Annemin vefatından sonra, abim ve teyzem hiç vakit kaybetmeden benden evi terk etmemi istediler. Başta anlayışla karşıladım, fakat abimin eşinin hakaret dolu sözleri her şeyi değiştirdi. Onlara ders vermeye ve kendimi savunmaya kararlıydım.

Pencereden dışarı bakarken, bir annenin kızıyla sohbet ederek yürüdüğünü gördüm. Bu manzara, çocukluğuma götürdü beni; annemle birlikte anaokuluna gider, sonra parka uğrayıp el ele dondurma yerdik. O zamanların huzuru ve sıcaklığı bir anda içimi kapladı, ama annemin yokluğu aklıma gelince gözümden bir damla yaş süzüldü. Onun eksikliğine duyduğum özlemi içimde saklayamamıştım. O sırada kardeşim düşüncelerimi böldü; Ne zaman Ankaraya döneceksin? diye sordu.

Planlarımı net bilmiyordum, belki bir notere uğrayabilirim, dedim. Bu lafım üzerine kardeşim, annemin dairesini üstüme almak istediğimi iddia etti. Teyzem de, şaşırtıcı bir şekilde, onun tarafını tuttu. Her şey, mevlitte daha da gerildi. Kardeşim bana bağırmaya başladı; herkesin önünde küçük düştüm, çok kırıldım. Herkes evden gidince, teyzem gözleri öfkeden alev alev yanıma geldi. Bu evi satacağız, dedi, Kardeşine ve kızıma iki ayrı daire alınacak. Sen Ankaraya dön de güzel hayatına bak. Yüzünde en ufak bir şefkat belirtisi yoktu.

Bu davranışlarından hem incinmiş hem kafam karışmış şekilde, annemin evinde bir gece kaldım. En azından birkaç eşyasını anı olarak almak istiyordum. Fakat şok edici bir olayla karşılaştım: Kardeşim ve eşi kapının kilidini değiştirmiş ve içeri girmeme izin vermiyorlardı. Hatta yengem beni hoyratça kapıdan attı, insafsızca davranmıştı. O an, hakkımı almak için elimden geleni yapmaya karar verdim; kendi malıma sahip çıkacak, onları evden çıkaracaktım.

Oysa tüm bu süreçte sırf insanlık namına onları maddi olarak desteklemiş, ilaç paraları göndermiş, hatta bir hemşire bile tutmuştum, hem de annemizle beraber aynı evde yaşıyor olmalarına rağmen. Annemin vefatını bile sosyal medya üzerinden, arkadaşlarımdan öğrendim; kardeşim bana haber vermemişti, muhtemelen ben destek göndermeyi sürdürsün diye gizlemişti.

Bu olaylardan sonra kardeşimin karşısına dikildim. Bu evi mahkemeye vereceğim, kimin hakkıysa o alacak, dedim. Tedirginliği yüzünden okunuyordu, ama hissettirmemeye çalıştı. Ben ise kararımı vermiştim; hukukun yolunu tutacak, kimin hakkıysa mahkeme belirleyecek.

Tüm bu yaşananlardan sonra bir kez daha anladım ki, insanın akrabasıyla bile çıkar çatışması yaşamayacağına dair bir garantisi yok. Yine de kendi haklarımı korumaktan ve hakkımı aramaktan vazgeçmemem gerektiğini öğrendim; üzülsem de, insan ailesinden bile olsa sırtını kime dayayacağını bilmeliymiş.

Rate article
Lifequest
Annemin vefatından sonra, abim ve teyzem hiç vakit kaybetmeden benden evi terk etmemi istediler. Başta anlayışla karşıladım, fakat abimin eşinin hakaret dolu sözleri her şeyi değiştirdi. Onlara ders vermeye ve kendimi savunmaya kararlıydım.