Üç yıl boyunca Emirle birlikteliğimiz oldu ve sonunda birlikte yaşamamı teklif etti. Fakat bu demekti ki, ailesinin evine taşınacaktım. Evlendikten sonra ise, her şey alt üst oldu.
Kayınvalidem, sürekli olarak kendi oğlunu benim davranışlarımdan sorumlu tutuyor, bu da sık sık yanlış anlaşılmalara ve tartışmalara sebep oluyordu. Çalışsam da evde kalsam da kararlarımı sürekli sorguluyordu. Bir pazar günü, biraz uyuyalım istedik ama kayınvalidem birden odanın kapısını sertçe açıp hala kalkmadığımız için bizi azarlamaya başladı. Emir bizi korumaya çalıştı fakat annesi buranın onun evi olduğunu ve kuralları kendisinin koyduğunu ısrarla belirtti.
Bu durum artık çekilmez hale gelince Emir, o akşam hemen bir kiralık ev bulmaya karar verdi. İstanbulda kiralar epey yüksekti ama başka çaremiz yoktu. Neyse ki, taşındıktan sonra aramızdaki huzur da yavaş yavaş yerine gelmeye başladı.
Bir süre sonra bir arsa bakmaya başladık, fakat yeterli paramız olmadığı için su kuyusu açtırmaya cesaret edemedik. Emirin ailesinden yardım istedik. Babam ben küçükken vefat etmişti, annem ise köyde iki küçük kardeşimi büyütüyordu.
Temelden bir ev inşa etmeye başladık; işler sırasında arsaya dair belgeleri karıştırırken tapunun kayınvalidemin üstüne kayıtlı olduğunu fark ettim. Şaşkınlık içinde Emire anlattım durumu. Emir de bana bunun sadece bir formalite olduğunu, çünkü arsa parasını bizim ailemizden aldıklarını ve mülkiyeti de sonra bize devredeceklerini söyledi.
Bu açıklamaya inanmadım ve kayınvalidemden evimizi terk etmesini rica ettim. Bir ay kadar ayrı yaşadık, ancak Emir her şeyi düzelteceğine söz verdi ve bir şans daha vermem için beni ikna etti. Birkaç ay sonra hamile olduğumu öğrendim, en büyük hayalim gerçek olmuştu.
Haberin ardından yeniden kayınvalidemle ve kayınpederimle görüşmeye başladık ama davranışlarında bir değişiklik olmadı. Bizi sürekli arıyor, eve gelmemizi, torunlarını görmelerini istiyorlardı; ben ise biraz huzur talep etmeme rağmen. Kayınvalidem gerilimi daha da arttırdı, bu da Emirle aramızda küçük tartışmalara yol açtı. Emire, kendisinin verdiği sözleri ve ailesinin tavırlarını hatırlattım.
Sonra önemli bir gelişme yaşandı. Kayınvalidem, annemi arayarak evi birlikte yeniden tapuya kaydettirmekten bahsetti fakat anneme evin yarı değerinden vazgeçmesini önerdiler. Annem bunu reddedince, kayınvalidem bana yüklenip hiçbir iş yapmadığımı ve çaba göstermediğimi söyledi.
O anda şunu anladım ki, biz asla gerçek anlamda anlaşamayacağız. Çünkü birinin hayatında sadece para ön plandaysa, sağlıklı bir bağ kurmak mümkün değildi. Bu ilişkiye burada nokta koymaya karar verdim. Kendi hayatımı, başkalarının istekleri için değil; kendim ve çocuğum için yaşamalıydım.
Aldığım bu karardan hiçbir pişmanlığım yok. Hem kendime hem de çocuğuma bakacak güce sahibim. Büyük ihtimalle Emir, annesiyle birlikte kalmaya devam edecek.
Sizce Türk kadını doğru olanı yaptı mı?
Bir kadının, kendi mutluluğu ve özgürlüğü için cesur bir karar alması, toplumun baskısına rağmen kendi yolunu çizmesi değerlidir. Herkesin hayatı ve şartları farklıdır; önemli olan, insanın kendi iç huzurunu ve iyiliğini koruyabilmesidir. Hayatta bazen en büyük ders, sınır çizebilmenin ve kendi değerini bilmenin ne kadar önemli olduğunu anlamaktır.




