Üç yıl sonra, pişmanlığı boğazında düğümlendi
Meral, gelini Asumana bağırdı: Al çocuğunu da çık dışarı! O çocuk bizim aileden olamaz! O kadar güvenmişti Erdem sana Asuman ise tek yaptığı çocuğuna sarılmak ve ağlamaktı. Meral, Asuman hamile kaldığından beri ısrarla çocuğun kendi oğlundan olamayacağını söyleyip durmuştu. Erdem, annesinin kuzusu olarak büyüdü; ne yaptıysa annesinden habersiz yapmazdı. Evlenince de pek bir şey değişmedi tabii Asuman çaresizdi, kocasına gözyaşlarıyla bakmaktan başka elinden bir şey gelmiyordu.
Erdem, neden annen benim üstüme bu kadar geliyor? Ne yaptım ben ona?
Biraz sabret hayatım, annem işte
Ama sabır taşı tam da kaynanasının Senin doğurduğun o çocuk, bizim soyumuzdan olamaz! lafında çatladı… Artık yapacak bir şey kalmamıştı. Asuman minicik oğlunun eşyalarını topladı ve doğru anne babasının evine gitti. Fakat onu en çok yaralayan şey, giderken Erdemin arkasından tek laf etmemesi, durdurmak için kılını kıpırdatmamasıydı.
Meral ise zafer sarhoşuydu neredeyse. Nihayet eski sakin günlerine kavuşacağını sanıyordu. Akşamları Erdem işten gelir, oturup birlikte yemek yerler, çaylarını höpürdetir, tatlı tatlı laflarlardı ya hani Yine o günlerin hayaliyle yaşıyordu.
Derken beklenmeyen bir şey oldu. Bir akşam geç saatte işten dönen Erdem, mahallede bir serserinin saldırısına uğradı. Darp edildi, cüzdanı çalındı, bir daha da gözünü açamadı Erdem, bu dünyadan göçüp gitti. Meral, sanki aklını kaybedecekti. Her gece, oğlunun odasına girip eşyalarını okşadı, gözyaşlarına boğuldu…
Asumanın ise artık hayatı yolundaydı. Mutlu mesut oğlunu almak için kreşe koşuyordu. İşinde terfi almış, birlikte olduğu adam ona akşam yemeklerini hazırlıyor, küçük oğlu da harika şeyler başarıyordu hem de minicik yaşında! Bir gün Asuman, Meral’i sokakta görünce neredeyse korkudan tanıyamadı. Üzerinde başında dökülen eski elbiseler, tanınmaz haldeydi adeta.
Ah Şu benim Erdemdi Evet, Erdem, dedi gözünden yaşlar süzülürken Beni affet. Hem senin aileni hem kendi ailemi mahvettim. Dünyanın en kötü insanı benim
Asumanın yüreğinde merhamet kabardı. Artık arada bir, eski kaynanasının torununu görmesine müsaade ediyor, yine de kimseye kalbinin kapılarını tümden kapatmıyordu.




