Bugün eski günleri düşünmeden duramıyorum, özellikle babamın bana hep nasıl davrandığını. Ben doğduğumda babam, oğlan bekliyormuş ama ben gelmişim. Yine de bunun pek de önemi olmadı, çünkü beni adeta bir erkek çocuğu gibi yetiştirdi ve çocukluğum mahalledeki oğlanlarla koşup oynayarak geçti. Ailem adımı Elif duydukça bazen gülüşürlerdi, çünkü onlar için ben hep bir erkek gibi Elif oldum.
Tarzım hep rahat kıyafetlerden yanaydı; en sevdiğim kot pantolonum ve bol tişörtlerimle dolaşırdım. Saçlarımı da herhangi bir zahmete girmeden, arkadan sıkıca bağlı bir at kuyruğu ile bırakıyordum. Beni arkadan, üstüm başım toz içinde top oynarken görseler, kesin kız olduğuma inanmazlardı. Üniversite yıllarım gelince, her şey yavaş yavaş değişti. O mahallede top koşturan kız gitmiş, yerine olgunlaşmış, kendine güvenen bir genç kadın gelmişti.
Bir gün okuldan arkadaşlarımdan birinin doğum günü partisine davet edildim ve annem bu parti gece geç saate kadar süreceği için tedirgin oldu. Sonunda, telefonla haber vereceğime söz vererek gitmeme izin aldı. O akşam, kendimi normal bir partiye hazırlama isteğimle, kırmızı mini bir elbise giydim, ince topuklu ayakkabılarımı taktım. Aynaya baktığımda kendimi bile tanıyamadım. Babam beni böyle görünce dayanamadı, gözlerinden iki damla yaş süzüldü. Çünkü beni her zaman güçlü bir karakter olarak görmüştü, zarif, narin bir kadın olarak değil.
Gece eve dönerken, sokakta beklenmedik bir olay yaşadım. Üç sarhoş adam önüme çıktı ve korkunç şeyler yaşanabilirdi. O anda, adeta bir kahraman gibi yetişen biri uzun boylu, elinde bastona benzer bir şey taşıyan bir genç yanıma geldi. Adamlar onu görünce korkup kaçtılar. O genç adamın ismi Buraktı ve ona o kadar minnettarlık duydum ki anlatamam.
Bir süre sonra Burakı daha yakından tanıma fırsatı buldum. Arkadaşlığımız kısa sürede aşka dönüştü. Beraber çok güzel günler geçirdik, sonunda evlendik. Ben şimdi bir beden eğitimi öğretmeni oldum, Burak ise enerji sektöründe saygın bir pozisyona sahip. Evliliğimiz sevgiyle, karşılıklı saygı ve anlayışla dolu. Bir kızımız oldu; onun güçlü ve kendi ayakları üzerinde durabilen biri olması için elimizden geleni yaptık. Burak, geleneksel tarzına rağmen, kızımıza her zaman destek oldu ve dünyadaki en iyi baba olmayı başardı. Ben de eşimle bu yolda beraber yürümekten gurur duydum. Babam ise nihayet Burakı her zaman hayal ettiği oğul gibi benimsedi. Her şey sonunda yerine oturduğu için içim çok rahat.
Bugün dönüp baktığımda, geçmişte yaşadıklarım sayesinde kendi kendime ne kadar güçlendiğimi görüyorum. Belki de en büyük şansım, ailem ve Burak gibi harika insanlara sahip olmamdı.




