Şaşırtıcı ve tuhaf bir rüya içindeydim; sanki zaman akmıyor, yol hiç bitmiyordu. Yanımda kocam Baran vardı, arabamızla Çamlık Ormanı’nın içinden geçen, ıslak ve sisli bir yolda ilerliyorduk; etraf alabildiğine sessizdi, gökyüzü gri ve donuktu. Yola fırtına öncesi bir huzur hâkimdi, biz ise eve ne zaman varırız diye konuşuyorduk.
Birdenbire, sanki yer yarıldı içinden bir dev ortaya çıktı; dev gibi bir boz ayı yoldaydı, aniden fırladı, önümüzdeki asfaltın orta yerinde durdu. Baran refleksle frene yüklendi, arabanın içi bir an sarsıldı, ben ise kalbimi midemde hissettim. Ayı, arabamızın tam önünde doğruldu, iki ayağının üstüne kalktı, hayalet gibi hareketsizdi ve sanki gözleriyle içimizi görebiliyordu.
Hiç kıpırdamadan, gözünü kırpmadan bize bakmaya başladı. Zaman uzadı, ayı bir adım arabamıza yaklaştı, yavaşça, neredeyse rüya gibi, sanki her şey pamuk içindeydi. Eminim ki, aramızdaki cam ve kapılar hiçbir anlam ifade etmiyordu; saldıracak sandım, nefesimizi tuttuk. O an dünya durmuş gibiydi.
Baran bir anda vitesi geri aldı, usulca arabayı geriye kaydırdı. Her an, dev ayının üzerimize atlayabileceği, kırılmış bir hayalin kabus boyutunda gerçek olacağı hissiyle kımıldayamıyordum. Gözlerimizi ayırmadan ayıyı izledik.
O anda, tuhaf bir şekilde, rüyanın gerçeklikten kopan köşesinde, yoldaki kocaman bir çam ağacı -yıllardır orada sanki bizim için büyümüş olan- bir uğultuyla devrildi. Koca gövdesi, neredeyse birkaç santimlik farkla önümüze serildi; bir anlığına, hayatta olmamız bile meseleydi. Tüm evrenin nefesini tuttuğu o anda kurtulduk, bunu ne mantık ne de akıl açıklayabilir.
Ayı birden ürkekçe sıçradı, daha çok yaşayan bir gölgenin tedirginliğiyle arkasını döndü, devrilen ağacın gürültüsünden ürkerek ağaçlar arasında kayboldu. Kısa bir an sonra, orman yine sessizliğe gömüldü; ne ayı, ne de olaydan bir iz kaldı. Sokakta yanımızdan rüzgar geçti, hayat yine eski monotona döndü.
Şimdi hâlâ bazen düşündükçe, gecenin kör vaktinde, çok gerçek olmayan o âna geri gidiyorum. Acaba ayı saldırmak mı istedi, yoksa bizi bir tehlikeye karşı mı uyarmak istemişti? Belki de sadece bir gök gürlemesi kadar geçici bir korkuya kapılıp kaçtı. Ama o gözleri ve o bakışı Onu, bu tuhaf rüya ile gerçek arasında kalan anı, asla unutamıyorum.



