Mert üniversite diplomasını aldıktan sonra, lisede tanıştığı ilk sevgilisi Melike ile evlenmenin tam zamanı olduğuna karar verdi! Melike hem sevimli hem de oldukça akıllı bir kızdı. O sıralar, yüksek lisans tezini yazıyordu. Genç çift, tezini bitirir bitirmez hemen evlenmeye karar verdi.
Mert bu müjdeli haberi annesine açıklamaya karar verdi ama annesinden pek iç açıcı haberler gelmedi. Annesi oğluna, ya komşu kız Buketle evleneceğini ya da hiçbir kızla evlenmeyeceğini sertçe söyledi. Üstüne üstlük, Senin için kariyer mi daha önemli, yoksa aşk mı? diye de sordu. Annesi oğlunun başarılı bir iş insanı olmasını hayal ediyordu tabii.
Buket varlıklı bir aileden geliyordu ve yıllardır Merte âşıktı, ama Mert gözü MelikedeydiMelikenin ailesinin durumuysa biraz sıkıntılıydı. Hatta söylentiye göre, Melikenin annesinin mahallede pek de iyi bir şöhreti yoktu… Eee, insanlar ne derdi sonra?
Ben bir tane gelin yeter bana, fazlası çekilmez. Sen bilirsin, ama benden bu kadar! dedi Mertin annesi de o klasik Türk anne kararlılığıyla.
Mert annesini uzun süre yumuşatmaya çalıştı ama annesi beton duvar sanki, kımıldamadı bile. Sonunda Eğer Melikeyle evlenirsen ikinizi de beddua ederim! deyince, Mertin ödü patladı. Yarım yıl kadar Melikeyle görüşmeye devam etti ama ilişkileri yavaş yavaş eridi, bitti.
Nihayet, Mert Buketle evlendi. Kız zaten ona deliler gibi aşıktı ama düğün yapmayalım, fotoğrafları falan ortaya çıkmasın, Melike görmesin diye düşündü Mert. Zengin olan Buketin dev gibi evine yerleşti, ailesi de Mertin işini yoluna koydu. Ama ne yaptıysa içi bir türlü neşelenmedi.
Mert, çocuk istemiyordu. Buket bunu ne yaptıysa değiştiremeyince boşanma davasını o açtı. Boşandıklarında Mertin yaşı kırkı bulmuştu, Buket ise otuz sekiz yaşındaydı. Buket sonradan başkasıyla evlendi, bir de çocuk yapıp hayatı şenlendirdi.
Mert ise hâlâ Melikeyle evlenmenin hayalini kuruyordu. Kızı bulmaya çalıştı, ama sanki yer yarılmış da içine girmişti, bir haber alamadı. Sonunda birinden duydu ki, Melike ayrıldıktan sonra hemen önüne çıkan biriyle evlenmiş ama adam tam bir bela çıkmış. Zavallı Melike adamdan şiddet görmüş, hatta feci şekilde hayatını kaybetmiş.
Bunun üzerine Mert, anne babasının eski, bakımsız dairesine tıkılıp kaldı ve her akşam efkar dağıtmak için rakıya sarıldı. Hep Melikenin fotoğrafına bakıp, annesini bir türlü affedemedi.




