En Yakın Arkadaşımın Çocuğuna Bakmayı Kabul Ettim, O Çocuğun Eşimden Olduğunu Bilmeden

En yakın arkadaşımın çocuğuna bakmaya kabul ettim, kimin çocuğu olduğunu bilmeden meğersem kendi kocamın çocuğuymuş!

Dört yıl önce en yakın arkadaşım hamile kaldı. O aralar bende işler sütliman: Eşim var, evim var, huzurlu bir düzenim var. Ama o, yapayalnız, ne bir eşi ne de elini tutacak bir dostu vardı. Bir gün, ağlamaklı bir sesle aradı beni. Ne yapacağını bilemediğini, işe gitmesi gerektiğini ve bebeği bırakacak kimsesi olmadığını söyledi. Yardım istedi yatak döşek. Dedi ki:
Sana güvenim sonsuz başka kimsem yok.
Ben de, düşünmeden kabul ettim tabii! Sonuçta yıllardır selam sabah, en yakınım o.
İlk başlarda çocuk bende birkaç saat kalıyordu. Sonra iş büyüdü, kız tam gün bende. Altını ben değiştiriyorum, mamasını ben yediriyorum, uyutuyorum, götürüp getiriyorum. Eşim de bu arada evde. O da oyunlar oynuyor, kucaklıyor, oyuncaklar falan alıyor. Her şey bana gayet normal geliyordu. Hatta sempatik bileydi!
Arkadaşım sık sık bize geliyordu. Bazen oturup öğle yemeği yerdik. Bazen ben mutfakta eşimle sohbette, o yatak odasında dinlenirdi. Ne bileyim, hiçbirini garipseyemedim. İkisine de güveniyordum; aklıma zerre şüphe gelmedi.
Tabii şimdi dönüp bakınca, o zamanki bazı detaylar taş gibi kafama çarpıyor. O çocuk babasının tıpkısıydı resmen, burun aynı burun, gülüş de birebir. Ama ben kafamdan atamadım; Abartma Zehra dedim kendi kendime.
Bir gün kız oyun oynarken bana anne dedi. Arkadaşım güldü, Çocuktur, karıştırır dedi. Ben de ona güldüm. Düşünmemeye çalıştım.
Ama ne olduysa bir gün çocuk hastalandı, ateşi fırladı. Arkadaşım şehir dışında, telefonuna da ulaşılamıyor. Ben de ne yapacağımı şaşırdım, apar topar hastaneye götürdüm. Eşim de geldi benimle. Kayıtta babasının bilgileri istendi. Kimse lafı dolandırmadı ama eşim üç ismini de çat diye verdi.
Bir anda jeton düştü. Sordum:
Niye öyle dedin?
Dedi ki:
Panikledim galiba…
Ama yüzü bambaşka şeyler söylüyordu.
Hastaneden çıktık, otoparkta önüme dikildim:
Bu çocuk senin mi?
Önce inkar etti. Deli misin, nasıl böyle bir şey düşünürsün? filan. Bastırdım. Aynı soruyu yineledim. O sustu. Kafasını eğdi. Sustuğu an her şeyi anladım.
Aynı akşam arkadaşımı aradım; gel dedim. Geldiğinde yüzüne doğrudan sordum:
Çocuğun babası benim kocam mı?
Ağlamaya başladı. Evet dedi gözyaşlarıyla. Dedi ki:
Seni asla üzmek istemedim.
Ben de şunu söyledim:
Bunu bana söylemeden çocuğunu bana bıraktın, senin için annelik yaptırdın bana!
Sonra anlattı; hamile kaldığında kocam ona gerçeği ben öğrenmeyeyim diye yemin ettirmiş, Ben ilgilenirim ama Zehra bilmesin demiş. Ve hepsi gerçekten öyle olmuş. Çocuk benim evimdeydi, ben bakıyordum. Her şeyini ben üstlendim. Sarılıp uyuttum.
O gece taşlar yerine oturdu. Çocuğun neden sürekli bizde kaldığı, eşimin bir kere bile of dememesi… Arkadaşımın bana sonsuz güvenmesi… Çünkü ben hem bakıcı, hem hastabakıcısı, hem de neredeyse üvey annesiymişim.
O an bir şeyler bende tamamen koptu.
Aynı hafta evliliğimi bitirdim. Arkadaşlığı da mezara gömdüm. Arkaya bakmak mümkün değildi artık.
Çocuk günah mı? Elbette ki hayır. Ama ben daha fazla göremedim. Artık evimde, bana ihanet eden kimsenin soluğu yok; evim huzur dolu. Rahatım yerinde, vallahi!

Rate article
Lifequest
En Yakın Arkadaşımın Çocuğuna Bakmayı Kabul Ettim, O Çocuğun Eşimden Olduğunu Bilmeden