor, Elife iletiyordu.
Bir akşam, bir şirkette “İşlem tartışmalı, faiz işlemi askıda” diye resmi mail geldi. Bir zafer sayılmazdı ama ilk defa Sevda sonsuz bir döngüde kendini ispat çabası içinde olmak zorunda olmadığını anladı.
Halil sessizleşmişti. Sevdadan sonra, evdeki klasörü kaldırıp masa gözünde küçük bir kilit takınca karşı çıkmadı. Telefon şifresini sormadı. Arada Emreden bahsetmeye çalışsa da Sevda hemen durdurdu.
O mesele gündemde değil, diyordu. Dosya kapatılana kadar.
Ne zafer, ne rahatlama duygusu vardı; sadece yangın sonrası kalan is kokusunun evde asılı kalması gibiydi bir ihtiyat.
Ay sonunda Sevda bankadan resmi temizlik yazısını aldı. Görevli:
Blokaj kalktı ama mümkünse yeni kimlik çıkarın, kredi raporlarınızı da hep izleyin, dedi.
Sevda dışarı çıkıp çantasından yeni bir defter ve kalem aldı. Bir bankta oturdu, ilk sayfaya kocaman harflerle Kurallar yazdı. Hiç büyük söz yoktu:
Kimlik kopyası verilmez. Şifre yüksek sesle söylenmez. Telefondan başkası sorumlu olmaz. Borç vermek sadece yazılı ve sadece reddedebileceğim birine olur.
Defteri kapatıp çantasına koydu. Hâlâ kaygı vardı ama bu kaygı, felç eden değil harekete geçiren bir kaygıydı. Biliyordu ki artık güven, eski anlamında saf bir teslimiyet olmayacaktı.
Evde su ısıtıcısını çalıştırıp yeni şifreleri zarfa, ardından da yeni saklama kutusuna koydu. Halil mutfağa geldi, iki kupa koydu masaya.
Anladım, dedi ağır ağır. Haklısın. Sadece her şey eskisi gibi olsun istedim.
Sevda ona baktı.
Artık eskisi gibi olmayacak, dedi. Ama başka türlü olabilir. Gerçekten korumak için artık laf değil, davranış gerekecek.
Halil başıyla onayladı. Sevda masa gözündeki kilidi kapatırken gelen tıkırtıda, kendi hayatının yeniden ellerinde olduğuna dair bir güç buldu. Küçük ama vazgeçilmez bir kontrolün sesiO an, Sevda bir kupaya çay doldururken içindekileri anlatacak kelime olmadığını fark etti, ama sustu. Mutfağın küçük penceresinden loş bir akşam ışığı süzülüyordu. Kaynayan suyun buğusunda kendi yansımasını gördü; yüzünde yorgun ama kararlı bir ifade vardı.
Bir an durdu, telefonu eline aldı. Ekranında hâlâ son arama kaydı, resmi yazılar, her zamanki gibi bildirimler yanıp sönüyordu. Parmaklarıyla telefonunu kavradı, sonra ekrana bakmadan kapattı. Belki hâlâ korkacak, belki hâlâ bir gün birinin daha sınırı aşmasına engel olamayacaktı. Ama artık, kendi sınırını biliyordu.
Halil kupasını kaldırıp sessizce yanına oturdu. İkisi de konuşmadılar. Sessizlik, ceza değil; yaranın kabuğu gibiydi artık.
O gece Sevda uzun zaman sonra ilk kez, uyumadan önce pencereden dışarı bakarken kimseden özür dilemek zorunda olmadığını düşündü. Geçmişin gölgeleri evin duvarlarında dolaşıyordu ama Sevda, elindeki küçük anahtarı yokladı. Artık hayatı, başkalarının şifresinde değil, kendi anahtarında saklıydı.
Ve bazen, tek bir kelimeye bütün bir güvenin sığmaması gerektiğini öğrenmek, en büyük korunma oluyordu.
Bir sonraki sabah mutfağın camını araladı, içeri temiz serinlik doldu. Sevda derin bir nefes aldı, zihninde yavaşça netleşen o yeni cümleyi fark etti:
Bu sefer, kendi hayatının kapısını yalnızca kendisi açacaktı.




