Torunüm aile yemeğinde öyle bir şey söyledi ki, masadaki herkes bir anda sessizliğe büründü.

Bugün Pazar. Yine ailecek akşam yemeğinde bir araya geldik; kızım, damadım, iki torunum ve ben. Sıradan bir akşamdı, özel bir şey yoktu. Sohbetimiz okuldan, işten, yaz için planlarımızdan bahsetmekle geçti.

Bir ara, kızım söylediği bir şeyle içimde garip bir his uyandırdı. Dedi ki, bundan sonra daha az görüşmemizi düşünüyor. Sert bir tonla söylemedi. Ama ne demek istediği çok açıktı. Çocukların artık büyüdüğünü, daha fazla kendi başlarına kalmaları gerektiğini anlattı. Ekledi ki, ben sık sık yanlarında olduğumda, her şeyde bana güveniyorlar, kendilerine pek sorumluluk düşmüyor.

Sadece dinledim, tartışmadım. Başımı salladım, onun sözünü kesmedim.

O sırada küçük torunum Defne, sekiz yaşında, birden kafasını tabağından kaldırdı ve hiç beklemediğimiz bir soruyu sordu. “Anne neden babaannenin gelmesini istemiyor?” dedi. O an sofra adeta sessizliğe büründü. Kızım, hafif bir gülümsemeyle, “Aslında tam olarak öyle değil,” dedi. Ama Defne, durmadı; devam etti. “Babaannem yanımızdayken hepimiz daha huzurlu oluyoruz,” dedi. “Annem daha az kızıyor, babam daha çok gülüyor, ev daha güzel oluyor.”

Hiçbirimiz bir şey diyemedik. Kızım sadece masa örtüsüne bakıyordu.

O zaman fark ettim; biz yetişkinler bazen binbir açıklama bulmaya çalışırız, ama çocuklar gerçeği çok daha net görebiliyorlar.

Akşam yemeği bitince, kızım yanıma geldi. Belki de biraz haksızlık ettiğini kabul etti. İnsan bazen, birinin varlığının ne kadar değerli olduğunu unutabiliyor, dedi. Ona asla kızmadım. Yıllar içerisinde öğrendiğim bir şeyi söyledim sadece: Sevgi, evin yükü olmaz, evi ev yapan şeydir.

Ama içimde bir küçük soru hâlâ var. Benim yerimde sen olsaydın, ne yapardın?

Rate article
Lifequest
Torunüm aile yemeğinde öyle bir şey söyledi ki, masadaki herkes bir anda sessizliğe büründü.