– Eşyalarını topla, ilk aşkımla karşılaştım, dedi kocam. Ama bir saat sonra çantasıyla kapının önünde kendisi duruyordu.

Hazırlan, eşyalarını topla, ben eski aşkımı buldum, dedi kocam. Bir saat sonra ise kendisi bavuluyla kapıdaydı.

Okan, mezunlar buluşmasından pazar akşamı ev döndü. Elif o sırada mutfakta, bulaşıkları yıkamakla meşguldü.

Kocası garip bir haldeydi. Bir tuhaf enerjiyle doluydu sanki, yüzü kıpkırmızı. Sanki işe terfi almış ya da piyangodan para çıkmış gibi mutluydu. Elif ona bakıp ellerini mutfak havlusuna silerken içinden, Ne güzel, iyi vakit geçirmiş diye düşündü.

Okan bir şey söylemedi. Üstünü çıkardı ve yatmaya gitti.

Sabah, Okan mutfakta önemli bir karar vermiş insan havasında oturuyordu. Tam filmlerdeki gibi; elleri masada kenetli, bakışı ciddi. Elif önüne bir Türk kahvesi koydu, bu arada buzdolabını açıp dünkü köftelerin kalanına göz attı. Tam o sırada konuya girdi Okan.

Elif Konuşmamız lazım.

Elifin içini bir endişe kapladı. Hayda, dedi içinden. Bu cümle hep kötü bir şeylerin başlangıcı olurdu.

Dün Asumanı gördüm. Hani sana bahsetmiştim O ilk sevgilim.

Elif, Asumanı hatırladı elbette. Okan arada bir, özellikle hafif çakırkeyif olup duygusallaştığında, Biz çok gençtik o zamanlar, diye anlatırdı. Klasik hikaye.

Konuştuk Uzun uzun. Elif, toparlan bu evi terk et.

Elif olduğu yerde donup kaldı. Köfteler rafa öylece geri döndü.

Ne dedin?

Biz bir araya gelmeye karar verdik. Ben ve Asuman. Anlıyor musun?

Bir süre Elif eşine baktı.

Zaten ev bana ait, diye ekledi Okan, o çok tipik ve zaten havasıyla. Kendine başka bir yer bulsan iyi olur.

Elif köfteleri dolaba geri koydu. Kapıyı usulca kapattı, üstündeki Kapadokya magneti düşmesin diye dikkat ederek.

Yani kararını verdin? diye sordu sonunda.

Verdiiim.

Elif başıyla onayladı ve yatak odasına geçti.

Yatakta oturup duvara baktı. O duvarda geçen ocakta toptan pazardan alelacele aldıkları, üzerinde kedicikler olan bir takvim duruyordu; bir şey almak gerekiyordu, bu da ucuzdu, kırk lira idi. Ocak geçti, şubat da bitti, ama o kediler hâlâ orada. Fiyonklu sarman kedi Elife felsefi bir empatiyle bakıyordu.

El âlem nelere kalkışıyor, diye geçirdi aklından.

Yirmi yıl. Yirmi yıl bir insanla yaşamıştı ve şimdi o mutfakta oturup valizini toplamaya başlamasını bekliyordu. Yirmi yıl az değil.

İlk kez birlikte kiraya çıktıkları Bahçelievlerdeki ev Lavabosunda damlayan musluk, sabaha karşı yan duvarda kardeşiyle kavga eden komşuları Mehmet

Kocası Okanın iflası, işsiz gezinirken geceleri balkonda bira içip sessizce ağladığı zamanlar Elifin sanki hiçbir şey olmamış gibi davrandığı dönemler

Üç gece yarısı acilden götürdüğü apandisit ameliyatı O sırada doktorun, Bir saat daha gecikseniz geçmiş olsun, dediği an Elifin Türkçe öğretmeni olduğu okulda, öğrencilerin mezuniyet gecesi, kapıda elinde çiçeklerle mahcup ve bir o kadar da mutlu bekleyen Okan Bunların hepsi yaşanmıştı. Ve şimdi hepsi bir çırpıda yok sayılıyordu.

Elif kalktı, odada dolaştı, dolabın yanına gitti.

Dolabın üst rafında, köşede belgeler duruyordu.

Okan mutfakta hâlâ telefonunu kurcalıyordu; muhtemelen Asumanla mesajlaşıyordu çünkü arada sırıtıyordu. O sırıtış hem utanmış hem de kendisini çok önemli hisseden bir insanın yüz ifadesiydi. Sanki dünyayı fethetmiş ve bunun takdir edilmesini bekliyordu.

Elif oturdu, belgeleri masanın üstüne koydu.

Evrak mı topluyorsun? diye baktı Okan.

Hayır, sana bir şey göstereceğim.

Klasörü açtı.

Elif, şimdi zamanı mı?

Bir dinle.

Elif aradığı belgeyi buldu ve Okanın önüne sürdü.

Düğünlerinden beş yıl sonra, Okan ilk işini inşaat malzemesi ticaretini kurduğunda, avukatın tavsiyesiyle imzaladıkları evlilik sözleşmesiydi bu. Okan o zaman pek umursamamıştı. Resmiyet işte Elif, aramızda lafı olmaz. Biz aileyiz, demişti. Notere de Elif yalnız gitmiş, sonra bir kopyasını eve getirmişti.

Okan o zaman tamam deyip belgeyi masanın bir köşesine itmişti. Elif sonra usulca dolaba koymuştu tabii.

Elif hiç hesapçı biri olmadı. Ama biraz titiz bir insandı.

Bu arada, işin o inşaat malzemeleri kısmı; büyük planlar, toptan alımlar İş, tam on dört ay dayanıp sonra yerle bir olmuştu. İşin başından beri biraz eğri gittiği belliydi zaten.

Yüklü borçlar kalmıştı geriye. Elif o zaman bir kez teklif etti: Evi satalım, borçları kapatalım. Okan, Gerek yok, ben hallederim, dedi. Gerçekten de halletti ama vaat ettiği üç ayda değil, altı senede Parça parça, azar azar ödeye ödeye Elif altı sene hem öğretmenlik yaptı, hem ek işte çalıştı, hiç şikâyet etmedi.

Okan belgeyi alıp okumaya başladı.

Elif kendine soğumuş kahveyi doldurup içti.

Bir dakika, dedi Okan, sesi birden hafifleyerek, Burada diyor ki

Evet, dedi Elif.

Evin boşanma halinde sana ait olduğu…

Öyle.

Ama nasıl yani

Okan yeniden kağıda baktı, sonra öne eğildi.

Elif acele etmedi. Okusun, sindirsin. On beş yıl önce okumadığı o belgeyi şimdi dikkatlice inceliyordu.

Ya krediler? dedi Okan.

Onlar senin, iş borçları. Bak, dördüncü madde.

Okan sustu. O sırada ekranda bir mesaj yanıp söndü Asuman sormuştur, Naber? diye. Okan cevap yazmadı.

Elif

Evet?

Bilerek mi yaptın bunu? Özellikle mi sakladın?

Elif düşündü ve dürüstçe cevapladı:

Hayır. Ben hiçbir belgeyi atmam.

Gerçekten de öyleydi. Elif garantisi bitmiş çamaşır makinesi fişinden eski yıllara ait aile hekiminden alınan kağıtlara kadar saklardı. Titiz bir kadındı, ne yaparsın.

Okan kâğıda bakıp sonra camdan dışarı daldı.

Elif klasörü alıp kaldırdı, fincanı lavaboya koydu. Sonra döndü.

Okan Evet, birimizin başka bir yere taşınması lazım, dedi Elif. Haklısın.

Ardından kendi odasına gitti.

Okan mutfakta yirmi dakika, belki yarım saat daha oturdu.

Elifin umrunda değildi. Odanın zeminindeki kitapları üst üste koydu, camın kenarındaki sardunya saksısını kitaplığa taşıdı, dolabın tozunu aldı. Elini oyalayınca kafası çok dolanmıyordu.

Bir süre sonra Okan kapıda belirdi.

Elif.

Döndü baktı. Okan elinde o belgeyi tutuyordu. Sanki hayatını kurtaracak ya da tam tersi her şeyini götürecek bir evrak gibi bakıyordu.

Elif, bir dur, bağırıp çağırmadan konuşalım.

Tamam, dedi Elif. Sade, duygusuz bir sesle.

Yani bu sözleşme O zaman başkaydı, hiç düşünmezdik böyle şeyleri

Ne gibi?

Okan sustu. Lafı tamamlayamadı. Belki de, Böyle ayrılmayı asla düşünmemiştik demek istedi; ya da Bu belge bir gün hayatımızı değiştirir diye beklememiştim Ya da hiç düşünmemişti.

Noterde tastik edildi, dedi Elif. Her şey yasal. Geçenlerde de kontrol ettim.

Ne zaman?

Beş yıl kadar önce. Annemin mirası için görüşürken sormuştum. Devam ediyor, endişe etme, dedi. Unuttum gitti ta bugüne kadar.

Okan ona öyle bir baktı ki, sanki onca zaman içinde olup bitenleri yeni yeni anlıyor gibiydi.

Planlamış mıydın?

Tam düşündü.

Hayır. Ben sadece düzenli biriyim, dedi yine.

Okan mutfağa döndü, Elif onun odada gezindiğini, dolapları açıp kapadığını, sonra birden sessizleşip sonra yine bir şeyleri karıştırdığını duydu.

Yanına gitti.

Ne yapıyorsun? diye sordu.

Düşünüyorum.

Ne üzerine?

Cevap yok.

Elif mutfağa gidip kettleı çalıştırdı.

Okan, sana bir şey soracağım. Kafanda, nereye gideceğinle ilgili bir plan var mı?

Bakıştılar.

Sessizlik.

Tamamdır, dedi Elif.

Elif her şeyi anlamıştı. Okanın kafasında bambaşka bir senaryo vardı belli ki: Büyük laflar edecek, Elif gözyaşı döküp bir arkadaşıyla kalmaya gidecek, Okan evde kalacak. Sonra Asuman gelecek, yeni hayat başlardı. Her şey kolay, her şey mantıklı.

Ama Elifin o sakladığı ciddi belgeyle bütün denge sarsılmıştı.

Su kaynadı. Elif kendine çay koydu.

Ben bir yere gitmiyorum, dedi Elif. Burası benim evim ve ben burada kalmaya devam edeceğim.

Okan susuyordu.

Ben nereye gideyim şimdi

Asumana, hatırlattı Elif. Öyle demiştin. Beraber yaşamaya karar vermişsiniz.

Asumanı düşündü o an Elif. Ne kızgınlık ne merak; sadece ilgisizdi. Asuman, Okanın mezunlar buluşmasında biraz kadeh şarap, biraz eski anıların etkisiyle uydurduğu başka bir hikâyenin karakteriydi. Elif bu hikâyede fazlalıktı.

Okan atıldı:

Yani O tam karar vermedi galiba. Bu konuyu aramızda açmadık. O daha hazır değil henüz.

Elif fincanı sertçe masaya bıraktı.

Okan.

He?

Hem toplan git diyorsun, hem daha Asumanla ne olacağı belirsiz mi?

Sustu Okan. Yüzünden belli, aynen öyleydi.

Bazı adamlar önemli kararlar almayı çok sever Ama ayrıntılarda batarlar.

Elif kalktı, dolaptan kahverengi seyahat çantasını çıkardı, Okanın önüne koydu.

Al, dedi. İstediğini topla.

Elif.

Okan. Bir karar verdin, ben de bunu anladım. Artık uygula.

Okan çantaya bakakaldı. Ve o an bir şeyler kırıldı Okanın içinde.

Toparlanmak için gitti.

Elif mutfakta kaldı. Odanın içinde dolabın açılıp kapanma sesleri, komodinin çekmecesinin gıcırtısı, metal bir şeyin tıngırtısı (herhalde traş makinası) duyuldu.

Yirmi yıl. Bir valize sığan kadar eşyası vardı.

Bir saat sonra, Okan valizi elinde, kapıdaydı. Yüzünde vazgeçmeyen ama durumu kestiremeyip hazırlıksız yakalandığı için bozulan bir ifade vardı.

Elif Sana ulaşırım.

Olur, dedi Elif.

Resmi evrak, boşanma işleri falan

Ara, konuşuruz.

Okan biraz daha bekledi. Sanki gözyaşı, kavga, yalvarış, eskiye dönüş bekliyordu. Ama hiçbir şey olmadı.

Okan kapıyı açıp çıktı.

Üç hafta sonra Elif, yıllarca aynı okulda çalışmış, dedikodunun kralı Oya Hanımdan Okanla Asumanın işinin pek yolunda gitmediğini öğrendi.

Asuman kardeşiyle birlikte küçük bir evde kalıyormuş; evde ablası, eniştesi, iki çocuk Hiç romantik değil yani. Okan orada kalmazmış tabii, gidip Kartalda yaşlı bir teyzeden küçük bir oda kiralamış; kadın misafir bile almasın istemiyor, sigara yasak, kurallar cabası.

Asuman bunu öğrenince Okana arka çıkmayı bırakmış. Meğer, her şeyini ardında bırakıp aşkla koşan adam daha cazipmiş. Gerçek hayatta ise bir valiz eşya, üstüne borç, üstüne kiralık oda. İlk aşk uzaktan güzel. Yakından pamuk helvası gibi dağılıyor.

Elif bunları dinledi, başını salladı, Oya Hanıma bir çay daha koydu.

E peki, sen nasılsın şimdi? dedi Oya Hanım. O hep istersen sonsuza kadar dertleşiriz bakışlı yüzüyle.

Fena değil, iyiyim, dedi Elif.

Gerçekten öyleydi. O üç haftada, daha önce hep ertelediği masaj kursuna yazıldı, üç senedir görüşmediği çocukluk arkadaşı Gamzeyi arayıp birlikte çay içmeye çıktı, dört saat lafladı. Yüzme havuzuna kayıt oldu. Küçük şeyler Ama hayat hep böyle küçük küçük şeylerle dolu işte.

Akşamları, evde huzur hakimken, Elif ara ara Okanı düşündü. Ne kızgınlık vardı ne başka bir şey. Sadece öyle, sıradan Bir gün kendini şu düşünceden alıkoyamadı: İyi ki kapıyı o açtı. Herhalde Elif, yıllarca açamazdı.

Duvarda hâlâ o kedili takvim vardı. Ocak, şubat ve yakalı sarman kedi Hepsi yerli yerinde duruyordu. Elif baktı ve sonunda, Bu ayı değiştirmek lazım, diye geçirdi içinden.

Sonra Acelesi yok dedi.

Rate article
Lifequest
– Eşyalarını topla, ilk aşkımla karşılaştım, dedi kocam. Ama bir saat sonra çantasıyla kapının önünde kendisi duruyordu.