Annem bizimle yaşayacak, bu kadar, dedi eşim. Ama akşamına valizini toplamaya başladı.
Bazı erkekler vardır; kararlarını çivi çakar gibi verirler. Hızlı, keskin ve nereye saplandığına bakmadan.
Veli de onlardandı.
Kötü biri değildi. Asla. Çalışkandı, güvenilirdi, annesini severdi işte bunu ondan kimse alamazdı. Sadece bir şeye karar verdiyse, öyle olmasına alışmıştı. Eşi biraz söylenir, sonra kabullenir. Hep öyle olmuştu.
Asuman da gerçekten kabullenirdi. Kadınların her şeyi çoktan çözdüğü o sabırlı gülümseme vardır ya, işte gören onu anlayıverirdi.
Sonra bir akşam Veli eve geldi, çaydanlığı koydu ve haber verdi:
Annem bizimle yaşayacak. Son kararım.
Bunu sıradan bir mesele gibi söyledi. Aile meclisine, özür dilercesine değil yani.
Asuman ise ocakta yemeğe bakıyordu.
Dur bir dakika, dedi. Biz…
Asuman, dedi Veli öyle bir tonla ki, konuşmanın orada bittiğini anlardın. Annem yalnız. Yaşı altmışı geçti. Ona bakmak görevim.
Görevim. Tam da bu kelimeyi kullandı.
Bunu nasıl değerlendiriyorsun? değil. Görevi sanki sadece onun, Asuman kenarda duruyor gibi.
Veli, dedi yavaşça, konuşalım istiyorum. Annen iyi biri, lafım yok. Ama burası bizim evimiz. İki odamız var, senle ben.
İki kanape, diye atladı Veli. Nerede sıkıntı?
Asuman ocağı kapadı. Döndü ve Veliye uzun uzun baktı. İnsanın karşısındakine gerçekten duymak isteyip istemediğini anlamaya çalıştığı o bakışla.
Kararını verdin mi? diye sordu.
Verdik tabii.
Bana danışmadan.
Bu benim annem.
Bu kadar basit işte.
Asuman yavaşça başını salladı.
Peki, dedi.
Odaya geçti.
Veli biraz mutfakta durdu, odaya geçti, tekrar mutfağa geldi. Oturdu, kalktı. Sonunda kararını vermişti ama kimse memnun olmayınca ne yapacağını bilemedi.
Asuman ise yatağın kenarında oturup pencereden dışarı bakıyordu.
O, her şeyi kendi kararıyla yaptı, ben yokum, diye düşündü.
O akşam da, sabah da aralarında konuşma geçmedi.
Ertesi gün Asuman yine şansını denedi.
Veli telefonuyla oynuyordu, akşamları hep yaptığı gibi. Asuman yanına oturdu, ellerini dizlerinde birleştirdi.
Veli, ciddi konuşalım.
Telefonu bir kenara koydu; iyiye işaret, genelde bırakmazdı.
Konuşalım.
Anneni düşündüğünü biliyorum, anlıyorum da. Onun durumu zor, yalnız. Ama bizim ev küçük. Zaten ikimiz bazen sığamıyoruz. Bir de üçüncü kişi olursa…
Sonra? dedi Veli.
O zaman zorlanırız. Ben sıkılırım.
Annemi sevmiyor musun?
Asuman bir an gözlerini kapadı.
Hep o soru. Kadın bana zor geliyor deyince hemen, Sevmiyorsun demek ki! Sanki birini sevip, yine de 20 metrekareye sığamamayı istememek mümkün değilmiş gibi.
Annenle bir sorunum yok, dedi sabırla. Aramız gayet iyi. Ama gelip gitmek başka, temelli taşınmak başka. Farklı şeyler bunlar, Veli.
O aileden, yabancı değil.
Evet.
Yalnızlığa katlanamıyor.
Anladım.
Peki, sorun nedir?
Asuman uzun uzun baktı. Sonra sessizce sordu:
Hiç beni dinliyor musun?
Cevap vermedi, telefonu tekrar eline aldı.
Konuşma bitti.
Ertesi gün Leman Hanım aradı.
Asumancığım, nasılsın? Sesi tatlı, biraz çekingen geliyordu. Kusura bakma aradım. Veli anlattı da durumu, biliyorum, garip bir hal oldu.
Bir problem yok Leman Hanım, dedi Asuman otomatik olarak.
Yok tabii, yok, diye yumuşakça karşı çıktı kayınvalidesi. Sesinden anlaşılıyor.
Asuman sustu.
Nasıl olacak, hiç bilmiyorum, itiraf etti.
Ben çok iyi biliyorum, dedi Leman Hanım. Benim de kayınvalidem oldu, tam kırk yıl önce. Taşınıyor, tartışma yok dediler. Hafifçe güldü. Üç ay zor dayandık, sonunda ayrı evlere geçtik.
Asuman istemsizce gülümsedi.
Ama Veli çok ısrarcı, Leman Hanım.
Veli Velidir, diye kesti yumuşak bir tonda kayınvalidesi. İyi evlattır. Belki fazla iyi. Aklına doğru bir şey gelince önü alınmaz. Küçükken de aynıydı, inat etmeye görsün.
Asuman sustu. Yoruma gerek görmedi.
Onunla bir kez daha konuş, dedi Leman Hanım. Ama bu sefer metrekareleri konuşma. Dürüst ol, de ki: Veli, benim için önemli olan bana danışman, fikrimi sorman. Bunu söyle, yeter.
Ya yine dinlemezse?
Kısa bir sessizlik.
O zaman konu başka olur, dedi kayınvalide hafifçe. Ama zaman tanı. Erkekler bir karar verdiler mi ondan kolay kolay dönemez. Gemiyi döndürmek gibi.
Asuman hiç beklemediği bir anda güldü.
Sağ olun, dedi.
Bir şey değil. Hatta şunu da ekleyeyim: Ben sizin huzurunuzu bozmak istemem. Ne olursa olsun, sebep ben olmamalıyım. Bunu unutma.
Akşam Veli eve geldiğinde hemen anladı bir şeylerin değiştiğini.
Ne oldu? dedi.
Hiçbir şey.
Birlikte yemek yediler. O sırada Asuman şöyle dedi:
Veli, bir şey söylemek istiyorum. Sadece bir defa, lütfen araya girme.
Veli başını salladı.
Hangi annen olursa olsun, iki oda da olsa on oda da olsa fark etmez. Mesele şu ki, ikimizi ilgilendiren bir kararı sordun mu diye soruyorum. Sormadın. Sanki burada oturan biri değilim.
Veli tam söz alacaktı.
Araya girme, diye uyardı Asuman.
O da sustu.
Diyeceğim bu kadardı.
Asuman kalkıp tabakları yıkamaya koyuldu.
Veli uzun süre masada oturdu. Sonra balkona çıktı, geri geldi. Yavaşça Asumanın yanına geçti. Sarıldı.
Tamam, dedi Asuman. Gel, çay içelim.
Veli iki eliyle bardağı tutup sustu.
Bugün anneni aradın mı? dedi Asuman.
Daha aramadım.
O beni aradı.
Veli başını kaldırdı.
Ne dedi?
Bir sürü şey konuştu, dedi Asuman. Senin annen gerçekten akıllı biri.
Veli başını öne eğdi, hafif mahcup bir ifadeyle.
Öyledir, dedi.
Dışarıda serpiştirme yağış yağmura döndü. Onlar oturdu, son günlerin ağırlığı sanki dağılmaya başlamıştı.
Üçüncü gün Veli, annesini aradı. Asumanın yanında.
Anne, sen yavaş yavaş toparlan eşyalarını. Hafta sonu geleceğim, yardım ederim.
Asuman kapıdan duymaktaydı. Veli telefonu kapadı, döndü. Asumanın yüzüne baktı.
Olmaz, dedi Asuman.
Veli yüzünü buruşturdu.
Asu, annemi öylece bırakıp gidemezsin, anlıyor musun?
Kimse attığın yok ki, sadece bana danışmanı istiyorum, dedi Asuman, ona bakarak.
Veli yerinde duramadı, biraz o yana biraz bu yana yürüdü.
Neyse, dedi, senin için rahatlık annemden daha mı önemli?
Veli, dedi Asuman sakinlikle. Lütfen.
Yok, ben bitireyim, dedi Veli ve ilk defa sesi yükseldi. Beni eşimle annem arasında bırakmak doğru mu? Bu nasıl seçim?
Kim seni seçime zorluyor? dedi Asuman. Sen kendi kararını topluma kabul ettirip, benim de hemen kabullenmemi istiyorsun.
Sen kabul etmiyorsun yani?
Hayır.
Veli ona uzun uzun, altta kızgınlık, şaşkınlık, hatta adı konmaz başka duygularla baktı.
Tamam, dedi sonunda.
Ve yatak odasına geçti.
Asuman onu dolabın kapısını açarken duydu.
Veli çıkıp valizini aldı. Montunu giyip kapıya geldi.
Bu işin böyle olması doğru değil, dedi.
Biliyorum, dedi Asuman. Ama bana sormadan yaptığın her şey doğru mu oluyor?
Veli cevaplayamadı, çıktı gitti.
Kapı kapandı.
Asuman mutfağa döndü.
Çaydanlık kaynarken Leman Hanım aradı.
Asumancığım, affet, Veli bana mesaj atmış, arkadaşında kalıyormuş. Benim yüzümden mi?
Leman Hanım.
Boş ver, dedi kayınvalide hafifçe. Benim yüzümden.
Onun yüzünden, düzeltti Asuman. Yine fikrimi sormadan karar verdi.
Kısa süre sessizlik.
Doğru, dedi Leman Hanım.
Efendim?
Doğru yapmışsın, dedi kararlı bir sesle. Asumancığım, ben sizin eve gelmeyeceğim. Kendi kararım, Veliye de danışmadım. Yetmişe geldim, bugüne kadar tek başıma yaşadım, bundan sonra da hallederim. Oğlum iyi biridir ama bazen dur demek gerekir. Sen de dedin. Beni duymuyordu, seni dinlesin.
Sabah Asuman sekize doğru uyandı. Telefonda hiç mesaj yoktu.
Hayat akmaya devam ediyordu.
Veli ertesi sabah, saat dokuz gibi geldi.
Kapıyı çaldı, cebinde anahtar vardı oysa; bu bile bir şeylerin değiştiğini gösteriyordu.
Asuman kapıyı açtı. Veli biraz dağınık, elinde valiziyle kapıda duruyordu.
Girebilir miyim?
Buyur, dedi Asuman.
Mutfakta oturdular. Veli ellerini masaya koydu, onlara bakarak:
Annem aradı, dedi.
Biliyorum.
Taşınmayacağını söyledi, kendi kararıymış ve ısrar etmememi söyledi. Bir süre sustu. Bana dedi ki, böyle davranmak ahmaklık. Öyle bir laf işte.
Leman Hanım çok akıllı bir kadın.
Haklısın, dedi Veli, ciddiyetle. Ben böyle konuşmalarda iyi değilim, biliyorsun.
Biliyorum.
Hatalıydım. Kendi kendime karar verip, senin de kabul edeceğini sandım. Yanlış yapmışım.
Asuman baktı.
Evet, yanlış, dedi.
Bir daha yapmayacağım, dedi Veli.
Asuman çayı koydu, önüne bardak bıraktı.
Annenin arasıra gelmesinde sıkıntı görmüyorum, dedi Asuman. Hafta sonları gelsin, oturalım, birbirimize destek olalım. Hatta iyi olur bu.
Tamam, anladım, dedi Veli.
Ona dün gördüğü yeni bir bakışla başka bir gözle baktı.
Sen doğru yaptın, dedi sessizce.
Bilmez miyim, dedi Asuman.
Ve üç gündür ilk defa gülümsedi.
Dışarıda sonbahar güneşi, ne çok sıcak ne kör edici, ama tam yerinde, her şeyin olması gerektiği gibiydi.




