Günlük:
Bugün geçmişe bakınca, hayatın bana sunduğu zorlukları, sınavları ve beklenmedik anları düşünüyorum. Bir zamanlar, Sevil adındaki kızımla İstanbulda kendi başıma ve oldukça zor koşullarda yaşadığım yılları hatırlıyorum. Eşim Yalçını kaybetmiştim; hayat bizim için hiç kolay değildi. Para bulmak bir dertti, çocuk büyütmek ayrı bir dert. Sevili büyütmek için iki işte birden çalışıyordum ama pes etmiyordum.
Bir gün, iş arkadaşım beni Halil ile tanıştırdı. O da ilk evliliğinden bir oğlan çocuğuna sahipti, adı Meteydi. Halilin eski eşi alkol bağımlısı olmuş ve paralarımızı sürekli çalınca ayrılmışlardı. Halille sohbet ederken zamanla birbirimize yakınlaştık, sonunda bana evlenme teklif etti. O dönem çok düşündüm; yüreğimde kaygılar vardı, ama en yakın arkadaşım Ayşe onun iyi biri olduğuna, çocuklarımıza sahip çıkacağına ve bana destek olacağına inandırdı beni. Halilin kazancı iyiydi ve hiç alkol kullanmazdı. Sonunda kabul ettim.
Çocuklarımız iyi anlaştı, evimizde huzur vardı ama mutluluğumuz kısa sürdü. Halil bir gün aniden felç geçirdi ve hayatını kaybetti. O an içim parçalandı, niye hep bizim ailemiz böylesine bir sınavdan geçiyordu, dedim. Ağlamaya bile vaktim olmadı, Meteyi sahiplenmem, onun bakımını üstlenmem gerekiyordu. Yetimhaneye göndermeye gönlüm razı olmadı, zaten Mete artık bana aile olmuştu.
Üçümüz birlikte yaşamaya başladık. Mete ortaokuldan sonra bir teknik liseyi kazandı ve bana her konuda yardımcı oldu. Hatta çoğu zaman Sevili okuldan alıp eve getirir, ona göz kulak olurdu. Hayatımız yavaş yavaş rayına oturuyordu, ben de artık daha güçlü hissediyordum. Ta ki o telefona kadar…
Bir gün okuldan sağlık görevlisinden bir telefon aldım; Sevil rahatsızlanmış ve hastaneye kaldırılmıştı. Her şeyi bırakıp hemen hastaneye koştum. Doktor bana, yakında büyükanne olacağımı söyledi. Şaşkın, ne yapacağımı bilemedim. Mete ile konuşmaya karar verdim, ona kızmak yerine sakince olan biteni anlamak istedim.
“Mete, artık büyüdün, sonuçlarının farkında değil miydin?” dedim. O ise: “Biliyorum, ama bu kadar çabuk olacağını sanmıyordum. Tek bir seferlikti aslında… Sevile gerçekten aşığım, ileride onunla evlenmek istiyordum ama yasal olarak uygun zaman gelince,” dedi. Sevil, hamileliğini gizlemeyi ve çocuğu benim üzerime kaydettirmemizi önerdi ama gençler farklı bir karar aldılar. Nikahlarını kıyıp yasal olarak anne baba olmak istediler.
Bir ay boyunca farklı devlet kurumlarında belge peşinde koştum, küçücük yaşta çocuklarımı evlendirmek için uğraştım. İlk üç yıl çok zordu; Sevil bebeğiyle evde kalırken, ben gece gündüz çalışıp kimseye muhtaç olmadan çocuklarıma bakıyordum. Mete de boş durmadı, hep yarı zamanlı işler bulup az da olsa eve para getirdi. Sonra üniversiteyi bitirdi, düzgün bir iş buldu. Hayatımız gittikçe kolaylaştı; ben gündüz çalışıp gece dinlenir hale geldim.
O günlerden bu yana 25 yıl geçti. Sevil ve Mete hala birlikte, mutlu bir hayatları var. Bana hep minnettarlar; onların aşkına güvenip bu güzel aileyi kurmalarına izin verdiğim için. Bazen düşünüyorum, acaba ben olmasaydım, ne olurdu? Sen de benim yerimde olsan ne yapardın?




