Nora, kayınvalidesini iş yerinde ziyarete gelip ona geçim için para vermesini istedi

Ayşe tam anlamıyla modern bir kadındı, ya da en azından öyle olmaya çalışıyordu. Her zaman şık giyinir, işinde üstleri tarafından fazlasıyla takdir edilirdi. İyi bir işi vardı doğrusu. Ayşenin iki yetişkin oğlu vardı; büyüğü otuz sekiz, küçüğü ise otuz yaşındaydı. İkisine de çok düşkündü. Üstelik iki de gelini vardı.

Ayşe, gelinlerinin birbirinden ne kadar farklı olduğundan sık sık bahsederdi. Tıpkı oğullarının birbirine hiç benzememesi gibi gelinlerinin de ayrı dünyalardan olduklarını söylerdi. Aslında, bunda da biraz haklıydı. Büyük gelini Zeynep tam bir Anadolu kızıydı. Ayşe, şehirli-köylü ayrımını sevmese de, Zeynep tam anlamıyla geleneksel bir köy kızı gibiydi.

Ayşe oğullarının aile işlerine kolay kolay karışmazdı, bu yüzden onların evliliğiyle ilgili çok fazla bilgi sahibi değildi. Büyük oğlunun Zeyneple evliliğinin sebebini herkes biliyordu; Zeynep evlendikten beş ay sonra bir oğulları olmuştu. Herkes Zeynepin hamile olduğu için evlendiğini konuşurdu. Ayşeye göre Zeynep, kocasını ihtiyaç olduğu için yanında tutan biriydi adeta.

Zeyneple konuşmak da oldukça zordu; içine kapanık, biraz da huysuzdu. Arada Ayşe’yi sadece sorun olduğunda arardı; dert anlatmaktan hoşlanırdı, sohbet etmekten pek haz etmezdi. Çevresi de yoktu, kolay kolay arkadaş edinemezdi zaten.

Küçük gelin Esra ise tam anlamıyla zıt karakterdeydi. Evlendikten sonra Ayşeyle iyice samimi olmuştu. Esra muhabbeti sever, derdini tatlılıkla anlatır, Ayşeye sıkça uğramaktan keyif alırdı. Bir süre sonra Ayşe, Esraya kendi ofisinde bir iş ayarladı, iş arkadaşları da Esra için övgü dolu sözler ediyordu. Esranın çevresi daha azdı; bir iki yakın arkadaşıyla arada buluşurdu.

Bir sabah, havanın kapalı olduğu bir gün, Zeynep çıkageldi Ayşenin ofisine. Ayşe, büyük oğlunun ailesinde son zamanlarda suların biraz bulanık olduğunu fark etmişti ama hiçbir zaman aralarına müdahale etmezdi. O gün, Zeynep yanında kız kardeşiyle gelmişti:

Bak Ayşe Hanım, artık sabrım kalmadı, bıktım usandım! Senin oğlunu terk etmeye karar verdim. Şehir merkezinde bir daire tutacağım, herkes kendi yoluna! dedi bir anda.
Günaydın Zeynep. Biliyorsun, sizin işinize karışmam ama daireyi nereden tutacaksın, çocuklar okula nasıl gidip gelecek?

Merkezi bir yerde tutacağım, ama Ayşe Hanım, kiralar el yakıyor! Nasıl ödeyeceksin?

İşte tam da bunu konuşmaya geldim! Sen anneannesin, bana destek olman lazım; borcun var bana!

Zeynep, o kadar param yok ama acil ihtiyacın varsa akşama kadar ayarlamaya çalışırım. Bankadan çeker, ne kadar gerekiyorsa veririm. Ama bu kadarına ihtiyacın olacağını sanmazdım.

Zeynep hadi gidelim, dedi kız kardeşi koluna girerek. Neticede anne her zaman oğlunun tarafındadır…

Tam çıkacaklarken, Esranın ürkek bir şekilde kapı arkasından baktığını gördüler. Zeynep sinirle:
Ne bakıyorsun şaşkın şaşkın? Senin de başına aynı şey gelir, bana ne cevap verdiyse sana da aynısını söyler. Sakın güvenme!

Esra bu sözlerle zaten fazlasıyla gerildi. Ayşeye endişeli gözlerle bakınca, Ayşe yumuşak bir sesle; Telaş etme, Zeynepin paraya ihtiyacı varmış, akşam gönderirim bir miktar. Çocuklar yurda gitmesin, sonuçta para dediğin elinin kiri. Her söylenene inanma dedi, odada hafif bir gülümseme belirdi.

Rate article
Lifequest
Nora, kayınvalidesini iş yerinde ziyarete gelip ona geçim için para vermesini istedi