Bir arkadaşım, kocasının ilaç ve diğer harcamalar için tuttuğu defterini buldu. Aşka bak hele!

Bir arkadaşım kimsenin duymadığı tuhaf bir hastalıkla hastaneye düştü rüyamda. İki akciğeri de birbiriyle fısıldaşıyordu, karmaşık bir hâle gelmişti hastalığı. O hastane parlaklığında, her şeyin üstüne pamuk serpilmiş gibi hissettiren odada yatarken, bir telefonla işinden de atıldığını öğrendi. Ters gitti her şey, ülke de darmadağın olmuştu: herkes işine dört elle, can havliyle tutunuyor, sokakta iş bulmak mucize gibi. Kafası sersem, bedeni yorgun; kasiyer olmak için bile dermanı yoktu, markete bile gidememekten korkuyordu. O yüzden, bir yandan kendine uygun bir iş ararken, bir yandan da evinin köşesine kurulup huzur arıyordu.

Derken, uzanıp eteğinden zaman sarkarken, boş durmak istemedi ve evdeki tüm karmaşıklığı temizlemeye karar verdi. Bilgisayar masasını düzeltirken, bir defter buldu. Garip, bu defter daha önce hiç yoktu evde; belki, kim bilir, eski sevgililerinin telefon numaraları vardır içinde diye geçirdi içinden; belki de çocukken yazdığı sırlı hikâyeler Defteri açtığında, sayfalardan bir demet çek senet çıkıp uçuşmaya başladı havada. Ama asıl ilginci, her sayfada eşi Burakın ince el yazısıyla yazılmış harcamalar: yüz kremi, D vitamini, iki seans iğne

Arkadaşımın elleri titremeye başladı. O an anladı ki, kocası Burak onun için yaptığı bütün masrafları tek tek deftere yazmıştı ve düzenli olarak toplayıp not etmişti bunları. Hesap kitap sürekli güncelleniyor, haftada bir döküm çıkıyordu. Bu sayede arkadaşım rüyasında, o anda ona yaklaşık 3 milyon lira borcu olduğunu öğrendi. Hastane masraflarından tut, markete aldığı yoğurda kadar her şey yazılmıştı bu gizli deftere!

Bütün bunların üstüne, arkadaşım adeta pamuktan bir bulutun üstünde yürüyor gibiydi; hemen arayıp bağırıp çağırmadı, ne aşkıyla ne de öfkesinin gelgitleriyle konuşmadı. Etine dedikodu serpmedi, pilavına acı katmadı. Sessizce bekledi Burak işten eve dönene kadar. Eve gelince ona demli bir çay doldurdu, akşama dolma pişirdi, sesiyle günün ağırlığını yumuşattı. Gününü sordu, dertleşti. Sonra usulca sordu: Burak, dedi, bu defter nedir böyle?

Burak ise düşte değermiş gibi, omzunu silkti ve cevabını verdi: Ne var bunda? Zaten evlenmeden önce herkes kendi bütçesini tutuyordu, şimdi de öyle. Şimdi yatırımı tek başıma yapıyorum. Sen tekrar işe başlarsan borcun kadar harcayacaksın, herkes verdiğini alacak geri. Ben de artık bilgisayarı yenileyeceğim, çünkü eski bilgisayar yeni oyunları açmıyor. Senin ödediğin parayla alırım onu.

Ve o an, rüyanın tuhaf dengesinde, defterin sayfaları birer birer savrulup, evin her köşesinde birer gölge olup kalırken, dolma tenceresinden ince ince buhar çıkıyordu. Zaman, parayla, evle, aşkla birbirinin içine karışıyor, her şey bir anlığına kendi anlamını yitiriyordu.

Rate article
Lifequest
Bir arkadaşım, kocasının ilaç ve diğer harcamalar için tuttuğu defterini buldu. Aşka bak hele!