Babam, ben 12 yaşındayken annemi ve beni terk etti, bizi evsiz ve desteksiz bıraktı.

Babam, ben daha on iki yaşındayken annemi ve beni terk etti. Bizi sokakta, hiçbir desteğimiz olmadan ortada bıraktı. Ne polise haber verdi, ne de sonrasında bir kez olsun arkasına baktı; sanki hayatımızdan tamamen silinip gitmişti. On beş yaşına geldiğimde ise başka bir sorunla karşılaştık: Genç bir çift, bir gün kapımızı çalıp evimizin bir odasını boşaltmamızı istedi. Çünkü babam evi onlara vermiş.

Annem bu durumu babama sorduğunda adam yüzsüzce o çifti adeta kendi çocukları gibi gördüğünü söyledi. Artık ortak evde daha fazla dayanamayınca annem daireyi satıp, paranın bir kısmını babamın “kendinden bildiği” birine verdi. Geri kalan parayla ise internetten bir emlak ofisi aracılığıyla iki odalı küçük bir ev aldı. Anneme kredi borcunu ödeyebilmesi için yardım edebilmek amacıyla üniversite eğitimime birkaç yıl ara verip çalışmaya başladım.

Ama hayat böyle işte; annem de yıllar sonra vefat etti. Kredi borcunun son kısmını ödeyip evi üzerime almak için önümde bir yıl vardı. Tam bu sıkıntılı zamanlarda babam, yeni karısı tarafından evden atılmış bir halde, yaşlanmış ve hasta, elinde minicik bir emekli maaşıyla kapımda belirdi; neredeyse bir evsiz gibiydi. Yardım için bana geldi.

Karşımda onu gördüğümde, kendimi tutamayarak adama bir soru sordum: Sen kaba biri misin, yoksa sadece akılsız mı? Yirmi yıl boyunca tek bir gün bile arayıp sormayan, başımı sokacak evimi elimden alan, eğitimimi engelleyen ve beni maddi olarak zor durumda bırakan o adam, şimdi karşıma geçmiş, hiçbir şey olmamış gibi kucak açmamı bekliyordu.

Kalbimde ona dair hiçbir acıma duygusu kalmamıştı. Kendi kendime Belki birinin ona acıması gerek, ama bu kişi asla ben olmam dedim. O, gerçek anlamda babalık yapmak bir yana, başkalarına, bana verdiğinden katbekat fazla değer verdi. Onun yüzüne kararlı bir ifadeyle dedim ki: Yardım istiyorsan, önceliğini verdiğin, bana tercih ettiğin o insanlara git. Çünkü sen beni yıllar önce kendi ellerinle terk ettin. Bundan böyle de beni ve bu adresimi sonsuza kadar unut. Çünkü hiçbir zaman, tek bir gün bile gerçek bir baba olmadın ve artık olmayacaksın.Babamı kapının önünde öylece bıraktım. Gözlerinde bir cevap beklerken gördüğüm o derin boşluk, aslında iki hayatın arasındaki uçurumdu. Kapıyı sessizce kapattım ve içeride, annemin çerçevesine bakarak, ona ait küçük bir notu okudum: Kendine değer ver, geçmişe değil, geleceğine tutun.

İşte tam o anda, yıllardır taşıdığım yükler bir bir hafiflemeye başladı. Annemin mirası aslında bir ev ya da para değildi; bana kendim olabilmeyi, güçlü kalabilmeyi öğretmesiydi. Bu hikâyede kazanan, başkalarından beklediği sevgiyi içinde bulan oldu.

O günden sonra geçmişimde sürüklediğim tüm karanlık gölgeler kapının dışında kaldı. Babamın gitgide silikleşen ayak sesleri, özgürlüğümün sessiz yankısı oldu. Artık biliyorum: Hayat, bana ne yaşatırsa yaşatsın, kendimden, umutlarımdan ve annemin bana öğrettiği sevgiden asla vazgeçmeyeceğim. Ve en önemlisi, artık kendi hikâyemin kahramanıyım.

Rate article
Lifequest
Babam, ben 12 yaşındayken annemi ve beni terk etti, bizi evsiz ve desteksiz bıraktı.