On yıldan fazla bir süredir ne annemle ne babamla, ne de ablamla tek kelime konuştum. Uzun zaman önce, aslında hiç sevilmeyen bir kız çocuğu olduğumu anlamıştım. Şöyle bir anlayışları vardı sanki: Her şey birine, hiç bir şey diğerine. Bu rüyada adım Seraptı; on yedi yaşımdaydım, ablam Aysel hamile kalıp evlenmişti. Aysel için her şey çok kolaydı. Tam on sekizime bastığımda, ailem, elleri öpülesi genç ve zengin insanlardı o zamanlar, Aysele iki odalı bir daire hediye etti. Üstelik yeni mobilyalar ve taze boyalı duvarlarla kuş gibi güzel, ferah bir daire.
Kendimi eksik hissederek koskoca bir cesaret topladım, sordum: Ben de bir daire sahibi olabilir miyim? Annem ve babam hemen kestirip attı: Sen daha üniversitedesin. Aileni kuracağın zaman konuşuruz. Yıllar aktı geçti; yirmi iki yaşımda, diplomanın tozu üstümde, evlenmeyi planlamasam da kendi ayaklarım üstünde yaşamayı düşlüyordum. Yine açtım konuyu; o ara ailemizin ticareti bir kuyuya düşmüş, eski zenginlikleri rüyadaki sis perdesi gibi yok olmuştu. Biz bir gün olmazsak, bu ev senin olacak, dediler bana. Ablanınkinden de iyi; üç odalı, daha pahalıya çıktı. Ama şimdi hep birlikte yaşamak zorundaydık, yaşlanınca onlara bakmam koşuluyla.
Gözlerim tavanda, gerçek miydi, düş müydü düşünerek sordum: Bu sözünüzü bir şekilde resmileştirmem gerekir mi? Yoksa ablam da bu evi miras isteyebilir mi? Zaten onun ayrı evi var, neden bir ev daha istesin ki? Ama içimde bir his: insanoğlu hiçbir zaman fazla eve hayır demez. Dönüp bakınca, çoktan anlamıştım onların Aysele olan hayranlığını. O dönem ablamın kocası gitmişti bataklığa, parasız kalmışlardı. Ailem her şeye rağmen ellerindeki son parayı da onlara verdi, bana hiç sormadıkları bir cömertlikti bu.
Aradan geçti koca on yıl. Hala onlardan uzağım. Bir ara ailem çok alındı bana; her şeyi belgeyle istememe içerleyip, Biz böyle bir şey yapmayız, dediler. Orada her şey kırıldı. Ben de İstanbulun renkli ve karışık sokaklarında kiralık bir daire bulup kendi başıma yaşamaya başladım. O rüyada annemle babamdan bir daha hiç haber alamadım. Artık hayatımda yalnızca ben varım; gerisi, eski bir Türk rüyasında kaybolmuş, yitik zamanlardan kalma, silik yüzlü gölgeler kadar uzaklar bana.




