Hayatımda olup bitenlerin tesadüf olmadığını düşünüyorum herkes yaptığı şeylerden kendi sorumlu ve her şeyin bedelini kendi ödüyor. Geçmişte verdiğimiz kararlar, bugünkü yaşamımızı şekillendiriyor. Ben de zamanında çok yanlış bir seçim yaptım; kaderimi sorumsuz bir adama bağladım. Kadire âşık oldum ve ona güvendim, üstelik onun çapkın biri olduğunu bile bile. Kadirin benim için değişeceğine inandım. Ama gerçek şu ki, insanlar değişmiyor tek oğlumuz Ali dünyaya geldiğinde bile, Kadirin aklı hâlâ başka kadınlardaydı.
Bir süre önce Kadirin yeni maceralarını duymaya başladım; hem arkadaşlarım hem komşularımız hem de aileden insanlar bana anlatıyordu. İçimdeki acı ile utanç birbirine karıştı, hangisi daha ağır bastı bilemedim. Tam beş yıl boyunca bu halde yaşadım. Sonunda Kadir, evini terk etti ve evi oğlumuza bıraktı, sırf nafaka vermemek için. Ben ise Kadirin evinden bir daire kiraladım ve oğlum Ali ile bakımına muhtaç annemle birlikte oraya taşındım.
Aliye hep en iyi hayatı sunmaya çalıştım. Daireden aldığım kira gelirinin tamamını Alinin okulu, kıyafetleri ve diğer ihtiyaçlarına harcadım. Onun masal gibi bir çocukluğu olsun istedim. Ayrıca gelen parayı faturalar, yemek ve annemin ilaçları için kullandım. “Büyüdüğünde, annesinin uğraşlarını anlayacak,” diye düşünüyordum hep. Ama şimdi, 57 yaşımdayken şeker hastalığıyla mücadele ediyorum. Yaşamak için her günü dikkatle geçirmeli, düzenli olarak insülin iğnemi vurmalıyım; aksi takdirde tablo kararıyor.
Ne yazık ki artık çalışacak durumda değilim; bu yaşta ve bu hastalıkla bana iş verecek birini bulmak imkânsız. Tezgâhımın tek geliri hâlâ o kiraya verdiğim daireden geliyor. Ali 31 yaşına yeni bastı ve geçenlerde babasından kalan o evde oturan kiracıların çıkması gerektiğini, çünkü orada eşiyle birlikte yaşamak istediğini söyledi. Ona “benim kalacak yerim kalmıyor o zaman,” dediğimde, “Bu senin sorunun,” diye cevap verdi.
Bunca yıllık çalışmanın, çırpınmanın ardından niye emeklilik için birikim yapamamışım, hâlâ bilmiyorum Şimdi ne yapacağımı hiç bilmiyorum İlaç almam lazım, yemek almam lazım, faturaları ödemem lazım. Öz oğlum bana bunu nasıl yapabildi? O kendini kim sanıyor? Şu an rüyamda kendimle, evsizliğimle, Ankaranın gri gökyüzüyle ve her akşam camımda dans ederek bana seslenen bir martıyla baş başa kaldım; martı bile benden daha huzurlu… Ama ben uyanamıyorum.




