Melissa, gelinini evden kovdu çünkü torununun kendi kanından olmadığına emindi

Üç yıl sonra, hayatına pişmanlıkla bakıyordu…

Müjgan yine bağırdı gelinine: “Al çocuğunu da çık dışarı! Bu çocuk bizim değil! Ve Emre sana bu kadar güvenmişti!” Damlanın yapabildiği tek şey oğlunu sıkı sıkı kucaklayıp ağlamaktı. Müjgan, Damla hamileliği boyunca sürekli torununun kendi oğlundan olmadığına inanıyordu. Emre de çocukluğundan beri annesinin kontrolü altındaydı. Evlenince bile bu durum hiç değişmemişti. Damla ise her şeye rağmen bir çözüm bulamıyor, sadece kocasına gözleri dolu dolu bakıyordu.

Emre, neden annen bana nefes aldırmıyor, ne yaptım ben bu kadına? Sabret canım, o annem, biraz zaman ver, diyordu Emre. Ama Müjganın oğlu doğan küçücük bebekle ilgili Bu çocuk bizim değil! demesi, Damlanın sabrını taşıran son damlaydı. Yapacak bir şey kalmayınca Damla, bebeğinin eşyalarını topladı ve anne-babasının evine gitti. Aslında Damlayı asıl yaralayan şey, Emrenin onu durdurmak için hiçbir çaba göstermemiş olmasıydı.

Müjgan ise kendini galip hissetmişti, sanki zafer kazanmış gibi sevinçliydi. Artık her şey eskisi gibi olacak, Emre yine işten çıkınca eve gelecek, birlikte akşam yemeği yiyecek, çaylarını yudumlayıp hoş sohbetler edeceklerdi Kendi kafasında bu eski alışkanlıkları canlandırmaya çalışıyordu.

Ama bir gün hayat beklemediği bir şekilde ters döndü. Bir akşam Emre iş çıkışı eve gelirken, sokakta kim olduğu belli olmayan biri saldırdı, başına vurup parasını ve telefonunu çaldı. Maalesef, Emre bir daha kendine gelemedi ve hayata gözlerini yumdu… Müjgan neredeyse aklını kaçıracaktı. Her akşam oğlunun odasına giriyor, eşyalarına dokunuyor, sessiz sessiz ağlıyordu…

Damla ise bambaşka bir hayat kurmuştu. Mutluydu; işinde terfi almış, akşamları onun için yemek yapan sevgi dolu biri vardı yanında, oğlu da yaşına göre ne kadar akıllı ve başarılı olmuştu. Bir gün Damla oğlunu almak için kreşe gittiğinde eski kayınvalidesini gördü, gözlerine inanamadı. Adeta perişan bir haldeydi, tanınmaz durumdaydı.

Müjgan gözleri dolu dolu “Ah, Emre… Evet işte, Emre oydu,” dedi kısık bir sesle… “Beni affet oğlum. Hem seni hem kendimi mahvettim. Sanırım bu dünyadaki en kötü insanım…” Damla’nın içi acıdı, eski kayınvalidesine karşı bir kırgınlık kalmamıştı. Arada, oğlunun babaannesini görüp konuşmasına izin veriyor, Müjganın torun hasretini biraz olsun gidermesine göz yumuyordu…

Rate article
Lifequest
Melissa, gelinini evden kovdu çünkü torununun kendi kanından olmadığına emindi