Üç yıldır Burakla beraberdik, o da bir gün çıkıp Gel, ailemin yanında beraber yaşayalım dedi. Bir nevi evlilik teklifi, fakat yanında paket olarak kayınvalide ve kayınpeder dahil! Evlendikten sonra, işler hızla sarpa sardı.
Kayınvalidem, oğlunun başına ne gelirse gelsin sebebi kesinlikle bendim. Her adımımı sorguladı; çalışsam ayrı dert, evde otursam başka bir mesele. Bir pazar sabahı, Burakla biraz rahat uyuyakaldık diye odada fırtına gibi esti. Kapıyı çaldı mı? Tabii ki hayır! Bir anda içeri daldı, Daha uyanmadınız mı? diye bize posta koydu. Burak araya girmeye çalıştı, tabii ki Burası benim evim, burayı da ben yönetirim! cevabını aldı.
Artık dayanamayan Burak, akşamına internetten kiralık daire aramaya başladı. İstanbulda kiralar el yakıyor, ama ne yapalım, başka çaremiz yoktu. Bir ay sonra yeni evimize taşınınca, hava değişti, biz de rahatladık doğrusu.
Daha sonra arsa bakalım dedik, ama bir kuyu açtıracak parayı bile denkleştiremedik. Burak, ailesine başvurdu, zira babam ben çok küçükken vefat etmişti, annem de köyde iki küçük kardeşimi büyütmeye çalışıyordu.
Evi sıfırdan inşa etmeye giriştik. O arada evraklara göz atarken arsayı kayınvalidemin adına tapulamışlar! Gözlerim faltaşı gibi açıldı, Buraka konuyu açınca, Ya sadece formalite, annem babam parayı verdi, sonra devredecekler diye geçiştirdi.
Ben bu açıklamadan pek ikna olmadım, kayınvalideden evimizi terk etmesini istedim. Bir ay ayrı yaşadık, Burak ise Her şeyi çözeceğim! diye dil döktü, barışmaya razı ettirdi beni. Aradan birkaç ay geçti, hamile olduğumu öğrendim, yıllardır kurduğum hayal gerçek olmuştu.
Haber duyulunca mecburen kayınvalidegille tekrar iletişim kurduk, ama ne değişen bir şey var ne huzur. Durmadan arıyorlar, Kalk gelin, torunu görelim diye tutturuyorlar; halbuki ben biraz uzak kalmak istiyorum! Kayınvalidem araya fitne sokmaya devam, aramızda minik minik kavgalar çıkıyor. Bak sözlerinde durmadın, aileni göz ardı edemedin diye Buraka dır dır ettim.
Sonra öyle bir bomba patladı ki, kayınvalidem annemi arayıp, Evi tekrar devredelim ama sen de evin yarı parasından vazgeç deyince annem haklı olarak kabul etmedi. Kayınvalidem ise hemen Kızınızı hiç çalışmaya alıştırmamışsınız, emek nedir bilmiyor, diye beni aşağılamaya başladı.
O an anladım ki, bizim bu insanlarla anlaşma şansımız asla yok. Zira onlar için hayatın ölçüsü sadece para. Artık elalem ne der korkusuyla yaşamaktan vazgeçtim. Kendi hayatımı yaşama kararı aldım.
Kararımdan zerre pişmanlığım yok. Biliyorum, ben de çocuğumu da geçindirebilirim. Büyük ihtimalle Burak, annesinin yanında kaldıkça mutlu bir evlilik olamayacak.
Sizce haklı mıyım?
Bir kadının, böyle zor koşullarda kendi refahını ve özgürlüğünü öne koyması hiç de yanlış değil. Herkesin hayatı kendine özel; ben kendim ve çocuğum için en iyisini seçtim.




